HABER KIBRIS

Paranın Yanında Ortalığı B.K da Götürüyor: 1

29/11/2016


ads

Halil Paşa


Türkiye'de nüfusun % 0.2'si, 1 Milyon doların üzerinde servete sahiptir. Nüfusun 80 milyon olduğu düşünüldüğünde bunun anlamı Türkiye'de yaşayan 160 bin kişinin serveti 1 Milyon doların üzerinde demektir. Öte yandan, 15 Temmuz Askeri Darbesinin arkasından yükselen AKP otoriteryenliği ve yalnızca demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlamakla kalmayıp, TC devletini daha bir ceberutlaştırmasıyla, bu varsılların batı düşüncesinde olanlarının bir kısmının "gelecek kaygısı" çekmeye başlayalı çok olduğu da bir Türkiye gerçeği. Bu nedenle Türkiye’nin bu batılı-varsıl nüfusu, ilk anda en yakın ve en kolay ulaşabileceği yerin Kuzey Kıbrıs olduğunu düşünmüş olacak, "ne olur ne olmaz" son aylarda Kıbrıs’ta bir daire satın alarak emlak sektörünün hareketlenmesine katkıda bulunuyorlar.

Kıbrıs'ın Kuzeyinde özellikle de Girne'de patlak veren plansız betonlaşmanın bir nedeni de sanırım Girne’deki kalitesiz, zevksiz, kısıtlı oto parklara sahip beton bloklara yükselen taleptir.  Yöneticisi bile olmayan apartmanların daireleri, bugünlerde neredeyse 2'şer 3'er alıcı “yatırımcısını” bulmakta. Dikilen beton bloklar ise diken müteahhitlere büyük paralar sağlamanın karşılığında, kentin yollarında trafiğin daha bir sıkışmasına, sokakların çöp kokularının daha bir keskinleşmesine, denizinde gelen kesif kanalizason kokusunun daha hissedilir olmasına yol açmakta.

Öte yandan Türkiye'de AKP iktidarının 14'üncü yılında üniversitelere de el atmasıyla, Otokratik- islamcı üniversite dayatmasından kaçan öğrencilerin akımına uğradı bu yıl adamız. Kuzey Kıbrıs'ta üniversiteye kayıtlı öğrenci sayısının Afrikadan gelenleri de katınca, şu an için 90 binin üzerinde olduğu söyleniyor.

Halbuki ben 1975 yılında giriş yaptığım Türkiye’de üniversite öğrencisiyken, 1978 yılında kadar Kuzey Kıbrıs'ta henüz üniversite ve dolayısıyla da üniversite öğrencisi yoktu. O yıllarda Türkiye'deki üniversite öğrenci sayısı ise yaklaşık bugün Kuzey Kıbrıs'taki üniversite öğrenci sayısı kadardı.

Şimdi bütün bunların ne anlama geldiğine bir göz atalım.

Hüseyin Özgürgün ve Serdar Denktaş'a göre bu kadar çok öğrenci KKTC'nin ekonomik ve sosyal gelişiminin bir işaretidir. Bir yanda artan öğrencisi sayısı dolayısıyla gelirleri de artan üniversiteler; öte yanda öğrencilerle dolup taşan cafe-bar, restoran ve Lefkoşa'da evlerin yanı sıra, teker-teker odaların kiralanmaya başlamasıyla akan para...

Peki UBP-DP tamam da; CTP-TDP ne diyor bu işe? Bir demeç verdiler de biz mi duymadık?

Kudret Hoca’nın hem bir öğretim görevlisi ve hem de bir siyasetçi olarak, üniversiteli öğrencilerin aldıkları eğitimin kalitesi hakkındaki yorumunu doğrusu merak ediyorum?

Bir öğretim görevlisi ve emektar bir öğretmen olarak Tufan ve Cemal hocaları atlamış olmayı istemem. Onların da bu konudaki açıklaması elbette önemlidir.

Ne diyorlar bu işe?

Peki Kıbrıs'ta çözüm ve barışı isteyen ve aralarında epeyce de öğretim üyesi bulunan arkadaşlar ne diyorlar şimdi bu 90 küsur bin ve yakın gelecekte 120 binler olarak düşünülen çoğu Türkiyeli üniversite öğrencisi sayısının getirisi yanında ülke yaşamından götürdüklerine?

Ben ne mi düşünüyorum?

Yarınki makalemde düşündüklerimi hem de kalkınma ve gelişmenin yalnızca ekonomik olarak kişi başına düşen gelirin artmasıyla sınırlı olmayacağını, hatta bezen bir ülkeye kısa dönemli para akışının, KKTC coğrafyasındaki gibi, telafisi büyük maliyetler gerektiren, getirisi götürüsünden çok daha fazla, yalnızca ekonomik değil insan yaşamlarında da büyük tahribatlara neden olabileceğini yazacağım…



TAGS: halil paşa
MANŞETLER

HK Halil Paşa

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems