HABER KIBRIS

Neyin referandumuna doğru?

16/10/2016

ads

ads

Cenk Uzunoğlu


Farklı olma temennisi ile başlayan ‘’hükümetçilik’’ oyunu her hükümet değişikliğinden sonra senaryonun sabit, yalnızca aktörlerin değiştiği bir temsile dönüşüyor.
 

Peşi sıra iktidara gelen partiler, muhalefetteyken eleştirdiklerini yapar duruma düşüyorlar.

 

İnkâr sürecinin süresine göre iktidardaki partilerin destekçileri de hayal kırıklığı içinde ayni sonucu er ya da geç idrak ediyorlar.

 

Sonra da bir kez daha konunun kök sebebine inmeden ve çözüm üretmekten uzak polemik dolu demeçler, eylemler ve grevler ardı ardına geliyor.

 
Bu kısır döngüye de ‘’siyaset’’ deniliyor.
 
Konunun ideolojik olduğunu düşünürseniz hataya düşmüş olursunuz.
 

‘’Hükümetçilik’’ oyununda iktidarların da muhalefetin de amacı siyaset adına yeni bir sayfa açmak olmadığı ortada.

 

Siyasetteki amaç, hep ayni film oynasın ama filmde hep siz oynamayın mücadelesine dönüşmüş.

 

Hem iktidar hem de muhalefetteki siyasetçinin uygulamada karşılığı olan politikalara dayalı siyasi iddia koymak zoruna gidiyor. Tavuk yumurta misali, buna bağlı olarak da farklı yetkinlikler barındıran bir kadro kurmak da mümkün olmuyor.

 

Siyaseti bu kadar sevip politika üretmeden siyaset yapma isteği anlatılmaz yaşanır bir ruh haline dönüşmüş.

 
Topsuz futbol oynamak gibi bir şey bizimkisi.
 

Sonuç üretmeyen anlamsız bir rekabet içinde tarafların kör dövüşünden farkı yok.

 

Siyaseti politika üretmek, bir şeyleri başarmak, geldi, yaptı, değiştirdi, helal olsun dedirtmek için yapamayanların bir düzeni bu.

 

Hâlbuki tüm sorunlarımızın kökünde herhangi bir kurumun sürdürülebilir olması için anlatılması ve herkes tarafından içtenlikle sahiplenilmesi gereken temel sevk ve idare ile ilgili prensiplerin eksikliği var.

 

İktisadi tabirle Kıbrıslı Türkler olarak bizim ürettiğimiz ve sunduğumuzla sürdürülebilir bir ‘’fiyat’’ avantajımız yok.  Yaşam standardı ve fiyatımız arasındaki dengesizlik fazla açık verdiğinde doğal düzeltmelerle  (=kriz) eskisinden de aşağı gitme riskimiz bundan dolayı sık ve yüksektir.

 

Olayın ekonomi, sevk ve idare ilimi tarafından klinik özeti budur.

 

Bunu partiler üstü bir şekilde kabul etmeden de bir şeyi değiştirmek mümkün değildir.

 

Kendimizi kandırmayalım. Konu siyaset ve parti ideolojilerinin üstünde bir konudur.

 

Tüm bunları kabullenmeden ‘’hükümetçilik’’ oyununa devam etmekteki ısrarımız siyasetçiyi bir kenara koyun, esas olarak toplumun devlete olan inancını yıpratmış oluyor.

 

Toplum nezdinde, siyaset ile sorunlarımıza çözüm bulma arayışı sekteye uğruyor. 

 

Daha da önemlisi, ‘’Kıbrıs sorunu öyle ya da böyle artık çözülsün inancının’’ Rum’un tüm kapris ve taleplerine rağmen toplumda yeşermesinin en büyük sebebi budur. Bu duruma üzülmemek elde değil, çünkü mevcut şartlarda bile olsa 40 yılda bundan çok daha iyisini başarmak mümkündü.

 
Kıbrıs Türkü bu ruh haliyle muhtemelen referanduma gidiyor olacak.
 

Anlaşma sonrası verdiği tavizlere rağmen karşılaşacağı güvenlik ve iç çatışma riskleri ile ‘’hükümetçilik’’ oyununun bilinen sonuçları arasında bir seçim yapmakla karşı karşıyadır Kıbrıs Türkü.

 

Bugüne kadar devam etmiş olan ‘’hükümetçilik oyununa’’ artık bir son vermesi, olası referandumda evet diyeceklerin en önemli sebebi olduğunu da tarih yazacaktır.

 

40 yıldır oynanan hükümetçilik oyunuyla Kıbrıs Türkünü günün birinde böyle bir ikileme sürüklediğimizi idrak edemedik. En azından bu günlerde bu 40 yıllık hatamızın farkında olalım ve daralan zaman içerisinde anlaşma olsun ya da olmasın iki şeye odaklanalım.

 

Birincisi, kamu maliyesindeki denklemin gelir kısmında Türkiye’nin ‘’ağabeyliği’’ ile yapılacak açılımların toplumsal dönüşüm sürecinin başlamasının önünü açabileceğine partiler üstü bir yaklaşımla bakmaya başlayalım.

 

İkincisi de, olası anlaşmanın arifesinde Türkiye’den aramızdaki diyaloğun içeriğinin ağırlık merkezini gelir çeşitliği yaratma yönünde değiştirmesini münasip bir dille artık talep edelim.

 

Aksi takdirde çözüm anlaşmasının değil başka bir şeyin referandumunu yapacağız gibi geliyor bana. Sonradan ‘’keşke’’ demek hem Kıbrıs Türküne hem de Türkiye’ye ağır gelir. Bunun farkında olalım.

 

 



TAGS: cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems