HABER KIBRIS

Rüzgar Erkoçlar: Bu kadar yakışıklı olacağımı tahmin etmiyordum

Rüzgar Erkoçlar merak edilenlerini ve bilinmeyenlerini Kelebek Yazarı Cengiz Semercioğlu'na anlattı.

12/11/2017

Rüzgar Erkoçlar: Bu kadar yakışıklı olacağımı tahmin etmiyordum
ads

Üç yıl önce cinsiyet değiştirme ameliyatıyla gündeme gelen ve eylül ayında Tuğba Beyazoğlu ile dünyaevine giren Rüzgar Erkoçlar, bu kadar yakışıklı olacağını tahmin etmediğini ifade ederek baba olmak istediğini yineledi.,

  • Geçtiğimiz şubat ayında Tuğba Beyazoğlu ile nişanlanan Rüzgar Erkoçlar eylül ayında Sarıyer Bahçeköy'de düzenlenen törenle evlenmişti. Hürriyet'e konuşan 31 yaşındaki Erkoçlar evlilik sürecini, geçirdiği ameliyatı, projelerini ve ileriye dönük planlarını anlattı.

  •  

    Hayırlı olsun, evlendin. Düğün çok eğlenceliydi...

    - Ben hiçbir şey hatırlamıyorum düğünden. Hep söylerlerdi gelin ve damat düğüne dair hiçbir şey hatırlamaz diye. Doğruymuş.

    Eğlendiniz ama siz de, değil mi?

    - Eğlendik. After party saat 3’e kadar devam edecekti. Saat 2’de “Artık dayanamayacağım” dedim. Çok yorulduk. Bir de ben düğünden iki gün önce İstanbul’a geldim. Eskişehir’de “Öğrenci Kafası: Soygun” sinema filminin çekimlerindeydim. Yorgunluktan bitmiştim.

  •  

    Eşin Tuğba’yla nasıl tanıştınız?

    - Yakın bir arkadaşımız tanıştırdı. Dışarıda ilk kez baş başa görüşeceğimiz gün Tuğba’ya “Ne olur, Nişantaşı tarafında görüşmeyelim” dedim. “Bir şey olmaz, City’s’de buluşalım” dedi. Onun işyerine yakın diye orada buluşmak istedi. “Gel Anadolu yakasında görüşelim. Avrupa yakası basın kaynıyor” dedim ama o Nişantaşı’nda ısrar etti. Kaşındı! “Tamam, sen bilirsin” dedim, görüştük. Bir baktım görüşmenin sonuna doğru fotoğraflarımız çekiliyor! 
    Tuğba daha önce öyle bir durumla karşılaşmadığı için korkup kaçar mı diye endişelendim. Külkedisi gibi bırakıp gidecek mi beni? Mekandan ayrı ayrı çıktık, ona “Sen önden çık, beni aşağıda bekle” dedim. Bir veda öpücüğü kondurur, “Görüşürüz” derim diye düşündüm ama diyemedim. Çünkü Tuğba gitti. “İlk ve son görüşmemiz oldu galiba” dedim o an.

  •  

    Nasıl evlenme teklifi ettin?

    - Araştırdım. Kadınlar beklenti içinde oluyorlar biliyorsun. Biri bir şey yapıyor, ortalık kızışıyor. “Bak bunun erkek arkadaşı şunu yapmış” durumları. Manyakça bir şey bulmam gerekiyor dedim. Şaşırtmam gerekiyordu onu. Kimi baş başa yemek yerken evlilik teklifi ediyor. Çok klasik, herkes yapıyor, bana yakışmaz dedim. Sonra balonun üstünde mi şey yapsam diye düşündüm. Yok, bizim şansımıza balon söner, düşer dedim içimden. Bir arkadaşım akıl verdi, “Bir karikatürist bul” dedi. İstanbul’da arıyorum, yok! Hepsi kendi yerinin dışında bir yere gelmiyor. İsmimi de söyleyemiyorum basını çağırırlar diye. Neyse sonunda buldum adamı. Uçak biletlerini bile aldım.

    Ailesi Tuğba’ya “Ne işin var Rüzgar’la” diye tepki göstermiş mi?

    - Teklifin ertesi günü sordum. “Aileme söyledim, hiçbir sorun yok” dedi. Zaten ailesine hiç yalan söylememiş. Bu da çok hoşuma gitti. “Ben zaten basın bizi ilk çektiğinde, anneme de babama da söyledim” dedi. “Sorun yok demiş” babası da. Kayınbabam sağ olsun.

  •  

    Ailesiyle ilk tanışman nasıldı?

    - Hayatımda üç yerde çok gerildim. Birincisi ailesiyle tanışırken, ikincisi nişanda, üçüncüsü de düğünde. Hatta nişanda “Ölüyorum!” dedim. 
    Düğün günü birlikte nikâhın kıyılacağı yere yürürken de “Ben ölüyorum galiba” dedim. Bacaklarım titriyordu. Kalbim nasıl atıyordu anlatamam. Tuğba’ya baktım, o da öyleydi. Çok heyecanlıydık.

    Senin ailen nasıl karşıladı evlilik kararını?

    - Ben ailemle çok fazla kız arkadaşımı tanıştırmadım. O yüzden ben bir şey dediğimde saygı duyarlar. Daha önce hiç “Ben evleniyorum” diye gitmedim yanlarına. Bunu ilk söylediğim kişi Tuğba oldu. 
    Hatta böyle bir şey dediğimde annem çok sevindi. Ciddi olduğumu anladı. Yakın zamanda babamı kaybettik. Annem, “Sizin sayenizde tekrar hayata bağlandım, çok mutlu ettiniz beni” dedi. Bizim gözümüzdeki o enerjiyi, güzelliği, mutluluğu gördüğü için annem de mutlu oldu.

  •  

    Düğünden hemen sonra bir kuyumcuda görüntülendiniz. Sonrasında da o fotoğraflarınız gazetelerde çıktı...

    - İnsanlar düğünde usulden bir şeyler taktı. Ben de altınları evimde saklamak istemedim. Kuyumcu tanıdığımdı, altınları kasasında saklasın diye ona götürdüm. Ama basını oraya kim çağırdı bilmiyorum. Arabadan indik, direkt bizi onlar karşıladı.

    Dükkanın kepenkleri falan inmişti. Kamera da alttan çekmiş...

    - Evet, kuyumcu yarım indirmişti kepenkleri. Ben “Biz bunları tam indirelim” dedim. Tamam, halka mâl olmuş biri olabilirim ama gazeteci arkadaşlar da nerede nasıl haber yapacağını bazen şaşırıyor abi. O konuda bazılarına kırgınım. Geçenlerde de gelip eşimin işyerinin içinde benimle fotoğrafını çektiler. Tuğba bu sektörden değil. Gazetecilerin böyle bir hakları olmadığını düşünüyorum. Bazen o dozu aşabiliyorlar.

  •  

    Bu kadar yakışıklı bir adam olacağını tahmin ediyor muydun?

    - Hayır. Hâlâ da kendimi öyle görmüyorum. İnsanlar “Çok yakışıklısın” diyor ama bende yakışıklılık anlamında öyle bir ego yok. Onun farkında değilim. Olsam zaten yürür giderim abi. Herhalde evlenmezdim o ego bende olsaydı.

    Çocuğun olsa ona hayatla ilgili ne tavsiye verirsin?

    - Tamamen sevgi içinde büyüyen bir çocuk olacak. Ebeveyn olarak maddi, manevi o çocuğun sorumluluğunu yerine getirmek gerekiyor. O yüzden bu sorumlulukları yerine getireceğimiz zamanda olsun hayırlısıyla. İnşallah bize de nasip olur.

    Fizyolojik olarak baba olman mümkün mü?

    - Bu konulara hiç girmeyelim. Tıpta yeni 
    yöntemler var, onlara bakıyorum. 
    Baba olmak istiyorum.

  •  

    Bundan 5 ya da 10 sene sonra nerede görüyorsun kendini? 

    - Tabii ki çocuğumuz olsun istiyoruz. Bunun dışında kendi mesleğimi yapmak, artık ekranlarda olmak istiyorum. Sonrasında, maddi gücümü elime aldığımda da niyetim yurtdışına yerleşmek. Çocuğumuz olduğu zaman, onun bu baskıyla büyümesini istemem. Her gün suratına bir şey vurulmasını ne eşime ne de kendime yaşatmalıyım...

  •  

    Yeni filmlerini de anlatsana...

    - Biri Onur Ünlü’nün “Put Şeylere” filmi. Onur Abi, Ulusal Film Yarışması’nda “en iyi yönetmen” ödülünü aldı bu filmle. Ondan 4 ay sonra da Ayhan Sonyürek’in “Öğrenci Kafası: Soygun” filminde oynadım. Şu an da kabareye hazırlanıyorum. 

    “Öğrenci Kafası: Soygun”un çekimleri nasıl geçti?

    - Çok güzel bir ekip vardı. Ayhan Hoca’nın çok büyük katkıları oldu. Çekimlere başlamadan 3 gün önce oyunculuk anlamında bizi çok motive etti. Çok genç bir kadroydu. Ben eşlik etmekte biraz yoruldum. Arada enerjimi yükseltip uyum sağladım. Ocak ayında vizyona girecek. İnanılmaz bir proje geliyor.



TAGS: rüzgar erkoçlar, Rüzgar Erkoçlar
MANŞETLER

HK YAŞAM

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems