HABER KIBRIS

Mal sahibi mülk sahibi… Hani bunun ilk sahibi?

11/12/2017


ads
ads

Hüseyin Ekmekci


Kıbrıslı Türkler, şimdi inşaat sektörü ile başka bir ekonomiye erişti.

İşini iyi yapan müteahhitler, ciddi paralar kazanıyor.

Mimarlar artık, “her kata dört daire, önünde bir araçlık park yeri” türü apartman yapılarını terk etti.

Mimari anlayış değişti.

Dünya ile rekabet edebilecek güzellikte çizimler yapılıyor.

Ruslar, İngilizler, İsrailliler, Türkiyeliler ve elbette Kıbrıslı Türkler bu güzel evlere ulaşabilmek için ciddi paralar ödüyor.

Lefkoşa’da  iki yatak odalı bir apartman dairesi 50 bin, 160 metrekare bir villa 140 bin sterlin seviyesin de. Metrekare arttıkça, fiyat da artıyor.

Girne’de 75 metrekare bir apartman dairesi 70 bin sterlinlere yükseldi. Villa bulursan alırsın…

Havuzu da varsa 300 bin sterlin…

Nasıl bir sektör?

İşini tam yapıyorsa eğer…

Müteahhidi…

Mimarı…

İç mimarı…

İnşaat malzemesi satıcısı…

Çevre düzenlemesi yapan.

Havuz bakımı yapan…

Şomine yapan- satan…

Ve elbette yüzlerce, binlerce işçi bu sektörden asgari ücretten başlayarak, maaşlar kazanıyor.

Ama işte gerçek: Rum malı

Ama bir gerçek var…

Rum malı üzerinde…

Dipkarpaz’dan başlayarak…

Sahili şöyle bir Yeşilırmak’a kadar gelin…

Önemli bir bölümü Rum malı…

Ve ciddi bir inşaatlaşma var.

İngiliz çift Oramslar’ın yaşadıklarını unutmadım.

Şimdi de, Kayım ailesi mahkemede…

“Rum malına, Esentepe’de inşaat yaptıkları” için, Rum vatandaş mahkemeye başvurdu…

“Mal benim” diyor…

“Boşaltın” diyor…

“Tazminatımı ödeyin” diyor…

“Malı bana iade edin” diyor…

Nasıl çıkılacak içinden?

Bir an Rum olmadığını düşünün…

Başkasının arazisi…

Başkasının malı…

İnşaat yapabilir misin?

Başkasına satabilir misin?

Hayır, yapamazsın.

Hukuk devreye girer.

Ama, 1974 sonrası, Kıbrıslı Türklerle Rumlar arasında “mal hukuku” darmadağın.

Ne güneyde Türk malı kaldı doğru dürüst…

Ne de kuzeyde Rum malı.

Üç- beş dağ köyü öylece duruyor güneyde…

Sahillere indikçe…

Baf- Larnaka- Limasol, ciddi bir talan var.

“Kamulaştırma” adı altında ciddi bir Türk malı, el değişti.

Neymiş?

“Çözüm olursa tanzim edilecek…”

Kuzeyde ise, “hukuk” zemini tamamen ortadan kalktı.

Rum malına “koçan” verildi.

Kuzeyde “karış Rum malı” kalmadı…

Üzerine de, “çözümle kuzeydeki Rum malına ne olacağı” bilinmiyor.

Güneyde, Türk malı başka biri üzerine koçan edilmedi.

Ama kuzeyde, İTEM yasası ile birlikte, bırakınız koçan düzenini…

Malların sınır düzeni de darmadağın.

“İki ayrı devlet” ama nasıl?

Peki…

Nasıl gelişecekti Kıbrıslı Türkler…?

Artan nüfusun ihtiyacı nasıl karşılanacaktı?

Rum malı olduğunu bile bile;

Ev yapanlar…

Otel yapanlar…

Site kuranlar…

Apartman dikenler…

Gün gele bir çözümle, “malın değerini Kıbrıslı Rum’a ödeyeceğini biliyor mu?”

Evet biliyor.

Bu nedenle, ne diyoruz?

“Kıbrıs sorunu sadece mal- mülk sorunudur. O çözülürse, sorun da çözülür…”

Çünkü, Güneydeki Rum’a “Kuzeydeki malına döneceksin” dendi…

Kuzeydeki Türk’e de “Güneydeki malını iade et, kuzeydeki mal senin” dendi.

Ekonomi de böyle böyle gelişti.

“Vatandaşta suç aramak” yerine, olaya “siyasi temelde bakmak” gerekiyor.

Gidişat belli.

“İki ayrı devlet” olacak.

Gönlüm, “iki kurucu devletten yana” ama…

Zaman bunun lehine işlemekte.


Ne yapacaktı vatandaş?

orams

Olaya bir de böyle bakmak gerekiyor…

Siyaset eliyle bilinçli bir düzen kuruldu.

Nüfus politikaları uygulandı.

Mal- mülk politikaları uygulandı…

Turizm ve eğitim sektörü üzerine bir ekonomi inşa edildi.

Ülkeye “talep” arttı.

Avrupa’nın, Rusya’nın, İsrail’in ve elbette Türkiye’nin emeklisi akın etti.

Kıbrıslı Türk, “merkezde iş için, sahil bölgesinde hafta sonu için” ev aldı, birikimini harcadı…

Bu tabloda da “inşaat” sektörü gelişti.

Kapalı ve izolasyon altında tutulan ekonomi ancak böyle ayakta kaldı.

Çözüm gecikti…

Böyle oldu…

Şimdi, “vatandaş” davalarla, baskılarla karşı karşıya…

Kayım ailesine açılan dava ilerlerse, peşi sıra yüzlerce Türk’e daha dava açılmasının önüne geçilecek.

Rum yargısı olaya “salt mal” üzerinden bakmakta…

Bunu Orams ailesi davasında kanıtladı.

“Ortada Rum’a ait bir mal, bunu bilerek satın alan bir aile var” dendi ve olay İngiliz mahkemelerine kadar taşındı…

KKTC mali yapısı da aileden talep edilenleri karşılayacak noktada değildi.

Kimse, “e ama zararı ben karşılarım” diyemedi.

İngiliz alıcılar da dava sonrası adayı terk etti…

Türk yatırımcılar da başka ülkelerden alıcılara yöneldi.

Arap ülkelerine dahi ev satıyoruz şimdi…


 

Taşınmaz mal Komisyonu…

Tabii ki, en iyi formül de buydu: Taşınmaz Mal Komisyonu…

Kıbrıslı Rumların, kuzeydeki malları için, kuzeydeki iç hukuk yolunu tüketecekleri bir formül bulundu.

Başvur Taşınmaz mal Komisyonu’na…

Takas, tazminat…

İşini çöz.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde “yüzmilyonlarca Euro” ceza ödemektense…

Kuzeydeki Rum mallarını TMK üzerinden çatır çatır satın alıp Türkleştiriyor.

O da başka komplikasyon yarattı.

Açıkgözler, kullandıkları Rum mallarını, “sahiplerini güneyde bularak” başvuru yaptırdılar ve hukuk büroları üzerinden ciddi paralar kaldırdılar.

Parasını Türkiye ödedi, avukatlar komisyonlarla zengin oldu.

Bu da fark edilince…

Sistem yavaşladı…

Şimdi, “Kıbrıslı Türklerin de malın değeri üzerinden bir meblağ ödemesi” noktasında tıkanıklık var.

Gerçek şu…

Her Kıbrıslı Türk, gün gele çözüm olursa, “üzerinde olduğu mala bir değer ödeyeceğini” biliyor.

Ama kendisi ödeyecek, ama uluslar arası bir finansman…

Konu bu…

Bu gerçeği bilen herkes, “çözüm sonrası bunla yüzleşmeye” hazır…

Peki Rum mahkemelerinde yargılanmaya hazır mıyız?

İşte orada ciddi bir “kavga” yaşanacak…

KKTC Cumhurbaşkanlığının da tüm gücü ile burada devrede olması gerekiyor…

Bu gidişle, çözecek bir Kıbrıs sorunu da kalmayacak…

Mahkemelerde hesaplaşacağız…



TAGS: hüseyin ekmekçi
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems