HABER KIBRIS

Onlar Hücrelerde, Biz Yaşarken Ayakta…

04/05/2017


ads

Başaran Düzgün


Basın-Sen’den Canan Onurer; Her geçtiğimiz yıl Basın Özgürlüğü Günü ile ilgili basın açıklaması yayımlamak bizlere daha da zül olmaktadır. 
Siz, yöneticiler!
Bugün yine ekranlara çıkıp, yazılı açıklama verip “Basın Özgürdür!” mü diyeceksiniz?
Bu yıl kendinize bir iyilik yapın ve süslü laflarınızı bir kenara bırakarak, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde biz basın emekçilerinin hangi zor şartlar altında, ellerinden özgürlükleri alınarak çalıştığını gözlemleyin, anlamaya çalışın.
” dedi.

Hay ağzına-bilincine sağlık.

Her şeyin görüntü ve imajdan oluştuğu bu memlekette boş lafların kurbanıyız aslında hepimiz.

Yazılı basın çöküyor, büyük sermaye çeteleri ve kara para aklayanlar yazılı basına üşüşüyor ama “Dünya Basın Özgürlüğü gününüz kutlu olsun” diye mesajlar almanın absürtlüğünü yaşıyoruz.

“Zor durumdayız, bir el atın” dediğimizde,  “basına desteğimiz tamdır” gibi içi boştan öte yok edici mesajlar alıyoruz sadece.

Ertesi gün çeteci sermaye gruplarının ve kara para aklayıcılarının insafına terk ediliyoruz.

 

                                                                                              ***

 

Halkın haber alma özgürlüğü, basın özgürlüğünün ta kendisidir aslında.

Halkın haber alma özgürlüğü de demokrasinin olmazsa olmazıdır.

Bu memlekette elbette devlet eliyle yürütülen ağır bir sansür yoktur ve elbette biricik cezaevimizde tutuklu bir tek gazetecimiz de yoktur.

Dünya basın özgürlüğü endeksinde bundan dolayı iyi bir noktadayız.

Fakat, ısıtılan sudaki kurbağalara benzer bizim durumumuz.

Yavaşça ölmeye mahkum edildik ve bunu alıştıra alıştıra yapıyorlar.

Vücuda yavaş yavaş  enjekte edilen zehir gibi yavaş yavaş geberip gideceğiz.

Bu yüzden arkamızdan ağlayanımız da olmayacak…

 

                                                                                              ***

 

Dün, Dünya Basın Özgürlüğü Günü” idi.

Kendi derdimize yanmanın ötesinde Türkiye hapishanelerinde tutuklu bulunan onlarca meslektaşın derdine yandık.

Ahmet Şık eşine şöyle dedi; “sen gittikten sonra yedi gün yirmi dört saat hücremin kapısı yüzüme kapanır..”

Korkunç bir tecrit altında tutuluyor ve aslında fiziki işkence uygulanıyor.

Türkiye, Çin’den de beter dünyada en çok gazetecinin tutuklu olduğu ülke konumunda.

Onlar, hücrelerde ölüme mahkum edildiler biz ise yaşarken ayakta.

Dünya Basın Özgürlüğü günü mü?

Geç Allah aşkına…



TAGS: Başaran düzgün, Başaran Düzgün
MANŞETLER

HK Başaran Düzgün

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems