HABER KIBRIS

'Otizm içe dönüklüktür'

12/05/2016


ads

Perihan Şahin Bal


Antalya Otistik Bireyler Derneği (ANTOBDER) Kurucusu ve Eski Başkanı Perihan Bal bugünkü köşe yazısında yaşam ve otizm hastalığına dair önemli bir yazı kaleme aldı.

Pek az insan hayatın anlamını keşfetmiş ve neden yaşadığını bilerek yaşar. Galiba en büyük amaç, mutlu olabilmeyi başarmaktır. Hepimizin hayatında yolunda gitmeyen bir dolu şey olabilir. Birçoğumuzda da durum böyledir. Ancak her bireyin sıkıntısı bir değerininkiyle aynı değildir. Tüm bu olumsuzluklara rağmen mutlu olmayı başaramazsak hayatımız çekilmez hale gelir.

Su olsam… ateş olsam,

Göklerde güneş olsam,

Konuşmasam… taş olsam,

Yine de oynar mısın benimle.

Bülent ORTAÇGİL’in bu şiiri sanki otizmli çocuğun dile gelip kendini ifade edişi gibi….Beni çok etkiledi….

Hakikaten bazen su gibi duru, sessiz ve gerekli….

Bazen ateş gibi yakıcı, pişirici ve olmazsa olmaz….

Güneş kadar ısıtıcı, olgunlaştırıcı ve zorunlu…

Bir taş gibi de ağır, tepkisiz ve gereklidir otistik evlatlarımız.

Tüm bu tanımlamalara rağmen biz onlarla oynuyoruz…..Büyümeyen bebeklerimiz onlar bizim…saf ve temiz…..Otistiklerin kardeşleri de onların öğretmenleri oluyor küçücük yaşta……olgunlaşıyor çocukluğunu yaşayamadan….

Farkına varıyoruz hayatın….Çok az insanın fark ettiği yaşamın….otistik bir çocukla yaşayarak ve neden yaşadığını bilerek yaşamak en büyük sorumluluğumuz ve amacımız oluyor..

Her ebeveynin çocuklarını dünyaya getirmesiyle başlayan bir dolu sorumluluklar vardır. Eğer otizmli bir çocuğa sahipse aile bu sorumluluk iki ,üç kat artar…Çünkü otizmli çocuğun eli kolu, gözü kulağı olmak durumundasındır…. …Kişiye ayrı bir keyif verir bu sorumluluğu yerine getirebildiği için…. yaşadığı anın tadını çıkarır ,otizmli bir bireyle yaşamasına rağmen….Bunun yanında çevremizde bir çok insan ufacık sorunları beynin de dev yapar, üstesinden gelemez…kendi hayatını da çevresindekilerin hayatını da çekilmez hale getirir…..

Dışardan bakıldığında otistik bir bireyle yaşamak çekilmez görünür… Çoğumuz da durum öyledir de. Çocuk öfke nöbetine girdiğinde tv..masa…sandalye ..evde ne varsa camdan aşağı atabilir…nedenini çoğu zaman anlayamazsınız…….En yakınındakilere saldırıp ciddi zararlar verebilir….

Otizmli çocuğu olan bir anne, baba son baş başa kim bilir ne zaman yemeğe çıkmıştır… Onlar bile unutmuştur….Gece 03.00’de helva isteği yerine gelmezse kapı pencere inebilir…..Okula farklı araç yada farklı yoldan gelinmişse saçınız yolunabilir….Bu örnekler o kadar çok var ki.. Uzar gider… tüm bunlarla zaman baş etmeyi öğretir acıta acıta….Tabii kî bu özelliklerin hepsi ayni çocukta toplanmamıştır. Gözlemlediğim otizmlilere dayanarak bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Hep şunu sorarım kendime…..Bunca zaman biz mi ona çok şey öğrettik? o mu bize?....illa ki otizmli oğlum bize çok şey öğretti…eğitti…canımızı yaka yaka acılara dayanıklı hale getirdi. Acıyan, üzülen insanları teselli etmek te yine bize düştü….Acılar zorluklar kişiyi ya öldürür…yada oldurur….olgunlaştırır….pişirir….ve olduğundan daha güçlü hale getiriyor…Üstat Üstün DÖKMEN hocanın dediği gibi ‘’ ufak şeyleri dert etmeyin…Çünkü onlar ufak şeylerdir’’ Bizler de öyle düşünüyor ve hayattan keyif almaya çalışıyoruz.

Bir otizmli gencin ailesi olarak yukardaki süreçleri atlamadan yaşadık. Dayanışma sürecinde çok çok değerli insanları tanıdım …Kan bağı olmadan aile olmayı başardık…Ancak kendi aramızdaki dayanışma toplumda rahatça yaşayabilmemiz için yetersiz kalmakta…..Dayanışmayı tüm topluma yayarsak ancak o zaman toplum huzuruna katkıda bulunmuş oluruz.

Engelli bir bireyle ya da hastası olan bir aileye…komşu, akraba, iş çevresi ve diğer yakın zincirdeki kişiler kayıtsız kalırsa ailenin de mücadelesini zayıflatır….Otizmli birey topluma entegrasyon sağlamak için yakınındaki herkesin desteğine ihtiyaç duyar.

Bulmacalardan çoğunuz bilirsiniz… Otizm içe dönüklüktür. Eğer toplum destek olmazsa, bu içe dönüklüğe, bu otizm girdabına ailedeki diğer sağlıklı kişileri de çeker… Toplumdaki bir otizmli birey minimum 3 sağlıklı kişiyi de etkisi altına almış olur...Hızla artan otizm (doğan her 58 bebekten biri otizmli doğuyor) rahatsızlığı olan bireye ve ailesine veya diğer engelli bireylere daha duyarlı olunmalı...empati duygumuzu daha da geliştirmeliyiz...komşularımıza daha hassas olunmalı, çevremizdeki insanları dikkate almalıyız….sosyal duyarlılığı artırılmasına katkıda bulunmalıyız….

Otizm sosyal bir sorundur….görmemezlikten gelemeyiz….Toplumda engelli bireyler ne kadar kabul görürlerse, hareket alanları da o kadar genişlemiş olur……Bu durumda sağlıklı ve mutlu insan sayısının artmasına katkıda bulunmuş olunur...sosyal düzenin iyileşmesini, normalleşmesini hep beraber sağlamış oluruz.

Perihan Şahin BAL 



TAGS: perihan şahin bal
MANŞETLER

HK Perihan Şahin Bal

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems