Taksit taksit BM planı
26/01/2012
Mete Tümerkan
Ban Ki Moon düdüğü çaldı ve parametreleri netleştirdi.
Artık Kıbrıslı sürece takılacak BM serumu ile birlikte, ‘taksit taksit BM planı’ uygulanacağı yeni bir aşamaya girdik.
Böylece Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere sürecinde bir aşamayı daha geride bıraktık.
BM Genel Sekreteri Ban ki Moon yeni aşamada oyunun son safhasındaki kuralları ortaya koyarak takvimi ve BM’nin artacak etkisini netleştirdi.
Artık önümüzde ucu açık bir müzakere süreci yok.
Ve gelinen aşamada liderler Mart ayı sonuna kadar ‘yürütmenin seçimi’, ‘vatandaşlık’ ve ‘mülkiyet’ konularında ilerleme sağlama amacıyla yoğunlaştırılmış müzakerelere devam edecekler.
Mart ayı sonunda ise BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’in olumlu rapor vermesi halinde, Genel Sekreter Ban, Nisan ayı sonunda, ya da Mayıs başında gerçekleşecek taraflı konferans için çağrı yapacak.
Ama rapor olumsuzsa da bu iş bitecek. Kıbrıslı süreç sona erecek.
Aslında bu Rum lider Hristofyas’ın korkulu rüyası; çünkü bu sürecin mimarı da o.
Ama öte yandan sürecin böyle bir noktaya gelmesinde Rum Lider Hristofyas’ın olumsuz ve uzlaşmaz tutumunun etkisi oldu.
RUM LİDER ÖNERİ SUNMADI TÜRK TARAFININ ÖNERİLERİNİ DE REDDETTİ
Greentree’de iki gün süren zirvede masaya öneri koymayan, taslak çözüm önerilerini değişmeyi reddeden Hristofyas, Türk tarafınca masaya getirilen 4 öneriyi de elinin tersi ile itti.
Bu önerileri tartışmayı kabul etmedi.
Türk tarafının vatandaşlık ve mülkiyet konusundaki önerileri BM tarafından olumlu öneriler olarak nitelendirildi ve not edildi.
Yürütme konusundaki Türk tarafının önerisi de BM’nin kendi önerisini şekillendirmesinde esin kaynağı oldu.
İlginçtir, Türk tarafının vatandaşlık konusunda sunduğu öneriyi Hristofyas “kabul edilebilir” olarak değerlendirmekle birlikte tartışmaktan kaçtı.
Mülkiyet konusundaki öneriyi ise çok geç yanıtlamayı tercih etti.
Aslında bunları böyle yapmaktaki amacı meselelerin BM ile birlikte tartışılmasını engellemek ve olası uzlaşıların önünü kesmekti.
Greentree’de ortaya koyduğu tutumla, süreci koparma noktasına getiren Rum Lider Hristofyas’ın olumsuz tavrını gören BM devreye girmek zorunda kaldı ve yürütme konusunda masaya öneri koydu.
HRİSTOFYAS ÖFKESİNE YENİK DÜŞTÜ BM YETKİLİLERİ İLE TARTIŞTI
BM kendi koyduğu önerisine Türk tarafından olumlu ışık alınca, BM yetkilileri yürütmede uzlaşıyı sağlamak hedefiyle Rum Lider Hristofyas’la görüştüler. Ama Hristofyas engeline takıldılar. Rum lider BM yetkilileri ile kavga etmek dahil olumsuz tavrını sürdürmeyi tercih edince, zirve ilerleme sağlanmadan noktalandı.
Hristofyas’ın gerginliği dün sabah BM Merkezi’nde de devam etti. BM Genel Sekreteri ile tekrar tartışan Rum Lider, BM Genel Sekreteri Ban ki Moon’un açıklama yapmasını engelleyemedi.
SÜREÇTE ARTIK KURALLAR VE TAKVİM BELİRLENDİ
Sonuçta BM Genel Sekreteri Ban ki Moon açıklamasını yaptı ve sürecin sınırlarını ve kurallarını, bundan sonra nasıl bir seyir izleneceğini ortaya koydu.
Yani kısaca düdüğü çalarak, zamana oynama arayışlarına ve nafile müzakerelere fırsat vermeyeceğini gösterdi.
Gelin, şimdi ne olduğuna bir bakalım ve işin görünmeyen tarafında sürecin nereye doğru evrilmeye başladığını anlamaya çalışalım.
BM ARABULUCU OLMADAN ARABULUCULUK YAPACAK
Bir kere Annan Planı sürecinden farklı bir süreçle karşı karşıyayız.
Adına “Kıbrıslı” denilen bu sürecin başarısının da başarısızlığının da sorumlusu Kıbrıs’taki taraflardır.
BM Annan Planı sürecinde ‘hakemlik’ yetkisine sahipti. Şimdi öyle bir yetkisi yok.
Ama BM müzakere sürecinde arabulucu olduğunu göstermeden arabuluculuk yapacak artık!
Taraflara kendi başlarına uzlaşabilmeleri konusunda son ana kadar yardımcı olacak. İş kopma noktasına gelene kadar bekleyecek. Ve iş kopma noktasına geldiğinde devreye girecek. Tıpkı Greentree’de yaptığı gibi masaya köprü kurucu öneri getirecek. Böylece sürecin kopmasının önünü alacağı gibi sürecin ileriye taşınması için zemin yaratma rolünü üstlenecek.
Bu işi petekten balın tek tek gözlerden alınmasına benzetebilirsiniz.
BM İLMEKLERİ TEK TEK ÖRECEK, KONTROLÜ GÖRÜNÜR OLMADAN ELE ALACAK
Kontrol artık BM’de… BM bunu görünür olmadan yapacak. Çünkü süreç Kıbrıslı bir süreç ve öyle de kalmalı…
Böylece süreci Annan Planı’ndan farklı olarak BM parça parça yönlendirmeye başlayacak. Salam diplomasisi uygulayacak.
Hristofyas bunu gördü. Kaçmaya çalıştı ama kaçamadı. BM yetkilileri ile yüz göz oldu. Restleşti…
Takvimin netleşmesinin önünü alamadı.
LİDERLER KIBRIS’TA BM’NİN YÜRÜTME KONUSUNDAKİ ÖNERİSİNİ GÖRÜŞECEKLER
Ve Kıbrıs’a çantasında Cumhurbaşkanı Eroğlu ile görüşmek zorunda olduğu BM’nin yürütme konusundaki önerisi ile dönmek zorunda kaldı.
Bunu halkına ve siyasi partilere nasıl izah edeceği sıkıntısı onu öfkelendirdi.
New York’ta bulunduğu süre içerisinde öfkesine sık sık yenik düştü.
Gelinen aşamada çok taraflı konferansa gidişin yolunu BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’in vereceği rapor açacak.
Bu aslında Rum Lider Hristofyas’ın “önce iç meseleler halledilsin sonra çok taraflı konferans” ısrarına da bir yanıt.
Ve belki de sürece verilen bir son şans…
Bu son şans bence Rum Lider Hristofyas’a verilen bir son şans aslında.
HRİSTOFYAS İÇE DÖNDÜ
Güney Kıbrıs’ta DİSİ Genel Başkanı Nikos Anastasiades’in Başkanlık için adaylığını açıklaması ile birlikte Rum Lider Hristofyas iyice bir içe döndü.
Kimse ondan New York’taki Greentree zirvesinde bu kadar katı bir tavır beklemiyordu.
Her şeyi elinin tersi ile itmesini yabancı diplomatlar onun iç politik endişelerine bağladılar.
Hatta bazıları Hristofyas’ın, sırf DİKO ve sağ oylarını yanına çekme adına tutumunu daha da sertleştirmesinden endişe duyduklarını dile getirdiler.
Dilerim, Rum Lider Mart ayına kadar geçecek dönem içerisinde gelecek seçimleri değil de nesilleri düşünerek görüşmelere gelsin.
HRİSTOFYAS BM MERKEZİ’NDE UMUTSUZLUK POMPALAMAYI SEÇTİ
Rum Lider Hristofyas ile, BM Genel Sekereteri’nin açıklaması biter bitmez ayak üstü konuşma fırsatı yakaladım.
“Bundan sonra ne olacak?” dedim. “Bir şey olmaz. Burada hiçbir konuda yakınlaşma olmadı. Kıbrıs’ta da olmaz. Umutlu değilim ” dedi. Niye böyle umutsuz mesajlar verme konusunda ısrarlı olduğunu soracak oldum, “Eroğlu iki devlet istiyor. Ben Talat’la ne güzel anlaşmıştım, geri adım attığı için bir şey olacağı yok” yanıtını verdi.
“Yapmayın Sayın Hristofyas” dedim ve ekledim, “Sayın Talat 2010 yılında seçime giderken, uzlaşılan konuların not edilerek kamuoyuna açıklanması için adeta size yalvardı. Ama siz Talat’ı yüz üstü bırakmak ve seçimlerde zora girmesini sağlamak pahasına hiçbir konuda anlaşma bulunmadığını açıkladınız. O ‘her anlaştık’ diyecek olduğunda siz “yok böyle bir şey” dediniz. Şimdi hangi anlaşmalardan söz ediyorsunuz?”
Cevap vermedi. Başını eğdi ve yürüdü…
Sürecin içine girdiği bu en son aşamada, suçlama ve manipülasyon oyunları artık bir yana bırakılmalıdır.
ÇÖZÜM ANCAK İYİ NİYET VARSA GELİR
Zaman artık iş yapma, esneklikler ortaya koyarak çözümler üretme zamanı olmalıdır.
BM ortaya koyduğu son tavırla birlikte topu Hristofyas’ın kucağına yuvarladı.
Şimdi ortada vatandaşlık ve mülkiyet konusunda Türk tarafının sunduğu önerilerle, BM’nin yürütme konusunda masaya koyduğu ve Türk tarafının yeşil ışık yaktığı öneri var.
Ban ki Moon, “Gidin mülkiyet, vatandaşlık ve yürütmenin seçimini halledin” derken, ortada duran bu üç öneride uzlaşma aranmasını kastetmiş oldu.
- Guterres mandasını iade etmeli
- Mete Tümerkan yazdı: Haber Kıbrıs 13 yaşında
- Mete Tümerkan: Siyaset adrese teslim işler yapmaktan vazgeçmeli
- Anastasiades’in Maraş rahatsızlığı
- Haber Kıbrıs büyümeye devam edecek
- Bir de böyle deneyelim
- Rahat uyu babam
- Diplomasi’nin yeniden kurgulanması ve Antalya forumu
- Guterres’e Rum engeli
- Eşitlik müzakere konusu değil
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































