HABER KIBRIS

Satılık evin 'çivisi'

20/05/2017


ads

Cenk Uzunoğlu


Nasrettin Hocanın pazara yakın merkezi bir yerde evi varmış.

Hoca eskimeye yüz tutmuş evini satıp satmama ikilemi yaşasa da paraya ihtiyacı olduğu için satmaya karar vermiş.

Uzun süren pazarlıklardan sonra alıcılardan biri ile fiyatta anlaşmış.

Fakat Hoca, evi kullanmak veya her ihtimale karşı geri alabilme amacına da uygun bir plan hazırlamış.

Üst kattaki sofanın ortasında koca bir ana direk üstüne iri ve kalın bir çivi çakılmasını alıcıdan talep etmiş.

Alıcıya evi gezdirirken de çivinin çakılacağı yeri işaret ederek:

“Evi satarım ama buraya çakılacak çiviyi asla satmam. Buraya çakılacak ve sökülmeyecektir. Ara sıra haricen kullanabilirim” demiş.

Hoca’nın bir şakası sanarak, alıcı bu şartı gülerek kabullenmiş ve parayı verip evi almış.

Hoca bir süre sonra, elinde kocaman bir manda işkembesi ile kapıyı çalmış.

“Şu işkembeyi benim çiviye asıver de, akşamüzeri çarşı dönüşü gelip alırım’’ demiş.

Ev sahibi homurdanarak işkembeyi alıp, Hoca’nın çivisine asmış.

Hoca bir kaç gün sonra, bu kez elinde suları akan üç kap yoğurtla kapıyı çalmış. Aynı şeyleri söyleyerek, yoğurtları vermiş.

Üç beş gün sonra sığır kellesi, paça getirmiş.

Hikâyenin gerisi çok da önemli değil…

Üst kattaki çivi ya bu şekilde kullanılmaya devam edilmiştir ya da ev daha ucuz bir fiyata geri alınmıştır. Özet olarak o evde huzur kalmamıştır.

****

Kıbrıs sorunu ‘’kadife ayrılık’’ söylemleriyle hocanın evindeki çivi hikâyesine benzeyen şartları tarafların çaresizce kabul edeceği bir şekle doğru yol alıyor.

İki taraf da isteklerinin bir kısmını, karşılığı talep edilerek alma noktasına er ya da geç zorlanacaklardır.

 

Kıbrıs adası ve etrafını ‘’ihtilaflı mal’’ kapsamında değerlendirip gaz paylaşımını ucuza kapatma gayreti de ticari bir hedef olarak resmin içindedir. Bunu göz ardı etmeyin.

Ne olduğunu anlamadan art arda gelişecek olaylarla oluşacak konjonktür ile adamızın muhteviyatı ile yeni maceralara sürüklenme ihtimali yüksektir.

Bu süreç içerisinde neleri konuşur olabiliriz diye fikir jimnastiği olması açısından sıralamaya çalışalım. Elbette yanılıyor olabiliriz ama neler olabileceğini siz de düşünün.

Rum tarafı, sınır ayarlaması ve Maraş ile umduğunun altında toprak alıp devletin içine bizi ortak etmeyip dış dünya tarafından adanın tümü üzerindeki muhatap olarak yoluna devam edeceği bir anlaşma ile karşı karşıya kalabilir. 

Mülkiyet ile ilgili tazminat alacağı batı dünyası tarafından garanti edilir. Tazminat, çıkarılacak gazdan Kıbrıs Türk tarafının uzunca bir süre mahrum edilerek finanse edilmesi ile sağlanabilir.

Kıbrıs Türk tarafı da ambargoların kaldırıldığı ama devlet olarak uluslararası alanda varlığı olup ağırlığı olmayan bize özgü ‘’numunelik’’ özel bir statüyle yola devam eder. Bir iki küçük istisna hariç, yeni bir göçe sebep olmadan Rum’a sınır ayarlamaları ile toprak bırakır. Maraş’ın özel bir statüde açılmasını ya da Rum’a bırakılmasını ambargoların kalkması karşılığında kabul eder.

Bireylerin ve ticaret ile uğraşanların ambargolardan ve alışılmış zorluklardan arındırılmış, ama vatandaşı olduğu Kuzeydeki devletin gözlemci olmanın ötesine geçmeyeceği bir statüde olur.

Kuzeydeki devletimiz de bu özel statüsü ile TC’nin vilayeti olup olmama ihtimali ile karşı karşıya kalır ve aradaki ilişki bir süre sonra bambaşka sorunları gündeme getirir.

Bunlar yetmez. Petrol şirketlerinin mensubu olduğu ülkelerin güvenli koridor oluşturma adına Rum tarafından talepleri olur. Türkiye ile karşı karşıya kalınması da Rum için bunun gerekçesi olur.

****

Yukarıda sıraladığımız olası gelişmelerden dolayı içine çekildiğimiz sürecin önümüze getireceği senaryoları not edip, Kıbrıs Türk’ü ve Rum’u olarak karşılıklı verilecek olan tavizlerle ulaşılabilecek çözümden daha mı iyi olur diye düşünmemiz lazım.

Adada daha önce denenmiş bir yöntemdir ‘’çivi’’ çakarak çözüm üretmek.

İngiliz adaya ‘’çivi’’ çakarak kendi çözümünü her iki tarafa imza attırarak üretti.

‘’Alın adanın yönetimini, verin deniz kenarından iki tane üs’’ dedi.

Adanın tümünün ‘’yönetimini’’ verdi vereli adanın tümünü yönetebilen oldu mu?

Alın bağımsızlığınızı dediği günden beri daha da bağımlı olunmadı mı?

İngiliz ‘’verdiği özyönetim ve bağımsızlık’’ karşılığında aldığı üsleri istediği gibi kullanıyor.

Şimdi adaya yeni ‘’çiviler’’ çakmak için zemin oluşturuluyor. Bugünlerde olan budur.

Çakılacak olan yeni çiviler hocanın hikâyesinde olduğu gibi evin duvarına değil adanın bağrına çakılmak üzeredir.

Bu aralar uyanmaya gerek yoktur uyumasak yeridir.



TAGS: cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems