HABER KIBRIS

Mal mübadelesi çok baş ağrıtacak!

21/12/2016

ads

ads

Eşref Çetinel


Eğer çözüm olursa uzun yıllar baş ağrıtacak sorunların en büyüğü “mülklerin” yeniden 1974 öncesi sahipleri yahut varisleri arasında “takas, iade, tazminat” yoluyla paylaşımları olacak.

Bir başka ifadeyle insanlar 42 yıldır sahip oldukları evlerinin, topraklarının, tesislerinin kısaca ötesi her çeşitten mülklerinin “Mal Tazmin Komisyonu” önünde pazarlıklarını yapacaklar!

Açıkça yazalım: Mülk sorununu çözmek için bundan daha berbat bir formül bulunamazdı! Önce olayın hukuki yönden “ilk kullanıcısı kadar (Rum) mevcut kullanıcının da (Türk) mülk üzerinde hakkı ve hukuku olduğu gerçeği vardır! Şöyle ki:

AB KARARLARI: Hukukçularımıza göre bugüne kadar AB İnsan Hakları Mahkemesinin “KKTC tapularının geçersiz olduğuna yönelik her hangi bir kararı yoktur.. Olsaydı KKTC’nin davalı sıfatıyla İnsan Hakları Mahkemesinde “neden tapu verdiğine” yönelik açıklamalar yapması gerekirdi. Bu yapılmadı. Öte yandan:

Demopoulos Kararı: Yine hukukçularımıza göre Türkiye’nin pasif davranışı nedeniyle Rum tarafının “Loizidu Davası” şu veya bu nedenlerle AB İnsan Hakları Mahkemesinden aleyhimize çıkan ilk karardır. Kararda “Barış Harekâtının haksız bir eylem ve TC’nin Kıbrıs’ta meydana gelen olaylardan sorumlu olduğu” belirtilmiş dolayısıyle Türkiye’nin Kuzey’deki Rum malları için tazminat ödemesi kararına varılmıştı..”

Fakat Loizidu davasının hemen ardından AİHM’de bu kez Demopoulos davası görüldü. Görüşülen Mal Tazmin Komisyonunun yeterli olup olmadığıydı. Yeterli olmaması halinde Rum davacıların doğrudan AİHM’ine başvurma hakları olacaktı. Nitekim davacılar 1974 öncesi tapuların geçerli olduğu iddiasıyla Mal Tazmin Komisyonuna her müracaatlarında mallarının iadesini istedilerdi. AİHM’si ise “bunun doğru olmadığını tüm malların iade edilmesini gerektirecek bir neden bulunmadığını ve Taşınmaz Mal Komisyonu kararlarının tatmin edici olduğu hükmüne vardıydı.”

Demopoulos kararının en çarpıcı ifadesi “bir taşınmaz malda sadece mal sahibinin değil, kullanıcıların da insan hakları vardır” demiş olmasıdır.

AİHM’si bu kararı ile Taşınmaz Mal Komisyonunun kararlarının doğru olduğunu kabul etmiştir. Fakat ayni zamanda AB üyesi olan tanınmış Rum Yönetimi zaten o bildik “politik dalavereleriyle” AİHM’si kararını ters yüz ederek KKTC tapularının geçerli olmadığını, KKTC tapularının sadece kullanıcı hakkını kapsadığını yayarak, sonuçta bugünkü “Mal Tazmin Komisyonunu” devreye sokacak “tazminat, takas, iade” formülünü getirdi. Buna göre Kuzey’deki KKTC tapulu Türk Kullanıcı, ilk kullanıcı Rum’a 42 yıl sonra “al tazminatını bırak bana malını” diyebilecek! Ya parası yoksa? “Çarnaçar iade edecek!

Pekala o mülk üzerinde inkişaf yapıldıysa? Yarın Türk halkını nasıl bir dolabın içine koyduklarını anlatmaya devam ederiz..

13. MAAŞ “HAVUÇ” DEĞİL BİR EKONOMİ GERÇEĞİDİR.

Gelip giden hükümetlerin çok ortak paydaları vardır ama hiç biri kamu çalışanlarına sunulan “13. maaş havucu mutabakatı” kadar kadim ve daim değildir!

Her yıl Aralık ayının 20. gününe geldi miydi sancılanmalar başlar. Hem devlet kademeleriyle Belediyelerde ve öteki kurumlarda çalışanlar hem de özel sektör dediğimizce çarşı pazarlar!

Kısaca 13. Maaş havucunu “yiyenlerle,” yiyenlerden nemalanan kesimler, hükümetlerin bir yıl boyunca başarıp yaratamadıkları “ekonomik seferberliğin” gönüllüleri ile fedaileri olurlar!

TARTIŞILIYOR: Tartışılan ise “özel sektör çalışanlarının çoğunlukla 13. maaş dışında bırakılmalarıdır.. Hatta “asli maaşının yarısı kadar maaşı bile yılbaşı şerefine vermekten kaçınan özel sektör çalışanlarının yakınmaları, tabi ki haklıdır! Kaldı ki:

Biliniyor: 13. Maaş kamu görevlilerinin cebinde kalmıyor, çarşı pazara akıyor! Bu nedenle her yıl “13. maaş havucunu” yiyen memur kesimi arabadan beyaz eşyaya, mobilyadan ötesi türlü çeşitli eşyalara kadar ihtiyacı olan her bir şeyi kredilerle alırken, sonrasında yıllar sürecek borç batağına saplandığı hatta ödeyemediği için mahkeme kapılarında süründüğü de malûmdur?

Malum olan bir diğer gerçek de şu anda ödemeleri yapılacak 13. Maaşın döviz vurgunundan dolayı kıymet’i harbiyesinin kalmadığıdır! Bu nedenle olacak medyaya verilen özel sektör reklamlarına bakıyoruz, geçmiş yıllardaki gibi “hadi gelin alın sonra ödersiniz” yollarında bonkörlük gösterileri yok! Olmasına da imkân yok çünkü eğer döviz vurgunu ile başlayan ekonomik kriz devam ederse ne 13. maaş alanları ne de 13. Maaştan nemalan özel sektörü ayakta tutmak mümkün olmayacaktır!

DOĞRUSU: Ülke ekonomisini 13. maaşın “verilsin verilmesin tartışmalarının” seviyesine indirmek değil; aksine çalışanların her yeni yılda çalışmalarının karşılığı olan hediyeleri seviyesine çıkarmak olmalıdır..” Hem de tümden tüm KKTC’de çalışanları kapsayacak şekilde…

KISACA TAKILDIKLARIM: (MAĞUSALI CTP’Lİ GENÇLERE…)

Memlekette şu anda kaç bin “dernek, birlik, inisiyatif” olduğunu bilmiyorum ama dört kişinin bir yere gelerek şu veya bu amaçlı “örgüt” kurduğunu biliyorum. Güzel bir olay diyorum! Ancak:

Ayakları yere basmayan, amaçları doğru olmayan; buna karşın ille de topluma mal edilmek inadında yapılan abuk sabuk işlere eyvallah demek de mümkün değildir! Mesela: Mağusa surlar içinden Yenikapı’yı çıkarken, aslında plansız programsız ekildikleri için “cangıl”dan farksız alanın temizlenmesi olayına, bu kez CTP’nin Gençlik Kolları daldı! Neymiş “koruluğa sahip çıkacaklarmış.” Oysa orada yapılan temizliklehem surlar bütünüyle ortaya çıktı hem de Mağusalı bir parçacık daha denizi görme şansı yakaladı.. (Aslında o alandaki “yeşil” değildi! “Pislikti!) Ha bir şeyler için mücadele edilecekse o alandaki “Kamyoncular Birliği” ile yapılmalıdır. Ki yıllardır orada araç gereçleri, hurdaları ve tamirhaneleriyle çevre kirliliği yaratıyorlar fakat hiçbir yetkili ve sorumlu (iki paralık oy uğruna olmalı) hatta kendilerine uyarıda bile bulunmuyorlar! 



TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems