Advertisement

Advertisement

Önce niyet, sonra görüşme...

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
27/01/2012


Hasan Hastürer Hasan Hastürer


Kıbrıs sorununun yürekli siyasi liderlere gereksinimi vardır.
Cesur liderler eş zamanlı olarak müzakere masasında buluşup, yüreklilikle bir anlaşmayı sağlamazsa, yüz sene daha çözüm olmaz.
Ayrılık kalıcılaşır.
Çözüme imza atma cesareti göstermeyen liderler dolaylı olarak çözümsüzlüğe imza attıklarını da bilecek.


Bu gidişle Kıbrıs sorunu, federal zeminde bir çözüme zor ulaşır.
Bunu söylemek, kötümserlik değil, gerçeğin tanımlanmasıdır.
New York’taki buluşma da pozitif anlamda bir işe yaramamıştır.
Eylül 2008’de dönemim KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve yeni seçilen Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı Dimitris Hristofyas’ın başlattığı müzakere süreci bir anlamda sona geldi.
23-24 Ocak tarihlerinde Greentree’de yapılan görüşmelerden sonra yapılan açıklamalara bakıldığı zaman yakın bir gelecekte tıkanıklığın aşılıp, çözüme ulaşılması çok zayıf bir olasılık.
Hatta öyle bir olasılık yok gibi.
***
Dün KKTC’nin 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la konuştum.
2008’de Hristofyas’ın Güney’de Başkan seçilmesinden sonra bir araya geldiklerinde Mehmet Ali Talat, Hristofyas’a ikisinin çözüm için bir şans olduğunu, kendilerinin çözümü sağlayamaması durumunda adanın kalıcı olarak bölüneceğini söylediğini aktardı.
Hristofyas, “Ama sen 2008’de çözüm diyorsun. Bu mümkün değil” demiş.
... Ve Talat, anında görüşünü ortaya koymuş: “Kıbrıs sorunu yıllardır görüşülüyor. Tarafların ne istediği, neyi kabul ettiği ya da etmediği belli. Bu noktadan sonra gereksinim iradede ve cesarettir. İrade ve cesareti gösterirsek sorunu çok kolay çözebiliriz.”
O gün Hrsitofyas, kafasındaki hedef tarihin 2013 olduğunu da söylemiş.
***
2008’de Talat ile Hristofyas arasında geçen iletişimde Talat’ın söylediği bence de en doğru olandır.
Tarafların karşılıklı olarak ne isteyip ne istemediği ortada.
Ya da samimi olarak masaya oturulup “al-ver”le uzlaşı noktasına varılacak, ya da “biz Kıbrıslılar bu işe halledemedik, siz bize adil yaklaşımla çözüm empoze edin” denecek.
Özellikle Hristofyas, “Kıbrıslı çözümün” altını sık sık çizmektedir.
Bu satırların yazarı olarak ben de Kıbrıslı çözümden yanayım.
Yürekten de Kıbrıslı çözümü istiyorum.
Ama işte tablo ortada.
Senelerdir, kendi ev ödevimizi yapamıyoruz.
Talat ve Hristofyas’ın görüşme masasında buluşması tarihi bir fırsattı.
O fırsatı da harcadık.
***
Hristofyas, New York görüşmeleri sonrası öz olarak, “Taraflar pozisyonlarında ısrarcı olduğu için mesafe alınamıyor” dedi.
Bu görüşmelerde taraf anlayışı terk edilip “kazan kazan” değil “ortak kazanım” için çaba harcanmadığı sürece asla çözüm bulunamaz.
Bulunur gibi olsa da asla geleceği olan bir çözüm olmaz.
Kıbrıs sorununa çözüm için masaya oturanlar iki tarafın “dava avukatı” anlayışından uzak yaklaşım içinde olabilmelidir.
Bütün mesele bunu başarabilmektir.
***
Özellikle 1974 sonrası adada oluşan yapının 37 yılı geride bırakması doğal olarak çözümü zorlaştırmıştır.
Aksini kimse iddia edemez.
Rum tarafı aradan geçen bunca yıla karşılık 1974’le oluşan yapıyı hazmedemiyor.
Hazmedilmesi kolay da değildir.
Çünkü 1963 Aralık sonundan, 1974 20 Temmuzuna gelene kadar adada Rum egemenliği, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Rum işgali vardı.
Dişlerini sıkıp 15 Temmuz’da darbe yapmasalardı, Kıbrıslı Türklerin işi çok zordu.
Kendi hataları Türkiye’yi adaya getirdi.
Dengeler bozuldu.
O güne kadar adam yerine koymadıkları Kıbrıslı Türkleri, Türkiye’nin tokadı sonrası adam yerine koymak zorunda kaldılar.
Bulunacak çözüm nereden bakılırsa bakılsın 1974’te adada oluşan yapıyı meşrulaştıracaktır. Bunu tüm Rum liderler çok iyi biliyor.
Ancak şurası da bir gerçek bugün çözüm olmazsa gelecekte şartlar Kıbrıslı Rumlar için daha da ağırlaşacak.
Bugün Güney Kıbrıs’a geçmesine izin vermediği KKTC vatandaşlarından biri KKTC Cumhurbaşkanı olacak ve onunla Kıbrıs sorununu konuşacaklar.
***
AKEL’in tarihi günahlarından biri Annan Planı’na EVET dememekti.
Rum tarafı da EVET deseydi Annan Planı, uygulanacak, adadaki askeri varlık sayısal olarak ciddi anlamda azalacak, pek çok Rum kendi evlerine, topraklarına dönecek, adanın bütününe yönelik nüfus hareketi kontrol altına alınmış olacaktı.
Buna Annan Planı’na EVET diye ben mi engel oldum...
***
Kıbrıs sorununun yürekli siyasi liderlere gereksinimi vardır.
Cesur liderler eş zamanlı olarak müzakere masasında buluşup, yüreklilikle bir anlaşmayı sağlamazsa, yüz sene daha çözüm olmaz.
Ayrılık kalıcılaşır.
Çözüme imza atma cesareti göstermeyen liderler, dolaylı olarak çözümsüzlüğe imza attıklarını da bilecek.
***
Gelinen noktada BM Genel Sekreteri’nin yerinde olsam tarafların niyetini bağlayıcı şekilde ortaya çıkaracak çok özlü birkaç soru hazırlar ve sorardım. Niyetleri varsa devam edip çözümü sağlardım. Niyetleri yoksa, Barış Gücü askerlerini adadan çekip ardından, başınıza ne gelirse çekin, derdim.
BM bu restin ucunu göstersin, o zaman kimin naz yapabileceğini hep birlikte göreceğiz.
... Son olarak şunun da altını çizeyim, SONUÇSUZ GÖRÜŞMELER BARIŞÇIL YAKLAŞIMLARI DA OLUMSUZ ETKİLER. SONUÇ ALMA NİYETİ YOKSA BARIŞÇIL BİR YÖNTEM OLAN GÖRÜŞME YÖNTEMİNE DE TECAVÜZ EDİLMESİN.

Günün sözü:

Lider, hem akıllı hem cesur olandır

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Hasan Hastürer

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.