HABER KIBRIS

Son oyun mu, oyunun sonu mu?

13/11/2016

ads

ads

Yusuf Kanlı


Efendim Mont Pelerin hayırlı bir sonuca ulaşmasa da çok hayırlı ve başarılı olmuş.

Bizim kalemine sağlık arkadaşlar öyle yazıyor.

Yazarlar, ifade özgürlüğü var. Ama gazetecilik ile özel kalem müdürlüğü arasındaki farkı da bilmek gerekir. Hele, aman ha, propagandistliğe soyunması bir gazetecinin, akıl alacak iş olmaz. Kaçınmak lazımdır.

Mont Pelerin’den sonuç zaten beklenmiyormuş… Niye gittiniz oraya efendim? Sonuç almaya gitmemiş miydiniz?

Mont Pelerin’de hedeflenen toprak konusunun konuşulması ile beşli veya çok taraflı uluslar arası toplantının tarihinin tespit edilmesi değil miydi? Gerçekleşti mi? Efendim her ne kadar konulan iki hedeften ikisi de sağlanmamış olsa da, diğer dört başlıkta ve toprak kriterlerinin görüşülmesinde büyük başarı sağlanmış…

Kardeş, dört başlık adada da görüşülürdü. Kıbrıs’ın suyu mu çıktı? Canınız seyahat etmek istedi de Kıbrıs sorununu bahane ettiniz dense, yakışık olmaz. Hele de otel odasına kapanarak, sabahtan akşama can sıkıcı Kıbrıs konusunu konuşarak ne ikbal olacakmış. Diyenler haksız ve yersiz. Peki de niye gittiniz be anneciğim oraya? Eşler falan niye götürüldü de demiyorum, siz niye gittiniz?

Kapalı ortamda, kimsenin kimseye bilgi veremeyeceği bir şekilde kapsamlı görüşme idiyse hedef, kevgir gibi sızdırmadı mı her şeyi Rum liderliği? Neyi bilmiyoruz? Nikos Anastasiades efendinin cevap veremeyip bir hafta görüşmelere ara istemesine sebep olan Akıncı’nın “kapsamlı toprak kriterleri” önerisini. Efendim Rumlar %25 demişler, Akıncı %32 istemiş falan gibi afaki ve doğruluğu gerçekten kuşkulu birkaç laf dışında bilgi yok. Niye? Bu sefer sızdırma Rum tarafının işine gelmedi, bizimkiler ise kendi kendilerine kaldığı zaman bile konuşmuyorlar olur ya birileri duyar korkusuyla.

Gerçi son zamanlarda Akıncı ve ekibi de yandaş gazetecilerini istedikleri gibi bilgilendirip kullanmaya başlamışlarsa da, Kıbrıs Türk tarafındaki enformasyon eksikliği, Rum tarafındaki enformasyon ve dezenformasyon bolluğu bu sürecin en sorunlu öğelerinden birisi.

Özetlersek. Akıncı masaya harita koymadı. Rum tarafı koydu mu? Rivayet muhtelif. Bir iddiaya göre bir değil en az üç harita masaya kondu. Yayınlanan bir fotoğrafta ise masada Annan dönemine ait olduğu varsayılan bir haritanın masa üzerinde, Rum heyeti tarafında göründüğü idi. Ne oldu gerçekte? Rivayet muhtelif, doğrulama yok. Akıncı’nın masaya toprak kriterleri koyduğu kesin. Bu kriterlerin Rum tarafını hazırlıksız yakaladığı da kesin. Peki biz hazırlıklı mı idik? Hayır? Ne olduğunu bırakın biz gazetecikleri, Kıbrıs Türk hükümeti, Mecliste temsil edilen partiler biliyor muydu? Hayır, o da kesin. Peki Ankara? Bir iddiaya göre genel bilgilendirme hariç bir detay verilmemiş, zaten istenmemiş de. Ne diyor Ankara peki?

Cevap net, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş söyledi: "Türkiye olarak nereye kadar hangi tavizleri vereceğimizi biliyoruz. Söylediklerimiz, bunlar ortadadır. Ümit ediyoruz ki bir barış düzeni, kalıcı bir sistem Kıbrıs'ta da kurulur ama bu ‘Türkiye ne olursa olsun Kıbrıs'taki nihai çözümün elde edilmesi için kendisine dikte edilen tavizleri kabul edecek’ anlamına gelmiyor. Türkiye hiçbir şekilde kendisine dikte edilen tavizleri vermez, kendi milli çıkarlarını Kıbrıs'ta sağlayabilecek noktaya kadar gelir ve orada durur.”

Ama Akıncı o kadar değişik ve kapsamlı öneriler yapmış ki Anastasiades reddedememiş veya kabul edememiş. Yani, reddedilmek veya kabul edebilmek için kendisine yandaş aramak üzere bir hafta Kıbrıs’a gidip danışmalarda bulunmak istemiş. Kiminle? Yasal statüsü olmayan ama fiili olarak Kıbrıs Rum kesiminin yönetiminde etkili olan Ulusal Konsey üyelerine. Kimler onlar? Parti liderleri ve Kıbrıs Kilisesi başpiskoposu.

Neyi danışacak peki? Akıncı’nın son önerisini kabul edip harita üzerinde konuşmanın başlaması ve eş zamanlı olarak da adada sürecin sonu veya “oyunun sonu” olarak görülen garantör Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın katılımıyla uluslar arası konferans toplantısının tarihinin belirlenmesi…

O adım önemli çünkü Rumların oylarıyla Annan Planı’nın çöktüğü 24 Nisan 2004 tarihinden bu yana ilk kez adadaki BM gözetimindeki süreç tekrar son noktaya gelecek: Ya çözüm ya da… Orası hala meçhul. B planı ne kimse bilmiyor. Rivayet çok… Kimine göre Türkiye kuzey Kıbrıs’ı ilhak edecek, kimine göre yeni bir süreç başlayacak… Kimi de bağımsızlık gelecek diye rüya görüyor.

Peki Anastasiades’in zaman istemesinin anlamı var mı? Esasta yok. Anastasiades’i kendi partisi DİSİ dışında bir tek – o da şartlı – AKEL destekliyor. AKEL’in en şahini, Hristofyas dönemi görüşmecisi Tumazos Çelebis de Anastasiades’in görüşmeci heyetinde. Üstelik AKEL’in başı, kıçı son zamanlarda oynasa da al-ver yapılmasına, karşılıklı tavizlerle acı bir anlaşmaya evet der görünmekte.

Gerçi son zamanlarda birkaç küçük partinin de desteğiyle ortak aday çıkarıp belki Georges Lilikas gibi birisini ortak aday çıkararak cumhurbaşkanlığını geri almayı hayal etmiyor değil AKEL ama şu anda sürece bağlı.

Niye ara istedi Anastasiades o zaman?

Zaman oynamak desek, “bir haftada ne olabilir ki” diyeceksiniz. “Ama bir hafta uzun zaman. Cenevre’ye gitmek için bu kez de masaya harita konması ön şartını getirebilir mi Anastasiades?” Getirir. Akıncı da maalesef kabul eder mi? O kadar çözüme takıntılı ki, maalesef bal gibi de edebilir.

Peki o zaman ne olur?

Şimdi görüşmelerde Anastasiades’e “Çözüme kararlıyım, başaramazsam da giderim” diyecek kadar teslimiyetçi bir çizgide yürütülüyor ise bu görüşmeler, ki maalesef öyle, o zaman çok sağlam durmalı, hataya düşülmesini mutlaka önlemeliyiz diyorum.

Anastasiades’in yapacağı gibi Akıncı da Meclise, hükümete bilgi vermeli, nerede olduğumuzu anlatmalıdır. Dışa sızacakmış, varsın sızsın, zaten Rumun versiyonunu öğreneceğiz Sayın Akıncı bir de siz ne diyorsunuz öğrenelim, zararlı olmaz.

20 Kasım bu kez ya “son oyun” ya da “oyunun sonu” olacak, orası kesin. Ama 20 Kasım’a teslim olarak gitmeyelim. 



TAGS: Son oyun mu, oyunun sonu mu?, yusuf kanlı
MANŞETLER

HK Yusuf Kanlı

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems