HABER KIBRIS

Oyumu kime vereceğim?

02/12/2017


ads

Halil Paşa


Türk Lirası yerine istikrarlı bir para birimine sağlayacak, geçinceye kadar da kiraları TL ile sabitleyip ücretleri ve maaşları da dövize endeksleyecek veya bu mealde bir şeyler üretecek siyasal partiye ve vekil adayına vereceğim oyumu.

Elbette bunun için, “sistemi değiştirecek” siyasal partinin hükümet olduğu takdirde KKTC Merkez Bankası başkanını atayacağını seçim bildirgesine not düşmesi gerekiyor.  Bildiğim kadarıyla en son başkan, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu ve Türkiye’nin çeşitli bankalarında müfettişlik ve yöneticilik yapmış yine bir TC vatandaşıydı. Elbette Kıbrıslıtürkler arasında da ODTÜ, Boğaziçi ve Siyasal Bilgilerden mezun, dahası İngiltere ve Amerika gibi prestijli üniversitelerden diploma almış, pek çoğu master ve doktorası bulunan vatandaşlarımız var. Dahası yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası kuruluşlarda da çeşitli kademelerde çalışmış,  halen çalışmakta olan tecrübeli vatandaşlarımıza bir e-posta uzaklığındayız. Hatta Kıbrıs’ın kuzeyinde bu işin üstesinden gelecek, yıllardır Kıbrıs’ta, Cumhurbaşkanlığı makamından yerel bankalara, üniversitelerden bakanlıklara varıncaya kadar hizmet vermiş bürokraside deneyimi olan akademisyenlerimiz yığınla mevcut.

Şimdi siz sayın vekil adayı.

Çıkıp aday olduğunuz partinizle birlikte kesinlikle “ayırımcılık” yapmadan Kıbrıslıların da, TC’den atanmışlar kadar KKTC’nin Merkez Bankası başkanı olabileceğini, yüksek sesle dillendireceğinizin sözünü veriyor musunuz?

Türkiye siyasi makamlarının, “hayır buna seçtikleriniz veya hükümetiniz değil ben karar veririm” demeye devam etmesi halinde, buna karşı duracağınızı, partinizin seçim bildirgesinde de bu konunun açıklıkla yer alacağını söylüyor musunuz?

O zaman partiniz ve siz, bu ülkeyi Kıbrıslıtürklerin de yönetebileceğine inanan gerçek bir siyasi kahramansınız…

Oyum size…

………………………………

“Seçime katıldığınız partinizin, hane başına düşen 10 bin TL’nin üzerinde emekli maaşlarını vergilendirmek için yasal ve Anayasal değişiklikleri hazırlayacağına, elde edilecek tasarrufun da ülkedeki asgari ücretlerin artırılmasında kullanacağına, böylece ekonomik eşitliğe de bir miktar katkıda bulunacağına” inanıyor musunuz?

Siyasal partinizin yukarıdaki paragrafı; hem seçim propagandasına ve hem de seçim bildirgesine dahil edebilme ve hükümet olunca da uygulama yetisi; ayrıca “cemaatimizdeki gelir dağılımını daha adil kılacak” somut bir formülü olduğunu düşünüyor musun?

O zaman sayın vekil adayı, siz, ekonomik anlamda vatandaşların eşitliğini savunmakta gerçekten samimisiniz demektir.

Oyum size…

……………………………

Tarım ve Hayvancılık için verilen teşvik primleri vardır. Halkın ödediği vergilerden alınıp, tarım ve hayvancılık ile uğraşan özellikle büyük ölçekli firmalara dağıtılınca gelir dağılımını daha da bozar. Bu nedenle bu ülkede en büyük tavuk çiftlikleri ile en büyük besi hayvanı çiftliği sahiplerinin üretimlerinin devamı için bu katkılara ihtiyaçları olmadığını, aylık maaşla sabit getiriye sahip insanların vergilerinden alıp da bu tür yüksek gelir gruplarına aktarmanın cemaatimiz içerisinde ekonomik uçurumların daha da açılmasından başka bir işlev görmeyeceğini ve bunun önüne geçebileceğini düşünüyor musun?

Yalnızca büyük çiftlik sahiplerinin değil; bu teşviklerin, hem memur, hem hayvancı, hem de kuru ziraatçı olanlara da aktarılmaması gerektiğini görebiliyor musun? Bir yandan memur maaşı, diğer yandan da kuraklık parası ve hayvancılıkta teşvikleri kaptığı gibi soluğu İstanbul’da Beyoğlu’na alış verişte alan yüksek gelir grubuna dahil memurlara da devletin kesesinden para aktarılmaması gerektiğini hesaplayabiliyor musun?  Bu durumda tarım ve hayvancılıkla uğraşan memurların hiçbir şekilde devletin bu alandaki prim ve teşviklerinden yararlanamayacağını, yasaları kötüye kullanarak buna tevessül edenlerin de “devleti çalmış” muamelesi göreceklerini ve yargıya havale edileceklerini seçim öncesi bildirilerinize yazmaya hazır mısınız?

Tarım ve Hayvancıların devletimizin maddi güçsüzlüğünü bilerek üretmelerine ya da üretmemelerine, onları sokağa döküp, verilen teşvik ve kuraklıkları, siyasal partilerin oy malzemesi olarak kullanmalarına meydan vermeyecek yasal formüllere ve bu konuda radikal düzenlemelere de hazır mısınız?

Öyleyse eğer, benim oyum size

……………………………….

Aday olduğunuz partinizin, Turizm, sanayi ve ticaret sektörlerindeki yatırımları teşvik için açtığı kredilerin peşine düşmeye, devlet kayıplarının aleyhine, üretimin ve devlet tasarrufunun da lehine yeniden ve cesurca düzenlemeye gidecek planlarınız da hazır mıdır?

Şimdiye kadar kimler, hangi yatırımlar için, ne zaman ve ne kadar devlet kredisi kullandı?

Alınan bu kredilerin geri ödemesi, taahhüt edildiği ve planlandığı gibi yapıldı mı, yapılmadı mı?

Yapmadıysa, borçların ne kadarı, ne kadar zamanda ödendi ve şu andaki borç dökümleri nedir?

Hangi devlet görevlisi ya da görevlileri geri dönmeyen kredilerin verilmesini uygun gördü?

Bütün bu bilgileri şeffaf bir biçimde halkla paylaşmaya hazır mısınız?

Burası küçük bir ada ve bu kadar şeffaflık işletme sahiplerine zarar mı verir diyorsunuz?

Peki devletin zararını, vatandaşın vergisinin har vurulup harman savrulmasının hesabını, kimden ve nasıl sormayı düşünüyorsunuz?

Yoksa bir formülünüz, o zaman şimdiye kadar kredi verip de devleti zarara uğratanların, vatandaşın alın terinin karşılığı yatırdığı vergileri, bu şekilde çar-çur edenlerden hesabı kim, nasıl soracak ve hesabını da nasıl verecek?

Yoksa eskiden olduğu gibi, “yeni sayfa açılıyor” bahanesiyle yiyenin yanına yine kar mı kalacak?

Değil mi ki siz vekil adaysınız, devletinizi, yurdunuzu, milletinizi ve seçmeninizi çok seviyor ve onların çıkarlarını kolluyorsunuz.

Bulun formülünü. Ekleyin partinizin seçim bildirgesine. Seçilirseniz eğer, söz verin devlete borcu olanların yakalarına yapışacağınıza…

O zaman ne boykot, ne de “boş oy”, oyum kesinlikle size ve partinize…

……………………………………….

Bir de şu devletin giderlerine konu olan, turizm fuarları için yapılan seyahatlerin giderleri, kelle başı turist için otellere ödenen teşvikler, milli ve başka kutlamalar nedeniyle tertiplenen ve faturası devlete ödetilen kokteyller… Düğünlere, sünnetlere ve cenazelere gönderilen çiçeklerin faturaları… Bindiğiniz lüks otomobillerin masrafları… Başbakan, bakan ve üst düzey bürokratların ve bakanlık ve de sekreterlerinizin devlet tarafından ödenen cep telefonu tutarları… İzaz ikram ve yurt dışı seyahatlerdeki çamaşır yıkatma faturalarını da bulun ve çıkarın…

Koyun alt alta ve toplayın.

Ne kadar tasarruf vadediyorsunuz?

Bilmiyorsanız eğer ve bütün bunları bulup toplamak zor bir meşgale ise sizin ve partiniz için…

Benim de o sandığın yolunu bulmam bilin ki o kadar zor olacak!

Amma ve lakin “devletin parasının kendi parammış tek kuruşunun savrulmasına göz yummayacağım, başkasının emanet parasıymış misali de gözüm gibi koruyacağım” diyorsanız, bilesiniz ki oyum sizindir

………………………………………………………..

Girne’de ve adanın tüm diğer sahil kasabalarında, kıyılara ücretsiz olarak nasıl ulaşacağımızın formülünü bulmuşsanız eğer, oyum yine sizin.

Ayrıca şu ana kadar çevreyi kirletenlerin, derelere, tepelere, ormanlık arazilere ve vadilere çöp ve moloz dökenlerin kimler ve hangi şirketler olduğunu hala tespit edememiş aday ve partiler…

Oyum size değil!

Ama bunları bilen ve örneklerle paylaşmaya hazır, hangi önlemlerle çevre kirliliğine son vereceğini yasalara uygun olarak planlamış ve seçim bildirgelerine yazarak cemaatle paylaşan parti ve vekil adayları...

Oyum kesinlikle size!.

…………………………………………………….

Kıbrıs sorununda en büyük garantinin, adada yaşayan iki cemaatin birbirine güveniyle mümkün olacağını, adaya kalıcı barışın da askeri önlemlerle değil,  ancak siviller arasında bir barışın inşasıyla geleceğini yazıp söyleyenedir oyum.

Hükümette ya da muhalefette olsun, sandıktan çıksın ya da çıkmasın, iki cemaat arasında sivil barışın inşası için uğraşacağına, bunu da seçim bildirgesine not düşen partiye ve vekil adayınadır oyum.

Bunun için de müzakerelerde ve yönetimde savunacağı ve destek vereceği yeni siyasal formülünün;

“Türkiye (AKP)söyler, Kıbrıslıtürkler uygular!” değil!

“Kıbrıslıtürkler planlar, Türkiye (AKP) uyar!” olacağını açıkça seçim bildirgesine yazan partiye ve bunu savunan adayınadır oyum.

Uzun lafın kısası…

Şimdiye kadar çözüm ve barış için, bu adayı içinde yaşayanların yönetmesi için, kiminle sokakta birlikte yürümüşsem, kiminle omuz omuza bir mücadele vermişsem, kime mücadele sırasında arkamı dönecek kadar güven duymuşsam, ona vereceğim oyumu…

Bulursam rakamı, vereceğim oyumu…

………………………………………………..

Zaman buldukça televizyon, radyo ve gazetelerde siz sayın vekil adaylarını izliyor, dinliyor ve sanal ortamda açıklamalarınızı okuyorum. Bir kısım adayla yüz yüze konuşma fırsatım, dolayısıyla bazı çıkarsamalarım da oldu.

Gözlemlerime gelince:

Hiçbir aday kaybedebileceğini düşünmediğine ve hepsinin de kazanacakmış gibi konuştuğuna…

Partisinden çok kendisinin neler yapabileceğini söylediğine…

Partisinden çok kendisinin geçmişte bu vatan için neler yaptığına, yaşamında ne denli başarılı olduğunu anlatmaya giriştiğine…

Facebook’a fotoğrafının yanına yalnızca parti amblemini değil ama mutlaka adaylık sırasını ve şahsi meziyetlerini eklemeyi ihmal etmediğine şahit oldum…

Sanki bu seçimlerde adaylar ilk defa, siyasal partilerine mühür değil de, kendilerine gelecek tercih oyunu çok daha önemsiyor gibiler.

Bu arada önceki makalelerimde defalarca ortaya atıp sormama rağmen, hiçbir doktor, hem siyaseti ve hem de mesleğini bir arada yapmanın, ne denli etik ve ne kadar verimli olup olamayacağı üzerine tek satır görüş belirtmedi.

Halbuki adayların arasında benim şu ana kadar öğrenebildiğim kadarıyla gerçekten mesleğinde çok başarılı doktor arkadaşlarımız vardır. Eğer onlar vekil seçilirlerse, kamunun bundan çok etkileneceğini görmemek için kör olmak gerekiyor.

İşte bu kadar değerli ve kritik göreve sahip doktorlarımızın, neden aday olduklarını da hala anlamış değilim.

Anlarsam konuyu, vereceğim oyumu…



TAGS: Oyumu kime vereceğim?, halil paşa
MANŞETLER

HK Halil Paşa

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems