HABER KIBRIS

O insanlar giderken

25/12/2017


ads
ads

Ahmet Okan


Kadınlar Arasta’ya çıktıklarında ilk işleri kumaş mağazalarına uğramaktı.

Mevsimine göre kumaşlar gelir, tez zamanda tükenirdi…

Bir vakitler tıklım tıklım olurdu kumaş tezgahları ve çalışanlar boyunlarına asılı duran mezura ile müşterilerini memnun etmeye çalışırlardı.

O zamanlar tezgahta duran tezgahtarın eli kolu mezuraya dönüşmüştü adeta!

Çoğunlukla bir metre’yi ifade eden demir bir çubuk vasıtası ile kumaşın ölçüleri belirlenirken, bu ölçüyü el ve kollanırını kullanarak alanlar da vardı.

Kumaşın ucu tutulur, sağ el neredeyse göğse kadar gerilirdi.

O bir öçlüydü, mezuraya ihtiyaç olmazdı!

Top kumaşlar cömertçe serilirdi kadınların önüne.

Kumaştan iyi anlayan kadınlar, ki bir zamanlar herkesin evinde dikiş makinesi olduğundan neredeyse herkes kendi giyeceğini kendisi dikerdi, işte o kadınlar işaret ve orta parmakları ile baş parmakları arasınaaldıkları kumaşın belirli bir parçasını okşayarak, kumaşın değerini o hassas parmakları ile anlamaya çalışırlardı…

Bir yazar “Kumaşının değerini anlamak için dokumacı bütün topa bakmaz, ufak bir kenarı yoklasa yeter” der.

İşte,

Öyleydi o kumaş mağazalarının kadın müşterileri.

Ufak dokunuşlarla hemencecik anlayıverirlerdi kumaşın ne olduğunu…

Lefkoşa’da “Arasta” dediğimiz bölge ta Lüzinyanlar dönemine kadar uzanır.

O kadar eski ve o kadar şanı var.

Lidra Caddesi gibi.

O Arasta kucaklardı ahaliyi sıcacık bir kumaş gibi…

Lefkoşa’yı Lefkoşa yapan kuşkusuz insanlarıydı.

Bu kadim kent onların yarattıkları sosyal doku ve kültürle Lefkoşa olmuştu.

İpek böceğinin sabrı ve edası ile örülmüştü o kültür…

Nazım Hikmet henüz çocuk yaşlarında şiir yazmaya başlamıştı.

İlk şiir hocası da sonradan Nazım için açılan imza kampanyasına ödlekliğinden imza vermeyecek olan Yahya Kemal Beyatlı idi.

Şair Nazım Hikme,t Karacaahmet Mezarlığının önünden geçerken esinlenip bir şiir yazmış.

Henüz şairlik hayatının ilk yıllarında bir dergide yayınlanmış bu şiir:

Bir inilti duydum serviliklerde

Dedim burada da ağlayan var mı?

Yoksa tek başına bu kuytu yerde

Eski bir sevgiyi anan bu rüzgar mı?

 

Gözlere inerken siyah örtüler

Umardım ki artık ölenler güler

Yoksa hayatında sevmiş ölüler

Hâlâ servilerde ağlıyorlar mı?

Demek istediğim,

İşte, Arasta’yı dolduran o Lefkoşa’nın insanları çoktan bu hayattan çekilip gittiler.

Yattıkları yerlerde,

Hâlâ servilerde ağlıyorlar mı?



TAGS: ahmet okan
MANŞETLER

HK Ahmet Okan

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems