HABER KIBRIS

O İki Otobüsten Sonra…

13/01/2018


ads

Ahmet Okan


1929 yılında, yani İngiliz döneminde ilk kez iki yolcu otobüsü trafiğe konmuştu.

O güne kadar surlar, Girne Kapısı’na her iki taraftan birleşmekte ve geçit sadece kapıdan olmaktaydı.

İki otobüs yola koyulup kapıdan geçmek isteyince, geçememişlerdi.

Üst kısımları kapıya sığmıyordu.

Yetkililer çareyi otobüslerin üst bölümünü sökmekte bulmuş.

Böylece sorun çözülmüştü!

Girne Kapısı’nı her iki taraftan kavrayan surlar, 1931 yılında yıkılacak ve böylece trafik akışı rahatlıkla sağlanacaktı…

Önceleri Girne Kapısı’nın üst kısmı yoktu.

Osmanlı döneminde bir bekçi orayı korusun diye bekçi kulübesi niyetine üst katı yapılmıştı.

Bilindiği gibi son bekçi Horoz Ali’ydi.

Bekçi kulübesi 1963 olaylarından sonra Mücahitlerin bekçilik yaptığı yer olacaktı.

O dönemler zaman zaman ve ansızın operasyonlar yapılıyor, ya Atatürk heykeline ya da surlarda bulunan Mücahit mevzilerine ateş açılıyordu.

Surlar, Venedikliler döneminde olduğun gibi savunma amaçlı kullanılıyordu.

Lefkoşa orta yerinden çoktan bölündüğünden, mevziden mevziye tacizler bir yana, surlara yönelik tacizler de oluyordu…

İngiliz’in aklı kesmemiş miydi o otobüsleri Girne Kapısı’ndan geçirmek istediğinde?

Gerçekten nasıl geçecekti?

Osmanlı döneminde Girne Kapısı’na Edirne Kapı adı verilmişti ama tutmamıştı bu ad.

Girne Kapısı olarak geldi günümüze kadar…

Bazı şeyler kendiliğinden direnir…

Yer, sokak, cadde isimlerini değiştirme meselesi sadece Türklere mahsus değildir.

Her gelen kendi ülkesinin şovenizmi içinde değişiklikler yapmaya kalkışmıştır…

Ama yasemin yasemindir, nergis nergistir.

Kokusunu değiştiremezsin ki!

Tarih sayfalarında yazılanlara bakılacak olursa,

Girne Kapısı’nın bulunduğu sağlı sollu tabyalarda pek büyük bir savaş olmamıştı 1571 fethinde.

Kostanza (Bayraktar) Burcu delinerek girilmişti surlar içine.

O dönemlerde Lefkoşa genellikle taş binalardan oluşurdu, sokak ve caddeleri genişti.

Daracık burgacık sokaklar Osmanlılarla birlikte oluşmuştu.

Nihayetinde Lefkoşa’ya yeni bir nüfus gelmişti ve onlar da kendi kültürleri çerçevesinde yerleşim yerleri oluşturacaklardı.

Oluşturmuşlardı da.

Venedik şehrine bakıldığında,

O kanallar içindeki antik kent Lefkoşa sokaklarından daha dar sokaklara sahiptir.

Venedik döneminde Lefkoşa’da sokak ve caddelerin daha rahat olması kentin az bir nüfusa sahip olmasından kaynaklanmış olabilir…

Nüfus artışı bir kentin gelişmesine neden olabilir ama kadim yerlerin değişmesine; başkalaşmasına neden olmamalı…

Girne Kapısı’nda halen duran iki topun Napolyon savaşlarında kullanıldığı, daha sonra Osmanlıların bu topları aldığı söylenir.

Yani şu Kıbrıslıların Napolyon’la bile bir bağlantıları var!

Diyeceğim,

O iki otobüsten sonra hayat değişmeye başlayacaktı…



TAGS: O İki Otobüsten Sonra…, Ahmet Okan
MANŞETLER

HK Ahmet Okan

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems