HABER KIBRIS

Mesele yalnızca Kıbrıs'ta çözüm değil ki

30/10/2016

ads

ads

Cenk Uzunoğlu


Kıbrıs’ta batı adına hesap hatası yapmak hem Türkiye ile yakınlaşan hem de Rum tarafıyla geleneksel ve ekonomik bağı olan Rusya’nın elini güçlendirir endişesi bir yerlerde emin olun değerlendirilmektedir.

Konu düşünüldüğü üzere yalnızca Kıbrıs’ta çözüm değil, Rusya’nın Doğu Akdeniz’de artan etkinliğine ve batı ile gerilen Türkiye ilişkilerine rağmen Kıbrıs’ın güvenli bir enerji koridoru olup olamayacağıdır.

Bu güvenliğin sağlanabilmesi için gaz şirketleri ile sigorta şirketlerinin ek güvence istemesi ‘’yeni Kıbrıs’ın’’ NATO üyeliğini de gündeme getirmesi kuvvetle muhtemeldir.

****

Kıbrıs’ı yakın gelecekte bekleyen olasılıklardan biri olası çözümsüzlük durumunda hayal kırıklığının getireceği çatışma ortamıdır.

Diğeri de çözüm sonrası doğu Akdeniz’de güvenli enerji koridoru yaratılamaması durumunda, adanın NATO’nun güvencesi altına girerek bunu sağlamaya çalışma ihtimalidir.

Türkiye’ye rağmen bunu yapmaya çalışmanın yaratacağı risklerin de ayrı bir çatışma ortamını içinde barındıracağı da bir gerçektir.

Bu çatışmayı ertelemek adına adadaki statükonun devamı ile özellikle Türkiye de siyasi iklimin oluşmasını beklemek de hala daha güçlü bir olasılıktır.

Burada parantez açıp geçmişten bir olayı çağırışım yaptığı için hatırlatmakta fayda vardır. 12 Eylül 1980 darbesinin olmasının ilk anda ön plana çıkmayan en önemli sebebi Yunanistan’ın NATO’ya dönüşünün Türkiye tarafından veto edilmemesine zemin hazırlayacak siyasi iklimin oluşturulmasıydı.

****

Konuya yalnızca, Türk ve Rum/Yunan taraflarının söylediklerine bakarak odaklanmanın yeterli olacağını düşündüğümüz bu günlerde ABD’nin Kıbrıs’a yaklaşımını tekrar hatırlamakta fayda var.

Hillary Clinton Başkan olduğu takdirde, Dış İşleri Bakanı olması muhtemel Joe Biden’ın, Başkan Yardımcısı olarak 2014’te adaya yaptığı ziyaretinde üç önemli mesajı vermişti.

Bunlardan birincisi ‘’enerji (Avrupa’nın Rusya’ya olan bağımlılığını kastederek) Kıbrıs sorununun çözülmesinden daha önemli’’ olduğuydu.

Diğeri Rum muhataplarına söylediği, ‘’bölgeyle ilgili enerji planlarının, Türkiye ile de Türkiyesiz de ilerleyebileceğiydi”.

Üçüncüsü de adadan ayrılmadan önce sarf ettiği son sözleriydi, ‘’Kıbrıslıları Tanrı’nın kutsadığı ABD’nin müttefiki ülkeler grubunun olduğu şemsiyenin altına girmek isteyip istemediklerini düşünmeye davet ediyorum’’. Bizim derdimiz bize yeter diyerekten tam olarak hangi şemsiyeyi kastettiğinin üzerinde de nedense her iki tarafta da pek durulmadı.

Kıbrıs sorunun çözümündeki Amerikan Devletinin stratejik önceliklerini özetleyen bu üç cümleyi, çözüm olacak mı diye yorumlamaya çalıştığımız bu günlerde aklımızın bir köşesinde tutmakta fayda vardır.

Türkiye’nin Kıbrıs’ta nereye kadar esneyebileceği ile birlikte esas olarak Ortadoğu’da ve Rusya ile olan ilişkilerinde de nereye kadar ilerleyebileceği birlikte değerlendirilmektedir. 15 Temmuz sonrası, Batı bölgedeki kendi çıkarları karşısında Türkiye’nin yapacağı tercihleri de görmek ve iyice anlamak istemektedir.

Çözümün geri dönüş hesabı, 15 Temmuz da batının yaptığı ciddi hata sonucunda yeni oluşan yakın Türk-Rus ilişkisi dikkate alınarak yapılmak zorundadır.

Dikkat ederseniz defaten konuşulmuş olsa da muamma olan bir konu da ‘’ağabeylerin’’ ellerini cebe attıklarında ne verebilecekleri konusudur.

Şimdilik adını koymadan bilinçli olarak yalnızca güvence verilmiştir.

Masada anlaşılsa bile toprak ve mülkiyet konusunu ABD öncülüğünde ciddi bir mali destek olmadan çözmek mümkün değildir.

Kıbrıs’ta çözümün karşılığını alabileceği siyasi iklimin oluşmadığı ortamda mali desteğin verileceğini beklemek son derece naif bir yaklaşım olur.

ABD’nin doğu Akdeniz’deki hedeflerine ulaşabileceği siyasi iklimden emin olması için mutabakatsızlıkların görüşmeler yoluyla not edilmesine devam ve paranın cepte kalması sonucunu doğurursa şaşırmamalı.

Rum’un takvime dayalı müzakere ve hakemliğe sıcak bakmaması yalnızca Rum’un isteği değildir.

Görüldüğü üzere Kıbrıs’taki mesele de yalnızca çözüme ulaşmak değildir.

 

''Enerji (Avrupa’nın Rusya’ya olan bağımlılığını kastederek) Kıbrıs

sorununun çözülmesinden daha önemlidir’’ - ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Mayıs 2014 Kıbrıs ziyareti.



TAGS: kıbrıs, joe biden, cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems