Advertisement

Advertisement

"Türkiye soykırım tuzağına düşmemeli "

AB Haber Fransa Senatosu tarafından kabul edilen Ermeni soykırımının inkârını cezalandıran yasa tasarısıyla ilgili analiz yaptı

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
24/01/2012
ABHaber

"Türkiye soykırım tuzağına düşmemeli "

Fransa Senatosu tarafından kabul edilen Ermeni soykırımının inkârını cezalandıran yasa tasarısıyla ilgili her kafadan bir ses çıkıyor.İlk tespit bu yasa ile Ermeni Türk diyaloguna vurulan darbe azımsanamayacak kadar büyük olduğudur.Oyuna düşmemek gerekiyor.Sarkozy'nin soykırım tasarısıyla,ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin bu yıl yapılacak başkanlık seçimleri aday adaylarından Teksas Valisi Rick Perry'nin Türkiye ile ilgili açıklamalarını bir arada değerlendirmek gerekiyor.

Zaten Zurih'de Türkiye Ermenistan arasında imzalanan protokol sonrası Fransa ve Rusya basınına göz attığınızda. Bu sürece (diyaloga) izin verilmeyeceğini hemen anlardınız. Zürih’de Ermenistan Türkiye arasında (Ekim 2009) imzalanan protokol Fransız ve Rus basınında büyük bir rahatsızlık oluşturmuştu. Daha aradan fazla bir zaman geçmeden Fransız ve Rus basınında soykırım tanınmadan Türk-Ermeni protokolünün hayata geçirilmesinin imkânsız olduğu yorumları dikkat çekiyordu.

Bilhassa bu tasarıyla ilgili Fransız yetkililerin yaptığı açıklamalarda bir o kadar üzücü. Fransa Dışişleri Bakanı Juppe'nin , "inkâr" tasarısının zamanlanmasının "yanlış" olduğunu belirtirken, Türkiye'ye "itidal" çağrısında bulunması sömürgeci valinin resmi açıklamasını andırıyor. Hele Fransa'da ki soykırım tasarısına karşı olanların Türkiye çok fazla tepki verdi.Onun için tasarıya karşı duramadık gibi söylemleri de gerçekten insanları enayi yerine koymak için verilebilecek bir başka örnek olsa gerek.

Siz Yahudilere karşı Almanların soykırım yaptığı duydunuz mu hiç? Naziler soykırım yaptı deniyor. Peki, Ermenilere soykırım konusu olduğu zaman Türkler, Türkiye soykırım yaptı deniyor. Daha işin başında ayrımcılık riyakârlığı anlıyorsunuz.

Sevgli ABHaber okurları ne soykırım konusu (Türk Ermeni diyalogunun hayata geçmesi) ne Kıbrıs sorunu ....vs çözülmesi emperyal güçlerin işine gelmez.

Bakın David Fromkin’in “Barışa Son Veren Barış” isimli kitabı; 20. yüzyıl başında, o dönemin “küresel emperyali” Büyük Britanya İmparatorluğu’nun tıpatıp benzer bir süreçten nasıl geçtiğini anlatıyor.Fromkin; etki ve sonuçları günümüzde süren bu müthiş tarih dilimini, “tarihin aktörlerini” doğrudan merkeze koyarak ve konuları “kişiselleştirerek” irdeliyor ki; bu, hem anlatılanları heyecan verici kılıyor, hem “emperyal serüven” ardındaki “zihin yapısına” benzersiz bir ayna tutuyor.

Nedir o zihin yapısı?

1. Stratejik düşünmek.

2. “Aktörleri” oyunda tutmak ve onları perde arkasından yönetmek.

3. Ahde vefa tanımamak. Taahhüt verirken, verilen taahhütleri yerine getirmek zorunda kalınmayacağı biçimde vermek. Bu yolda her muğlaklığa başvurmak. (Hoş geldiniz -sözgelimi!- AB Türkiye süreci)

4. Yerli halkların çıkarlarını, emperyal çıkarlarla “örtüşür gibi” göstermek.

“Gibi yapmak”tan çekinmemek…

5. Büyük davaların ideallerini “maske” edinmek.
Her şey açık ve net. Siz Kıbrıs sorununun çözümleneceğini mi bekliyordunuz? İmkân yok. Tüm Yunan ve Rum halkı Türklere düşman yapılmış, Anadoluda Helen imparatorluğu kurma hedefiyle Türkiye'nin altını oymak için çalışmalarda bulunurken, diğer taraftan Ermeniler büyük Ermenistan projesiyle Türkiye'ye karşı kışkırtılıyor.

Yukarıda belirttiğimiz gibi Aktörleri” oyunda tutmak ve onları perde arkasından yönetmek. Bu ne demek Kıbrıs ve Ege sorunu (hava ve deniz kıta sahanlığı vs...),soykırım konusu, PKK terör vs...) Siz Emperyal güçlerin bunların peşini bırakacağını mı sanıyorsunuz. AGİT şapkası altında MİNSK Grubunun Karabağ sorununu çözeceğini mi sanıyordunuz? Tüm bunlar sorunların çözülmemesi ve sürmesi için oluşturulmuş kurumlar.

Daha birkaç gün önce üst düzey BM bürokratı ABHaber'e BM Güvenlik Konseyi Kıbrıs sorununu hiç bir zaman çözmek istemedi açıklamasında bulunmuştu.

Özetleyecek olursak emperyal güçler bugün soykırım, yarın terör öbürsü gün Kıbrıs sorunu diye Türkiye'yi içe kapatıp zayıflatarak bölgede istedikleri gibi at koşturmak istiyor.

Emperyal güçler nasıl bir Türkiye ister

Emperyal güçler İslam ile Batı arasında Türkiye'nin köprü rolü oynamasını hiç bir zaman istemez.İsrail -Suriye gibi uluslararası alanda arabuluculuk işlerine gelmez.Sıfır sorun politikası gibi açılımlar hoşlarına gitmez. Onun için Türkiye'nin ekseni kaydı gibi söylemleri boşuna pompalamıyorlar.Türkiye'nin Ortadoğu, Kuzey Afrika Balkanlar veya Kafkasya'da boy göstermesi işlerine gelmez.

Peki, emperyal güçler Türkiye'den ne ister. Soğuk savaş yıllarında olduğu gibi 1 milyon ordusuyla kendilerinin çıkarlarını koruyan,AB kapısında hiç ses çıkarmadan oturan, otur dendiği zaman oturan kalk dendiği zaman kalkan.Sağlık eğitim veya alt yapıya değil sadece silah alıp güvenlik alanına para akıtan bir Türkiye ister.

Dahası emperyal güçlerin demokrasi ile yönetilen Türkiye hiç ama hiç işlerine gelmez. Zaten demokrasi İslam la yaşayamaz algısı boşuna batıda insanların belleklerine yerleştirilmedi. Türkiye'den istenilen, ya askeri vesayet, (cuntalarla ile yönetim) ya dini veya ılımlı yönetim bunlarda olmazsa diktatörlerin yönettiği bir Türkiye'dir.

Türkiye'nin ne yapması gerekiyor.

Türkiye'nin Fransa'daki soykırım tasarısıyla ilgili sinirlerine hâkim olması Fransız halkını da karşısına almaması gerekiyor. Burada oyunu kuralına göre oynamak gerekiyor. Davutoğlu'nun dediği gibi AB gibi demokrasi, Çin gibi üretmek için çok ama çok çalışmak gerekiyor. Türkiye'nin bu sorunlarla başa çıkacak yeni kurumlar kurması ve olan kurumları daha da güçlendirmesi gerekiyor.

Uluslararası alanda daha düşük 'low profile' sessiz çalışmak gerekiyor.Emperyal güçleri ürkütmeden sessiz ve dikkat çekmeden çalışmak gerekiyor.Diğer ülkelere sert çıkma veya sert üsluplardan özenle kaçınılıp diplomatik olmaya özen gösterilmesi gerekiyor.Daha açık bir ifadeyle İngiltere gibi olmak gerekiyor.

Rahmetli Özal'ın Çin'den Adriyatik'e açıklaması sonrası başına gelenler iyi tahlil edilmesi lazım. Çok sakin olmak ve sıfır sorun politikasını daha da geliştirerek yola devam edilmesi gerekiyor. Ermeni -Türk protokolünün imzalanması, Annan planı gibi diplomatik hamlelerin daha da artırılarak devam edilmesinin altını çizmek gerekiyor.

Emperyal güçlerin ellerinden Kıbrıs, Türk-Yunan, Ermeni -Türk sorunu, terör gibi kozları bir bir almak gerekiyor. Onun içinde Davutoğlu'nun yapmaya çalıştığı gibi Türkiye'nin dış politika sorunlarının çözülmesi için diplomatik hamlelerini artırarak sürdürmek gerekiyor.

Türkiye Kuzey Afrika ve Orta Doğu ile ilgilisini daha da arttırarak geliştirmesi gerekiyor. Ama bunları yaparken çok sessiz ve kimseyi hedef almadan çok diplomatik bir şekilde bu işleri yapmak gerekiyor.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Fransa senatosu, Ermeni yasa teklifini kabul etti
MANŞETLER

HK TÜRKİYE

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.