HABER KIBRIS

Şükür ki henüz ölmüş değiliz…

13/02/2017


ads

Başaran Düzgün


Bu ülkenin yatırım ile kalkınacağı bir gerçektir.

“Kalkınacağı” demek fazla iyimser bir öngörü olabilir bu koşullarda.

Ülke ekonomisini ayakta tutan firmaların ve binlerce esnafın gündemi “yatırım” değildir şu sıralar.

Herkes, ayakta kalmak, kötü koşulları en az zararla atlatmak veya batmamak yani ölmemek için çaba harcıyor.

Aslında devletin kendisi de aynen öyledir.

Kasasındaki kısıtlı parayla günü kurtarmanın peşindedir.

Devletin özel sektörden farkı küçülme ve tasarruf yapmayı becerememesindendir.

Yani anlayacağınız ülkenin bir kalkınmadan öte kendi ayakları üzerinde durma sorunu vardır.

Devlet, Türkiye’den para alarak ayakta durmaya çalışıyor.

Özel sektör ise daha çok çalışarak ve tedbirler alarak ölmemek için direniyor.

Bu koşullarda yapılacak her kuruş yatırım ilaç gibi faydalıdır.

Dolayısı ile yatırımların önünü açmak ve hızlı bir şekilde tamamlanmalarını sağlamak öncelikli görevdir.

***

Bu ülkeye yatırımların büyük çoğunluğunun Türkiye’den geldiği bir gerçektir.

Karpaz Marina gibi Türkiye haricinde gelen yatırımlar da mevcuttur.

Ya da Noel Baba tatil beldesi gibi dış kaynaklı yatırım hazırlığı.

Gerçek şudur ki her ikisini de perişan ettik.

Karpaz Marina’da yatırımın devamı olarak beş yıldızlı bir otel projesi parasıyla birlikte hazırdır fakat maalesef bir türlü hayata geçememektedir.

Noel Baba çevrecilerin itirazlarına takıldı.

Türkiye sermayesinin Girne ve Mağusa’daki yatırımlarında da ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

Artemis’in Karaoğlanoğlu’ndaki yatırımı emirnameye takıldı. Aynısı Çatalköy’deki inşası süren otelin başına da geldi.

Halbuki aynı bölgede 10 kat ve üzeri oteller varken yeni yatırımların dört katla sınırlandırılmasının mantıklı bir izahı yoktur.

Tüm bunların yatırımcıyı bezdirdiği bir gerçektir.

Fakat başka gerçekler de vardır.

***

Ercan Havaalanı bu ülkenin tarihinde yapılmış en büyük özelleştirme hareketidir.

Yıllık üç milyon yolcuya ulaşan ve rakibi Larnaka Havaalanı’nı geçen Ercan’nın yeni bir terminale ihtiyaç duyduğu gerçeğinden hareketle yapılan özelleştirme şimdilerde Kıbrıs Türküne zarar veren bir konuma erişmiştir.

Yatırımcıların 300 milyon avroyu aşan kazançlarına rağmen Kıbrıs Türkü Ercan’dan tek bir kuruş kazanmamaktadır.

Üstüne üstlük Türkiye’den gelen yatırımcının küstahlığa varan tutumları nedeniyle Kıbrıslı Türkü her vesile ile aşağılanmaktadır.

Benzeri bir yaklaşım AKSA aracılığı ile elektrikte yaşanmaktadır.

Dönemin büyükelçilerinin ağır baskıları ile elektrik üretim piyasasının yarısı AKSA’ya devredildi. Ve üstelik alım garantisi de verildi.

AKSA yüz milyonlarca dolar alım garantili parayı cebine atarken ve KIB-TEK’i zor durumda bırakırken bu ülke için tek kuruş harcamamakta, bir tek hayır işi bile yapmamaktadır.

Böylesi bir yatırım düzeni dünyanın hiçbir yerinde yoktur.

Olmasına da izin verilmez zaten.

***

Tüm bular ekonomi reel politiğin bir sonucudur.

Meselenin en dramatik yanı nedir bilir misiniz?

Türkiye’den gelen yatırımcılarda ve Ankara’yı yöneten bir kesimde “Kuzey Kıbrıs bizim arka bahçemizdir” anlayışı hakimdir.

Fuhuş ve kumar cenneti, her türlü kara paranın serbestçe aklandığı ve hukukun geçerli olmadığı, kısa sürede çok büyük paraların kazanılacağı yer olarak görülmektedir KKTC.

Bu düşünceye ve kültüre sahip olanlar emelleri doğrultusunda Kıbrıs Türkünü engel olarak görmektedirler.

Her fırsatta aşağılayıp sindirmeye çalışmaları da bu yüzdendir.

Kesinlikle yenilgiye uğratmamız gereken bunlardır.

Evet, bu topraklarda Fidel veya Che yetişmez ama şükür ki henüz ölmüş değiliz… 



TAGS: Başaran Düzgün,
MANŞETLER

HK Başaran Düzgün

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems