Erdoğan, ne yaptığını çok iyi biliyor
22/02/2012
Hasan Hastürer
Ne kadar ilginçtir... Bizim siyasal yaşamımızda her dönemde Ankara’nın kimi desteklediği, kimden yana olduğu, kimi istediği hep merak edildi.
Bazıları bu merakı kendince yaklaşımlarla gidermeye çalıştı.
Rauf Denktaş’ın aktif siyasi ömrü Ankara ile yolları ayrıldığı zaman sonlandı.
Rauf Denktaş, Cumhurbaşkanlığı’nda ısrar ederek Erdoğan ve partisi AKP ile çatışmak istememişti.
Dr. Fazıl Küçük de Ankara’dan vize alamadığı için Denktaş karşısında “havlu atmamış mıydı?”
Ne kadar ilginçtir... Bizim siyasal yaşamımızda her dönemde Ankara’nın kimi desteklediği, kimden yana olduğu, kimi istediği hep merak edildi.
Bazıları bu merakı kendince yaklaşımlarla gidermeye çalıştı.
Rauf Denktaş’ın aktif siyasi ömrü Ankara ile yolları ayrıldığı zaman sonlandı.
Rauf Denktaş, Cumhurbaşkanlığı’nda ısrar ederek Erdoğan ve partisi AKP ile çatışmak istememişti.
Dr. Fazıl Küçük de Ankara’dan vize alamadığı için Denktaş karşısında “havlu atmamış mıydı?”
***
Zaman zaman arşivi karıştırıp yıllar önce bugünlerde ne yazmışım, diye bakarım...
Dün akşam da baktım yine.
Dokuz yıl önce 22 Şubat 2003’te “Erdoğan, ne yaptığını çok iyi biliyor” başlıklı yazımı okurlarla buluşturmuşum.
Hadi o yazıyı bugün bir kez daha okuyalım.
Hem o günlerden bugünlere gelirken nelerin yaşandığını hem de bundan sonra nelerin yaşanabileceğini düşünerek okuyalım:
***
“Ticaret Odası Başkanı Ali Erel ve arkadaşları AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü.
AKP’nin Kuzey Kıbrıs’ta siyasi akrabası olarak nitelenecek bir parti yoktur.
UBP o parti olabilirdi. UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, izlediği siyasi çizgiyle, siyasi akrabalık bir yana derinlikli iş birliği fırsatını da yitirdi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dış politikada ne denli kaybetme yönünde bir tercih ortaya koymuşsa Derviş Eroğlu da iç politikada benzer bir tercihi yapmıştır.
Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ı ilk günden beri tüm kesimleriyle bir bütün kabul ediyor. Muhalefetle görüşmek için Rauf Denktaş ya da Kıbrıs’la ilgili derin kadroların izin ya da onayını istemiyor.
Oldukça açık bir yaklaşımla herkesle görüşüyor.
Görüşmelerinde kapı kapandıktan sonra içeride söyledikleri hep benzerdir. Yani Erdoğan, Kıbrıs’la ilgili ne istediğini çok iyi biliyor.
Çok iyi bildiği sadece Kıbrıs konusunun özü değil, aynı zamanda Kıbrıs konusunun kendisinin ve partisinin geleceği bakımından taşıdığı önem ve ağırlıktır.
Biliyor ki Kıbrıs sorunu çözüme ulaşmadığı sürece Türkiye’nin önü Batı’ya dönük açılamaz. Türkiye’nin hiçbir sorunu Kıbrıs sorunu çözümlenmeden çözüme ulaşamaz.
Türkiye’ye gerçek anlamda, bugünkünün ilerisinde bir demokrasinin gelmesinde de Kıbrıs sorununun çözümü tarihi bir işlev yerine getirecektir.
Bir kere Kıbrıs sorunu çözümlenmeden Türkiye, AB yolunda ileri adım atamaz. Türkiye, AB’ye uyum paketi içinde Batılı anlamda demokrasi için mevcut olumsuzlukları çok daha kolay, çok daha sancısız geride bırakabilir.
Erdoğan, bunu çok iyi biliyor.
* * *
Ticaret Odası’nın Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmeyle ilgili dün (21 Şubat 2003) yayımladığı basın açıklamasında Erdoğan’ın söylediklerinin özeti aynen şöyle veriliyor:
‘Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da yaptığı cevabi konuşmasında, Ticaret Odası heyetini kabul etmekten duyduğu memnuniyetini dile getirdi.
Kıbrıs sorunun çözümünün gerçekleşmesini istediklerini ve bu konuda ciddi gayretler gösterdiklerini söyleyen Erdoğan, Annan Planı ile ilgili olarak %29 artının zaten Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından daha önce kabul edildiğini dolayısıyla Annan Planı’ndaki %28.2-28.9’luk oranın sorun yaratmayacağını belirtti. Karpaz’ın Türk parça devletinde kalması ile ilgili hassasiyetlerinin karşılanacağını beklediklerini, asker sayısı ve garantiler konusunun da Yunanistan’la müzakere edip sonuçlandırabileceklerini kaydeden AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, sorunun 16 Nisan öncesi çözülmesinin çok önemli olduğunun altını çizdi.
Kıbrıs konusu ile Türkiye’nin AB üyeliğinin ilişkili olduğunu her gittikleri toplantıda Kopenhag kriterlerinde olmamasına rağmen Kıbrıs sorununun çözülmesi gerektiğinin önlerine konulduğunu söyleyen Erdoğan, siyasi eşitliğe dayalı, Bir çözümün sağlanması konusunda ümitli olduğunu, siyasetin sorunları çözme sanatı olduğunu, çözümsüzlük çözümdür yaklaşımına inanmadığını bir kez daha vurguladı.’
* * *
Bazıları Recep Tayyip Erdoğan’ın temaslarını ve açıklamalarını AKP Hükümeti’nden soyutlamaya çalışırlar. Bunu yapanlar bile Erdoğan’ın hükümetten soyutlanamayacağını çok iyi biliyorlar.
3 Kasım seçimlerine giderken AKP oy verenler, ‘Tayyip’e oy vereceğiz’ diyerek oy vermişlerdir. Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin sadece başkanı değil aynı zamanda lideridir. Gücü salt başkanlıktan beslenmiyor.
Çok geniş bir cepheden yapılan saldırılara karşılık Erdoğan, sağlam duruşunu koruyor.
Rauf Denktaş’a kendi konumundan mektuplarını gönderiyor. Denktaş’ın göndermelerini de kendi stilinde istediği gibi karşılıyor.
* * *
Kıbrıs’ta yıllardır çözümsüzlük çözümdür diyerek zamanı aleyhimize katledenlere karşılık Erdoğan her fırsatta, siyasetin sorunları çözme sanatı olduğunu öne sürüyor. Bunun açılımı sorunları çözemeyen siyasetçinin başarısız olduğu, siyaset sanatında sınıfta kaldığıdır.
Normal okulda olduğu gibi siyasette de sınıfta kalınabilir. Öğrencinin ne denli öğrenme sorunu olursa olsun 1-2 tekrarla sınıfı geçmesi gerekir. Bu siyasette de geçerlidir. Başarısızlığını başarı diye sunarak siyasi ömrünü uzatan siyasetçilere teslim olan, geleceğini teslim eden toplumların mutlu sona ulaşması olası değildir.
İşte bu noktada Erdoğan, Türkiye siyaset yaşamında pek çok karizmatik politikacının defterini dürerek yeni bir sayfa açarken Kıbrıs’ta da çözüm ve geleceğe açık politika ısrarlarıyla bir biçimde o temizliğin kaplama alanını genişletiyor.”
Günün sözü:
Işık yanmadan karanlık yok olmaz
- Yirmi birinci yüzyılın köle diyarı...
- UBP’de sular, durulma yoluna girer...
- Bir kişi daha eksildik... Nurlar içinde uyu Münire öğretmen...
- Pasaport işlemi yapan Türk polisinin anımsatması...
- 'YÖDAK’ta yokluk ve sıkıntıları mazeret yapmadım…'
- Rekabet edebilirlik ve kaliteli eğitim vazgeçilmezdir
- Bizim hava yolumuza ihtiyacımız vardır…
- Zengin iş adamı karşısında, zavallı fakir devlet…
- Yerel yönetimler de rotasız…
- Vatandaşın derdi ve öncelikleri farklı olunca…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız

















































































































































