HABER KIBRIS

Şu dört özgürlük meselesi…

22/03/2017


ads

Hüseyin Ekmekci


ENOSIS krizi ile rafa kalkan müzakere süreci öncesinde bir kriz daha vardı.

O da Rum Hükümet Sözcüsü ve Cumhurbaşkanı’nın sık sık dile getirdiği, “Dört Özgürlük” meselesi…

Öyle görünüyor ki, bu konudaki Rum endişeleri, önümüzdeki süreçte yeni bir kriz olacak.

Daha önce de bu konuda yazdım.

Şimdi bir çaba var…

Kıbrıs sorununa çözüm yönünde herkeste bir yorgunluk var.

Espen Eide, Brüksel’e gidiyor.

Yelkenleri yeniden rüzgar doldurmak istiyor.

Eide, Brüksel’e gitmeden önce Rum tarafı papara kopardı.

“Türkiye’nin çıkarları için Brüksel’e lobi yapmak için gidiyor” diye…

Eide, ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamadı ya…

Bir umut…

Yelkenleri doldurmayı başarır belki…

 

Çavuşoğlu’nun dikkat çektiği konu…

Türkiyhe Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlı, Washington Times gazetesine bir makale yazdı.

Orada ısrarla şuna vurgu yapıyor:

“Kıbrıs Cumhuriyeti Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin ortak onayı ile kuruldu...”

Bir şey daha söylüyor…  

“O günden itibaren siyasi ve ekonomik olarak bu üç ülkenin dengesinin adada korunacağı, mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti anayasası ve eklerinde de her zaman yer almış ifade edilmiştir.”

Krizin aşılmasını beklerken…

Espen de Brüksel’e gidiyor.

Aslında Enosis saçmalığı ortadan kalkacak…

Ama başka gündemler bu kez kriz olmaya gebe…

İşte o konulardan biridir “4 özgürlük…”

Türkiye’nin, AB üyesi olmadan, bu özgürlükleri AB içerisinde kısman kullandığını bilmemiz gerekiyor.

AB Üyesi, üstelik de Türkiye’nin garantör olduğu bir adada, “4 özgürlük” kriz olmaktan çıkabilir.

Peki nasıl?

 

Ne olduğunu hatırlayalım…

Rum tarafı müzakerelerde Türk- Yunan dengesi konusunda sunduğu yeni önerilerle bu dengeyi farklı bir raya oturtmak istedi.

Çünkü dört özgürlük meselesi hem 2010 hem de Anstaisdes- Akıncı görüşmelerinde prensipte sorunlu konular değildi…

Ne zaman ki Yunanistan'dan “4 elmaya karşılık Türkiye'den 1 elma gelecek” demeye başladı…

Rum tarafı pozisyonunu değiştirdi.

4 özgürlük meselesi de tehlike olarak yaşamımıza girdi…

Halbuki buna hiç gerek yoktu…

Çnkü Kıbrıslı Rumlar gibi Kıbrıslı Türklerin de Türkiye konusunda yapılacaklarla ilgili bazı endişeleri var zaten.

Sonda da yazacağımı başta da yazayım…

80 milyon nüfuslu Türkiye, elbette sınırsız özgürlüklerle, sadece Kıbrıslı Rumların değil, Kıbırıslı Türklerin de tepkisini çekebilir.

“Özgürlük sınırlı olur mu?” diyeceksiniz…

AB içerisinde çok örneği var…

 

Olmayan meseleden mesele çıktı ortaya…

Türkiye’nin AB ile Ankara Anlaşması’yla başlayan ilişkisi mevcut.

Gümrük Birliği’nin revize edilme aşamasında olması, “mesele olmayan meselenin” aslında hallini mümkün kılabilir.

Bu nedenle, ağırlıklı olarak Kıbrıslı Rumlar ve kuzeyde de bir grubun “Yeycekler bizi bunun içinde” yollu endişelerine gerek yoktu.

 

Türkiye bu hakları zaten kullanıyor…

Konuyu biraz daha açalım…

Türkiye Cumhuriyeti’nin AB ile bilindiği üzere mal ticaretinde sanayi ürünleri ile bazı işlenmiş tarımsal ürünlerde bir engel yok.

Hepsini AB ülkelerine “gümrük birliği” anlaşması içerisinde satıyor.

Geriye kalan malların da mevcut ticaret hacminin geliştirmek için müzakere edildiği bir aşama devam ediyor.

Malların serbest dolaşımı konusunda AB ülkeleri ve Türkiye uzlaşıya yakın bir noktada…

Ki malların serbest dolaşımı, dört özgürlüğün temel nedenlerinden biridir…

 

5’inci büyük partner…

Unutulmaması gerekir ki…

Türkiye AB’nin dünyadaki 5’inci büyük ticaret partneridir ve  bu da bu noktada bir sorun olmadığının bir göstergesidir.

Mallar serbest dolaşabilir

 

Hizmet konusu da aşılabilir…

Hizmetlerin serbest dolaşımı meselesi dört özgürlük altında diğer bir önemli başlıktır.

Bu konu da Gümrük Birliği’nin revize edilmesi bağlamında ele alınmaktadır.

Bir başka deyişle “hizmet ticaretinin önünün açılabilmesi için de Avrupa Komisyonu’nun hali hazırda yaptığı çalışmalar, sunduğu öneriler” mevcut.

Ancak tüm bunlardan bağımsız olarak Avrupa Adalet Divanı  Ankara Anlaşması’nı, bir ortaklık anlaşması olarak da görüyor.

Ötesinde, bunun Türkiye’yi AB’ye hazırlayan bir anlaşma olduğunu varsayıyor…

Yani bunun sadece bir serbest ticaret anlaşması olmadığını söylüyor.

Bu da Türkiye vatandaşlarına Avrupa’da bazı haklar getirdi bile…

Avrupa'da “hizmet sunumu” adı altında çalışmaya başlayan birçok Türkiye vatandaşı var….

Hatta, bu hakkı kullanan, aynı zamanda KKTC vatandaşları da, Türkiye pasaportu ile Avrupa’da…

Avrupa Adalet Divanı’nın 2009 yılında aldığı “Soysal kararı” uyarınca, Almanya'nın Türk

vatandaşlarına vize yolu ile “ek kısıtlama getirmesi” kararını Ankara Anlaşması’na katma

çabası başarılı olamadı.

Avrupa Komisyonu, üç ülkeye, 1970’li yıllarda Türkiye’ye ne gibi bir uygulama yapıyorsa ayni uygulamayı yani hizmet sunanlar için vizesiz girişin sağlanması için gerekli kısıtlamaların kaldırılmasını istedi.

Bu karar sonucunda  Avrupa Komisyonu, bu üç ülke Danimarka Hollanda ve Almanya gibi ülkelerin Türkiye ile 1970'de yaptığı gibi Türkiye’ye vize uygulamadan  hizmet sunanlar için “oturma izni” sağlanmasını istedi.

Yani…

Herhangi bir işyerinden kabul gören bir Türkiye vatandaşı, vize sorunu yaşamıyor…

Yani… Hizmetlerin sunumu meselesi de, ya Türkiye- Avrupa arasında ortaklık hukukunun gelişmesi ile ya da AB hukukunun kendi içindeki devinimi ile, ya da yukarıda söz edildiği gibi hizmet sunumunun Gümrük Birliği kapsamına dahil edilmesi ile (alınması ile) hallolacak bir mesele haline geldi.

Yani…

“İşgörecek kişiler”, hizmetlerin serbest dolaşımı kapsamında, Kıbrıs Cumhuriyeti yasaları içerisinde çözüm bulunabilir…

 

Sermaye nasıl dolaşacak?

Bir diğer konu da sermayenin serbest dolaşımı…

Bu konu Kıbrıslı Rumlar için tehlike de Kıbrıslı Türkler için değil mi?

Alın kuzeydeki “yabancı yatırımlarını…”

Güneydekileri de…

Bakın bakalım rakamlara…

Dolayısı ile, Kıbrıslı Rumlar, “sermayenin serbest dolaşımı” noktasında hangi tehlikeyi görüyorlarsa, bu Kıbrılsı Türkler için de geçerli.

AB’nin 63’üncü maddesi uyarınca zaten bir üçüncü ülkeden AB'ye ya da AB’den bir üçüncü ülkeye sermaye yatırımı konusunda herhangi bir engel yoktur.

Rumlar, Mülk alımı ile ilgili endişe belirtiyor.

Elbette Türkiye’den gelecekler konusunda...

Kıbrıslı Türkler de Rum ve Avrupalıların mülklerini yığınlar halinde satın almasından endişe ediyor.

Burada da şöyle bir uyum var:

Her iki taraf da kendi kimliklerini korunak için mülk alımını yönlendirmek, regüle etmek isteyebilir.

 

Örnek yok mu?

Örnek çok AB içerisinde…

Malta ve Danimarka gibi. 

Finlandiya’daki Auland Adaları ya da AB’ye yeni üye olan ülkelerde mülk alımlarını düzenleyen özel hükümler var.

Bunu da öyle yönetebilir Kıbrıs Cumhuriyeti…

 

Ötesinden herkes korkuyor

Geriye kişilerin serbest dolaşımı kalıyor.

Bu konuda Kıbrıs Türk tarafı, yani, bizler…

80 milyonun buraya gelmesi ile ilgili herhangi bir  talep koymadı ortaya…

Halen Türkiye’de 80 milyonun burada serbest kalma hakkı yok.

Bu konuda Kıbrıslı Türklerin de endişeleri vardır.

Ancak…

Öğrencilerin… Akademisyenlerin, eksik ara elemanların ve diğerlerinin…

Mevcut Kıbrıs Türk ekonomisi ve sosyal hayatına da zarar verdirmeyecek şekilde düzenlenmesi zaten ihtiyaç.

Zaten bugün bu gibi benzer uygulamalar mevcuttur…

Örneğin Portekiz ile Brezilya arasında özel ilişki nedeni  özel düzenlemeler sağlandı.

Yunanistan, Türk turistler için özel düzenleme talep etti..

Burada esas mesele Yunan vatandaşları ile Türk vatandaşlarına yapılacak uygulamadır.

Orada da Türk tarafı çok makul bir yaklaşım ile olayı masaya getirmekte ve adada ne kadar Yunanlı varsa o kadar Türk olsun en azından demekte...

Güney’de 20 bin Yunan vatandaşı olduğu var sayılırsa, 20 bin de Türk bu sebepten dolayı bir endişe kaynağı olmamalıdır.

Sayın Akıncı bunu sık sık dile getiriyor.

Aslında bu mesele olmayan meseledir.

Bu konuyu şeytanlaştırmak, masada yeni bir kriz demektir.

Bu coğrafyada Türkiye'ye biz öteki muamelesi yapamayız, yapmamalıyız.

Ancak…

Türkiye ile sağlıklı ve iyi ilişkiler geliştirmek durumundayız.

İşin özü şu… 4 Özgürlük’te Türk- Yunan dengesi korunacak… 



TAGS: hüseyin ekmekçi
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems