HABER KIBRIS

Taviz ver ve taviz al… (Taviz vermek isteyene)

03/07/2017


ads

Başaran Düzgün


Taraflar, suçlanma korkusuyla masadan kalkamadılar, sonra BM Genel Sekreteri Gutteres devreye girdi ve masadan kalkmayan ama hiçbir pazarlık da yapmayanları hizaya sokup, ellerini açmaya zorladı.

Crans Montana’da bugünden itibaren pazarlıkların başlayacağını anlıyoruz.

Her kim icat ettiyse enteresan bir de isim buldu bu pazarlığa.

“Yakınlaş ve kazan.”

Eskiden “kazan-kazan” derlerdi.

Gof vermenin ta dibiydi  bu slogan.

“Uzlaşın, herkes kazansın. Boşverin geçmişi, korkuları, endişeleri, herkes kazanacak Kıbrıs Akdeniz’in İsviçresi olacak…”

Fakat ortaya çıktı ki herkes kazanması gerekenin maksimimunun peşinde.

Kimse minimuma razı değil.

Yazılı olmayan gizli amaçlar, akılları tutsak alan milli hedefler “kazanalım ve mutlu olalım” türü Amerikanvari sloganlara kanmıyor.

Kör milliyetçiliğin körüklediği hastalıklı emeller hala revaçta.

Bir taraf “azınlıksın ve azınlık haklarına razı olacaksın” diyor, diğer taraf “ya böleceyik ya öleceyik” emelinin peşinde ömür törpülüyor.

“Vakit karara erdi, birlikte bölüşürsek ve birbirimize saygı gösterirsek bu küçücük adada bir daha birbirimizin gözünü çıkarmadan yaşayıp gideriz” düşüncesi işte bu yüzden hiç hayat bulmadı.

Referanduma kadar gitme şansı yakaladı fakat reddedildi.

Bu yüzden içinde bulunduğumuz haftayı “karar haftası” olarak ilan ediyorum.

Ve şöyle detaylandırıyorum:

taksim

***

“Yakınlaş ve kazan” sloganını tercümesi şudur;

“Taviz ver ve taviz al…”

Taviz vermeden hiçbir uzlaşıya varılamaz.

Çok iyi bildiğim “at pazarlığında” bile taraflar birbirlerine taviz vereceklerini ve almak istediklerini alacaklarını bilirler ve öyle pazarlığa başlarlar.

Bizim camiada “bu tok satıcıdır, kendini tatmin etmek için pazarlık yapar” diye bir deyim vardır.

Yapanın amacı pazarlık değil kendi kendini tatmin etmektir.

Böylesi pazarlıklar hep hüsranla sonuçlanır.

Crants Montana’nın da “hüsranla sonuçlanma” ihtimali kuvvetlidir.

Eğer taraflar “tok satıcı” rolü oynarlarsa.

***

Garantiler ve Güvenlik konusunda aşırı bir hassasiyet gösteren Anastasidis aslında şuna oynuyor:

“Ben işgalin tüm sonuçlarını ortadan kaldıracağım. 20 Temmuz’da gelen Türk askerinden bir teki bile kalmayacak. Bir daha da geri gelmeyecekleri bir hukuk oluşturacağım…”

Buna Rum tarafında itiraz edebilecek değil parti bir tek kişi bile yoktur.

Akıncı, “bizi ortak devletten dışladınız, tam eşitlik ve tam ortaklık istiyoruz, dönüşümlü başkanlık simgedir” diyor.

Türk tarafında bu talebi reddedecek değil parti bir tek kişi bile yoktur.

Dolayısı ile makul bir noktada tarafların taviz vermesi ve uzlaşıya varması gerekmektedir.

Örneğin; Garantiler, anlaşmanın yerleşeceği, hayat bulacağı bir 10 yıl kadar devam eder ve sonrasında sadece birkaç yüz Türkiye askeri eşliğinde eğer büyük çatışmalar çıkarsa müdahale hakkıyla sürer gider.

Bunun karşılığında Anastasiadis dönüşümlü başkanlık dahil eşit ortaklığı kabul eder ve bir uzlaşıya varılır.

Varılır mı?

Mülkiyet ve toprak konusu fitili ateşlenmiş bomba gibi kucağımızda duruyor.

Her iki tarafın birinde hayır çıkarma ihtimaliyle.

Dolayısı ile daha yürünecek çok yolumuz, herkesin kabul edeceği verilecek çok tavizimiz vardır.

Taviz vermek isteyene…



TAGS: başaran düzgün
MANŞETLER

HK Başaran Düzgün

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems