Kırılma noktası arayışı
24/01/2012
Cenk Uzunoğlu
Ankara para musluklarını CTP iktidarının son döneminden itibaren sıktığından için Kuzeydeki siyasette tıkanma yaşanıyor.
Halkın işi zorlaştığı gibi siyasetçinin de işi zorlaştı.
Siyaseti arkasında kalıcı bir şey bırakmak için değil, siyaset yapmak için yapanların güç gösterisi ve ego tatmini eksersizleri yapması zorlaştı.
Bunun sonucu da anlamsız bir tepişmedir gidiyor siyaset yapmak adına.
İktidar partisindeki iç mücadele Bakan olma, devletle iş yapmak isteyenlere arka çıkma ve memur yazdırma yarışına dönüştü.
Güç gösterisi ve ego tatmin araç ve göstergeleri bunlar.
Siyasetçi ve halk nezdinde giderek siyaset yapmak bu kriterlere indirgendi.
Bunun ötesinde altı doldurulmuş fikri bir mücadele var mı?
Ankara’nın doğru veya yanlış uygulamaya koyduğu ekonomik politikasından milim kımıldamaya niyeti yok. Kendilerince rakamlarla çalışılmış bir plan var.
Ankara ekseninde durum böyleyken, iktidar ve iktidar partisindeki muhalifler gibi muhalefet de ortaya farklı ve ayrıştırıcı politika koyamıyor.
Bundan dolayı olacak geçtiğimiz hafta sonu yapılan Ticaret Odası genel kurulunda bu noktaya işaret edilip muhalefetten ortaya görüş koymaları istendi. Fikri tıkanıklığın farkındalar muhalefete görevlerini yapmaları için çağrıda bulundular.
Muhalefet de arkasına kitleleri alabilecek fikren ayrıştırıcı, iktidarın uyguladığı ekonomik politikayla yarışabilecek Ankara’yı da değişiklik yapmaya ikna edecek bir fay hattı oluşturamıyor.
Birincisi böyle bir program hazırlamak ciddi bir çalışmayı gerektirir. İkincisi de ortaya konulsa buna inanılmayacağı düşünülüyor.
Bu konuda yanılmıyorlar çünkü halktaki algı bu yönde.
Meclisteki partilerin, vekillerin ve parti başkanlarının büyük bir bölümü iktidarda bir şekilde son 7-8 yılda yer almış. Bir tek TDP yer almamış.
Hiç kimse karşı tarafı eleştirecek durumda değil.
Eleştiri getirenlerın kendilerinin ayni makamlarda olduğunda da ayni durumun olacağına dair bir algı oluşmuş halk nezdinde.
Fikren siyaset yapabilmek için geriye tek bir kırılma noktası kalıyor o da Kıbrıs sorununun çözümünde ortaya çıkacak olan görüş ve plana sağ ve sol kesimin ne diyeceği. Bu noktada tabii ki Türkiye’nin tavrından sonra ne diyeceği diye ekleme yapmak lazım.
İç siyasette kırılma noktası Kıbrıs görüşmelerinde ortaya çıkacak olan görüş ve planlarla şekillenebilir.
Greentree sonrası Annan planı benzeri bir anlaşma metni ve arda kalanların da karar verileceği bir konferans söz konusu olursa UBP ve DP nasıl bir pozisyon alır? Daha da doğrusu UBP ve DP’nin içindeki unsurlar nasıl bir tavır takınır?
Hem Cumhurbaşkanlığını hem de İktidarı elinde tutan UBP bundan nasıl etkilenir?
İrsen Küçük’ün tavrı ne olur?
Bir iki hafta önce Başbakan İrsen Küçük’ün Rum gazetesine verdiği beyanat bundan dolayı enteresan bir sinyaldir. Araya Denktaş beyin vefatı girince pek üzerinde durulmadı. Yanlış anlaşıldı diye geçiştirildi.
Eroğlu sonunda Talat’ın evet diyeceğinden emin olunan anlaşma şartlarına Ankara’nın baskısı ile kendisi evet derse iç siyaset bundan nasıl etkilenir?
Bu noktada Serdar Denktaş’ın tavrı daha da önem kazanıyor.
Anlaşma olsun ya da olmasın görüşmeler sonrasında dikkatle izlenmesi gereken yorumlar olacak.
Yarın başlayacak olan görüşmeleri yalnızca Kıbrıs sorununun çözümü açısından değil iç siyasette oluşturma ihtimali olan fay hattı olarak da izlemek lazım.
Kuzeyde siyasette halkı arkasına takıp ikna edecek ve sürükleyecek söylem sıkıntısı var. İktidarı da muhalefeti de sıfırı tüketti ve reel anlamda siyasetin sonuna gelindi.
Siyasette kişisel çıkar çatışmasından dolayı ortaya çıkan farklı olma ihtiyacını Kıbrıs sorununun çözümünde farklılaşarak ortaya koymak arayışı olacaktır. Bunu hem siyasetçi hem de halk için enerji boşalmasına sebep verecek tek seçenek olarak görüyorum.
Bunun sonucunda içine UBP, DP, ORP ve DGP’yi alacak iki farklı oluşumun çıkma olasılığı ve bu oluşumlara soldaki partilerden de Kıbrıs sorununun çözümü kriterine dayanarak arayış içerisindekilerin katılımının olma olasılığını göz ardı etmemek lazım. Bu varsayım doğal olarak Türkiye’nin taviz verme ve bu sorunu çözme yönünde baskısının olmasıyla oluşacağını varsayıyorum.
Rum tarafı bizdeki bu görüntüyü kullanmak için kendilerince risk alıp çözüm yönünde sürpriz adım atarsa ben şaşmayacağım.
- Denetim ve kontrol yarattığı algı kadar güçlüdür!
- Varlığımız var ağırlığımız yok siyaseti!
- İlk adım atılsa…
- İç siyasetteki “egemenler” onurlu çıkış kapısını bulabilir mi?
- Ara çözüm denense nelere yol açar?
- Başarının resmini hangi olguların oluşturacağı bellidir ama…
- Kıbrıs üzerinden ''milliyetçilik'' daha ne kadar sürdürülebilir?
- İngilizce veciz bir kelimenin düşündürdükleri
- Gönülden geçeni değil rasyonel olanı konuşabilmek
- Konjonktür neyi işaret ediyor?
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































