HABER KIBRIS

Soruna doğru teşhis konulmalı

24/02/2017


ads

Mete Tümerkan


Müzakere sürecinde yaşanan krizin aşılabilmesi için soruna doğru teşhis konulmalı…

İşin aslı doğru bir şekilde değerlendirilmeli.

Müzakere edermiş gibi müzakerelerin devamının artık bir anlamı kalmadığı herkes tarafından teslim edilmeli.

Gelinen aşamada ortaya çıkan krizin, masanın yeniden toplanamamasının esas nedeni tek başına Enosis kararı değil.

Enosis kararı sadece işin tuzu biberi oldu.

Çünkü uzun bir süredir müzakere masasında işler iyi gitmiyordu.

Özellikle de Rum Müzakereci Mavroyannis’in BM’deki seçimleri kaybedip geri dönmesinden sonra…

Bir anda herşey değişti.

Mavroyannis birilerinden intikam almak istercesine müzakerelerdeki yaklaşım ve tavırlarını değiştirdi.

Yeni uzlaşıların ortaya çıkarılmasını engelleyecek yaklaşımlarını bir yana bırakıp, var olan uzlaşıları bozmaya dönük yeni kağıtlarla görüşemelere gitmeye başladı.

Türk tarafı bu durumu görünce masayı uluslararası düzeye taşıyarak orada bu sorunları aşma ve son oyunun oynanabilmesine fırsat yaratma anlayışını geliştirdi.

Mont Pelerin görüşmeleri bu fikrin bir ürünü olarak gerçekleşti.

Hedef garantörlerin de katılımının sağlanacağı beşli Kıbrıs Konferansı’nın önünü açıp, bunun gerçekleşmesini sağlamaktı.

Rum tarafı ısrarla bu hedefin gerçekleştirilememesi için Yunanlılarla birlikte elinden geleni yaptı.

Ama engel olunamadı.

Ocak ayı içerisinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Kıbrıs Konferansı’nın başlayacağı noktaya süreci taşımayı başardı.

Amaç hasıl olmuştu.

Nasıl olsa uluslararası aktörler artık devreye girecek ve Haziran 2016 sonrasında yeni uzlaşılar üretilemeyen, özellikle Rumların kaçak dövüştüğü masadan bir sonuç çıkıp çıkamayacağı test edilecekti.

Ama Cenevre’de toplanan Kıbrıs Konferansı orada Yunan Dışişleri Bakanı Kocias’ın engeline takıldı.

Ancak süreç yine de kopmadı. Taraflar teknik komite çalışmasını Mont Pelerin’de yapıp tamamladı.

Cenevre’de varılan uzlaşı gereği Kıbrıs’ta da bu arada liderler yeni yakınlaşmalar sağlamak için görüşmelere devam edeceklerdi.

Ettiler de…

Ama masada havanda su dövmeye devam edildi.

Rum tarafı yeni yakınlaşmalar için gayret göstermedi ama var olanları bozmaya dönük adımlar atmak istedi.

Bu işleri iyice gerdi.

Müzakereleri anlamsızlaştırdı.

Enosis krizi işte böyle bir ortamda patlak verdi.

Rum tarafının çözüm niyetinin olup olmadığının sorgulandığı…

Müzakereleri, müzakere edermiş gibi görünmek için yapmak istemeyen Türk tarafı için Enosis kararı bardağı taşıran son damla oldu.

Gelinen aşamada Rum tarafının yapması gereken, Enosis kararına karşı çıkarak çözüm iradesi ile masaya döneceğini ve sonuç odaklı bir anlayışla müzakere etme niyetinde olduğunu göstermektidir.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın attığı ileri adımlara karşılık verecek adımlar atma cesareti göstereceğini ortaya koymaktır.

Mesele sadece Enosis kararı ekseninde değerlendirmemelidir.

Esas sorun Rumların görüşmelerde çözüm niyeti ortaya koymaması ve çözüm odaklı bir anlayışla müzakere masasında oturmamasıdır.

Hedefi olmayan, sonuç getirmeyecek bir anlayışla müzakerelerin devamının bir anlamı olmaz.

Bu nedenle Rum tarafı artık oyunu bir yana bırakmalı ve var olan çözüm fırsatının hayata geçirilip geçirilemeyeceğini test edecek şekilde gerçek anlamda müzakere edecek bir anlayışla masaya gelmelidir.

Gelinen aşamada sloganlara, romantik çıkışlara ya da hayallere yer yoktur.

Niyet varsa çözümün uzak olmadığı bir noktadayız.

Yaşanan kriz bir fırsata dönüşebilir.

Yeter ki nafile görüşme yapma anlayışı terk edilsin…

Çözüm odaklı müzakerelerin yapılabileceği ortak bir zeminde buluşulsun…

İçinden geçmekte olduğumuz günler gerçekten çok kritik!

Soruna doğru teşhis konulmadığı takdirde çözüm bir başka bahara kalır ve o bahar da bir daha gelir mi bilemem… 



TAGS: Mete Tümerkan
MANŞETLER

HK Mete Tümerkan

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems