HABER KIBRIS

Petrol-gaz-savaş ve Türkiye’nin girişimleri…

04/11/2017


ads

Eşref Çetinel


Nerde petrol gaz orda savaş! Ortadoğu’nun başına ne geldiyse petrolünden geldi! Kim bilir büyük şirketlerin aklımızın almadığı, bilgilerimizin yetmediği oyunlarıdır bölgede oynanan! Biz sadece aysberkin üstünü görüyoruz. Altındaki devasa kitleyi de oyunun oyuncuları görüyor: Amerika, Rusya, İngiltere, Fransa ve sair ülkeler gibi.

PEKALA Türkiye bu oyunun neresinde? Ortadoğu petrolünün taşıyıcısı ve aktarıcısı olması konumunda tam göbeğinde.. Nitekim Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın açıklamasına göre orta Anadolu’da mevcutlara ek yeni petrol depolama tesisleri kurmak için çalışmalar başlatıldı.

Bu arada artık Türkiye de kendi sismik araştırma gemileriyle hem kendi adına hem de KKTC adına oluşturulmuş münhasır ekonomik bölgelerde çalışmalar yapmakta.. Bu konuda Albayrak Rum tarafına da gönderme yaparak diyor ki “kimse Akdeniz’i kendi denizi sanmasın…”

Bu açıklamaları 7. Uluslararası Kongre ve Fuarında yapan Albayrak Türkiye’nin on yıl sonra enerji ihraç edecek bir ülke olacağını da söylüyor…

PEKİ Güney Rum Yönetimi ne alemde? Türkiye’nin önüne “Kıbrıs siyasal sorunu” yanı sıra MEB ile  gazını siyasi sorunun şantajı olarak koyuyor! Kıbrıs’ın AB’nin bir enerji kaynağı olacağı gibilerinden de laflar ediyor! Nitekim gazı borularla AB’ye çok daha ucuza sevk edeceği halde Türkiye’yi dışlayarak daha pahalı bir güzergah olan Mısır’la anlaşma yapıyor! Bir yandan da Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sismik araştırmalar yapmasından kuşku duyuyor.

BAŞINDA ne dedikti? Nerde petrol gaz orda savaş! Bu nedenle bir yandan Yunanistan Dışişleri Bakanı Koçias Türkiye ile “garantiler” konusunu halletmek için sıcak temas kurmaya çalışırken, Rum tarafı da (büyük olasılıkla) Kıbrıs’ta “istediği çözümü sağlamak koşulunda” gazı Türkiye üzerinden geçirebilir mi” sorularına cevap verebilecek bir siyasi pozisyon yaratmaya çalışıyor! Veya “yaratmaya mı çalışıyor” diyelim!.)

BUNLAR olursa ne olur? Berat Albayrak “Avrupa’nın arz güvenliği Türkiye’den başlar” diyor. Bu bir stratejik gerçektir. Fakat Türkiye’nin şimdilerde trenle ipek yolunu yeniden Çin’e kadar kat edecek büyük bir demiryolu güzergâhını oluşturmasının öncüsü olduğunu da düşünürsek, coğrafi konumunun ne kadar önemli hale geldiğini daha iyi anlarız. Nitekim bu “konum özelliğini” uluslar arası arenada daha etkin kullanacağı da açık seçiktir.

KISACA: Rum’un hidrokarbon yatakları Türkiye ile “olumlu ve veya olumsuz” mutlaka gündeme gelecek KKTC’i de içine alan siyasi pazarlar ortamı yaratacaktır. Yaşanan olaylar bunların habercisi oluyor…


KİRLENEN SİYASET!

Önce siyaset mi “pisleşti” yoksa “siyasetçi” mi? “Siyaset” mi siyasetçiyi “kirletti” yoksa siyasetçi” mi siyaseti” kirletti!

Nasıl cevap verirseniz verin. Sonuçta bu ilkede şaibeli ve kirli bir “siyasi ve siyasetçi sorunumuz” olduğu kesindir! İspat falan da istemiyor! 2004’den beridir gitgide daha çok ivme kaybederek defolu bir siyasetle siyasetçiler “külliyesi” oluştu!

(Tabi her zamanki gibi her kesimde ve kurumda mevcut namus erbabı, dürüst ve vicdan sahibi insanlardan söz etmiyoruz. Muhalif veya muvafık olmaları hiç fark etmez. Çok partili demokratik rejimlerde zıtlar ayrılığı elbet olacaktır.)

FAKAT: Daha seçim kokusu alır almaz “ben çevremle istişarelerde bulunup ne yapmam gerektiğine karar vereceğim” deyip hem de bakanlık mertebesine kadar getirildiği bir makamdan ve partisinden istifa ederek “UBP”nin kapısını çalan Berova’nın “siyasetin cilveleriyle” kamufle edilmek istenen bu davranışını “siyasetin çirkin yüzü” olarak çerçeveleyip mesela DP’nin altına izahını da yazarak, ibretlik olması için parti binasına asmasına gerekir!

ANCAK yetmez! Çok merak ediyorum. UBP kapısını çalan bu politikacımızı gerçekten hoş geldin diyerek UBP kucaklar mı? Hatta aday gösterir mi?

Geçmiş dönemlerinde siyasi partiler bünyelerinde seçme seçilme kaygılarından kaynaklı ayak oyunları ile adayların birbirlerine madik atmalarının yabancısı değiliz. Hatta bu nedenle UBP ve CTP de büyük çatlaklar oluştu hâlâ sürgit davaları var!

ANCAK Berova olayının bir “karanlık” tarafı da olmalıdır. Üç ay yaz tatilinde onca uyarılara, sendikaların gazetelerin yayımlarına karşın Berova neden okulları yine “büyük eksikliklerle yeni ders yılına açmak zorunda kaldıydı!” Kendi ilgisizlik ve kabiliyetsizliğiyle başarısızlığından dolayı mı yoksa “perde gerisinde kendisini yıpratıp en azından bakanlıktan almak için oluşturulan tertipler veya tertip miydi ki hazırların önünü tıkadılardı!

Berova partisinden neden istifa ettiğini (ki bütün yıldırımları üzerine çekecek paratöner durumuna düşeceğini çok iyi biliyor olmalıydı) açıklamalıdır ki siyasi kirlilikten arınsın!


KISACA TAKILDIĞIM: (BU SEÇİM DE GEÇER!)

Seçim tarihi üzerinde hâlâ bir uzlaşıya varılamadı. UBP 7 Ocak’ta ısrar ediyor! Yani kışın kıyametin tam göbeği!

DP “Şubat” ayı olsun diyor Ocak’tan ne farkı var!

CTP ne diyor bilen yok ama bu hodri meydan taşını atarak erken seçim dalgasını o yarattı, bakalım altından nasıl kalkacak!

Halkın Partisi hazır mı? Kudret Özersay kendi gibi genç insanlarla çıktı yola. Hatta bir zamanlar “ben hükümeti seçilmişler dışında da kurabilirim” falan mı dediydi? Yani “asıl olan liyakattir” iş yapabilen insanların iktidara gelmesi gerekir demek mi istediydi. Büyük ideal da insanlar bir partinin bünyesinde seçime katılır, onca yorucu propaganda süreci geçirirken “parmağını bile oynatmayanlara” neden makam lütfetsinler!

Her neyse bu ülke ne seçimler ne hükümetler ne alavere dalavereler gördü! Bu seçim de geçer!



TAGS: Petrol-gaz-savaş ve Türkiye’nin girişimleri…, Eşref Çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems