HABER KIBRIS

Otizm ile ilgili merak edilen sorular

Bülent Dizdarlı bu hafta Poli Dergisindeki yazısında Otizimle ilgili en çok merak edilen soruları Dr. Erdem Beyoğlu’na sordu

27/01/2013
Poli - Dr. Bülent Dizdarlı

Otizm ile ilgili merak edilen sorular

Bülent Dizdarlı, davranış bozukluğu rahatsızlığı olan “Otizm” hakkında , siz sevgili okurlardan gelen soruları, çocuk ve ergen psikiatrisi uzmanı Dr. Erdem Beyoğlu’na yönlendirip, cevaplarını aldı. İşte Bülent Dizdarlı’nın röportajı:

Otizm nedir? Belirtileri nelerdir?
Otizm, 3 yaşından önce başlayan ve çocuğun iletişim ve karşılıklı etkileşim becerilerinde belirgin geriliklerin ve yineleyici davranışların olduğu bir rahatsızlıktır. Kısıtlı göz teması, seslenildiği zaman bakmama, karşılıklı iletişime geçmeme en sık görülen tipik belirtilerdendir. Konuşma gelişimleri sıklıkla geridir. Konuşma gelişimi olanlarda ise konuşma daha çok anlamsız kelimelerden oluşmaktadır. Sıklıkla oyunlara katılmak istemedikleri, yalnız kalmaya meyilli oldukları, kalabalıklar içersinde yalnız oldukları gözlenmektedir. “Cee” veya “İcaa” gibi oyunları oynamadıkları, bay-bay yapma, selamlaşma gibi sosyal içerikli davranışlar yapmadıkları görülmektedir. Diğer çocuklar gibi kucağa alınma gibi fiziksel temas içeren ilgi davranışlarından hoşlanmazlar. Aynılıkta ısrarları olmaktadır. Ayni yoldan gitmek isteme, ayni kıyafetleri giymek isteme, ayni yemekleri yemek istemeleri görülebilir. Bazen de el burkma şekilde el hareketleri görülmektedir.

Otizmin nedenleri nelerdir?
Otizmin şu an bilinen kesin bir nedeni bulunmamaktadır. İlk dönemlerde gerek aşıların gerekse ağır metallerin Otizm’e neden olduğuna inanılırken artık bu görüşten uzaklaşılmıştır. Günümüzde daha çok genetik etkenler üzerinde durulmaktadır. Bunun en önemli dayanak noktasını Otizm’de genetik rahatsızlıkların sık bir şekilde görülmesidir. Örneğin Frajil-X Sendromu ve Tuberoscleroz Otizm’de sık bir şekilde görülmektedir. Ayrıca yapılan ikiz çalışmalarında da Otistik çocukların kardeşlerinde Otizm’e daha sık oranda rastlanmaktadır. Yani kardeşlerinden birinin Otistik olması diğer kardeşlerin Otistik olma riskini arttırıyor. Tüm bunlar genetik etkenlerin etkili olduğunu göstermektedir.

Otizm’in görülme sıklığı nedir? Hangi cinste daha sık görülür?
Otizm, son çalışmalara göre %0,5-1 oranlarında görülmektedir. Ancak son dönemlerde yapılan toplum temelli çalışmalarda daha da yüksek oranlar belirtilmeye başlanmıştır. Örneğin Kim Young-Shin tarafından yapılan bir çalışmada Otizm görülme sıklığı Güney Kore’de %2,64 oranında tespit edilmiştir. Bu oran aslında Otizm’in tahmin edilenden daha yaygın bir rahatsızlık olduğunu göstermektedir. Otizm genel olarak erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha fazla görülmektedir. Ancak kızlarda ise daha ağır seyretmektedir.

Tanı nasıl konulur? Başka hangi hastalıklarla karıştırılabilinir mi?
Evet, bazen karışabilmektedir. Bazense işitme kaybı olan çocuklarda da otistik belirtiler görülebilmektedir. Bu amaçla tüm otistiklerden mutlaka işitme test istenmektedir. Ayrıca Gelişim Geriliği ve Tepkisel Bağlanma Bozukluğu da yine ayırıcı tanıda dikkat edilmesi gereken tanılardır. Tüm bu nedenlerle Otizm tanısının kesinlikle konunun uzmanı bir hekim tarafından konulması gerekmektedir.

Tedavisi mümkün müdür? Nasıl yapılır?
Maalesef Otizm’in günümüzde kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Ancak Dünya’da kabul gören tedavi şekli Özel Eğitim’dir. Ülkemizde de Otizm tanısı konulduktan sonra Özel Eğitim Kurumlarına hastaların yönlendirilmesi sağlanmaktadır. Ancak olguların düzenli aralıklarla takiplerine yine devam edilmektedir. Takipleri sırasında çocuktaki ilerlemeler gözlenmekle birlikte yeni başlayan ek psikiyatrik problemler varsa bunların erken dönemde tespitleirnin yapılması ve erken dönemde tedavilerinin düzenlenmesi sağlanmaktadır.

Tedavi sonrası hastalığın tekrarlaması söz konusu mudur?
Otizm’deki günümüz yaklaşımı olabildiğince erken yaşta tanı konulup özel eğitime başlanması şeklindedir. Böylece çocuğa erken dönemde müdahale edilmiş ve gelişimine, bağımlı hayattan bağımsız hayata geçişine azami ölçüde katkı sağlanmış olunur. Amerika gibi gelişmiş ülkelerdeki temel tedavi yaklaşımları artık bu şekildedir. Ancak bu şekilde olgunun kaliteli ve etkin bir özel eğitimle karşılıklı sosyal iletişime giren, kendini ifade edebilen, günlük ihtiyaçlarını karşılayabilen ve bağımsız bir şekilde yaşayan bireyler haline gelmelerini sağlayabiliriz. Dolayısı ile Otizm’de tekrarlama şeklinde bir durum olmamakla birlikte temel önemli olan erken dönemde etkin müdahalenin başlanmasıdır.

Otistik çocuk normal okula gidebilir mi? Yoksa özel eğitim merkezlerine ihtiyaç duyar mı?
Bu karar verilirken olgunun durumu göz önünde tutulmalıdır. Genel olarak cevap vermek gerekirse ilk aşamada özel eğitim merkezlerinde eğitimlerine başlamaları, sonrasında ilerleme sağlanması halinde kaynaştırma eğitimlerine geçmeleri ve tüm belirtilerin ortadan kalkması halinde de normal müfredatlı bir okulda eğitimlerine devam etmeleri önerilmektedir.

Otistik bir çocuk büyüdüğünde sosyal aile yaşantısı kurabilir mi? Sağlıklı çocuk sahibi olabilir mi?
Bu konu ailelerin en çok merak ettikleri konulardan biridir. Ancak günümüzde bu konularla ilgili olarak bilgi birikimimiz bulunmamaktadır. Bu nedenle bilimsel dayanağı olmadan yorum yapmayı doğru bulmuyorum. Ancak umarım ileride özellikle erken müdahale sonucu otizmi yenen bireyler olur ve bu konudaki bilgi birikimimiz ve tecrübelerimiz artmış olur.

 



TAGS: bülent dizdarlı, poli dergisi, otizm, erdem beyoğlu
MANŞETLER

HK SAĞLIK

© 2012 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems