HABER KIBRIS

Toplumsal fayda öne çıkmalı

02/08/2017


ads

Mete Tümerkan


Kısır döngü kırılmalı ara kesitte buluşulmalı” başlıklı yazıma devam…

Crans Montana’da Kıbrıs konusundaki Konferansın başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından toplumun değişik kesimlerinden değişik tepkiler yükseliyor.

Kimisi sürecin başarısızlıkla sonuçlanması sonrasında büyük bir hayal kırıklığı yaşarken, kimisi neredeyse zil takıp oynayacak.

Böyle bir durum söz konusu.

Aslında ortada ne zil takıp oynayacak, ne de depresyona girecek bir durum var.

Ortaya çıkan bu durumdaki farklı yaklaşım ve tartışmanın temelinde ülkede Kıbrıs konusunda yıllar öncesinden oluşan kamplaşma yatıyor.

Ve şimdi de kamplar bu durumdan yarar sağlama telaşı içinde…

Her hareketin kendisini bir arada tutan ideolojisi var.

Çözüme karşı çıkanların ideolojilerini dayandırdıkları sebepler  “Rumlara güven olmaz” ya da “Rumlarla çözüm olmaz, biz Türkiyesiz güven içerisinde olamayız, KKTC bize yeter” şeklinde özetlenebilir.

Elbette ki başka sebepleri de vardır ama esası bunlardır.

Kıbrıs’ta hemen çözüm isteyenlerin de çeşitli nedenleri olmasına rağmen ideolojilerini dayandırdıkları esas nedenler şu şekilde özetlenebilir:
“Biz mandırada yaşayamayız, uluslararası hukukun artık bir parçası olmalıyız. Yağma düzeni artık bitmeli. Statüko devam edemez. Bunun için hemen çözüm”.

Kıbrıs konusunda Crans Montana sonrasında ortaya çıkan durumu anlatırken Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı müzakere sürecinde yaşananları söyledikçe çözüm karşıtlarının değirmenine su taşır gibi görünürken, müzakere süreci boyunca ve şimdi ortaya koyduğu irade ve BM parametrelerinin devamına sahip çıkması ile de çözüm isteyenlerin beklentilerine yanıt veriyor.

Akıncı Kıbrıs’ta her iki toplumun güvenli bir geleceğe BM parametreleri içerisinde gidebileceğini söylerken çözüm yanlıları bundan memnun oluyor.

Cumhurbaşkanı Akıncı müzakere sürecinde Rum Lider Nikos Anastasiades’in ‘sıfır asker, sıfır garanti’ ısrarını anlatıp, pozisyonundan bir milim bile gerilemediğini söylediği zaman da diğer cephe memnun oluyor.

Aslında Akıncı sorunun BM parametreleri ya da çerçevesi içinde olmadığını, sorunun bu parametrelere karşı çıkan, BM çerçevesinin içine girmek istemeyen tarafta olduğunu, yani Rum liderliğinde olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Bu durumda da her iki taraf kendi elini güçlendirecek argümanlar yaratıp, kendi yelkenine rüzgar doldurmaya çalışıyor.

Kısacası iki cephe de kendi istediği bölümü alıp bunun üzerinden kendi pozisyonunu güçlendirme arayışı içine girme peşinde koşuyor.

Bu durum sağlıklı bir durum değildir.

Çünkü gerçeğin kendisi iki doğruyu da içinde barındırmaktadır.

Olay her iki cephenin de  kendi algıladığı gibi değildir.

Bunun için bir üçüncü yolun yaratılması, belki de toplumsal gelecek ve birliktelik açısından her zamankinden daha çok önem kazanmıştır.

Bunu bir önceki yazımda da ‘ara kesit oluşturulmalı’ diye yazmış ve iki cephenin ortak noktada buluşmalarının sağlanması gerektiğini anlatmıştım. Bugün bir kez daha bunu vurgulamak istiyorum.

Kıbrıs meselesinde ortaya çıkan durum itibarı ile Cumhurbaşkanlığına büyük görev ve sorumluluk düşmektedir.

Eğer Cumhurbaşkanlığı bir şekilde tarafları ortak bir noktada buluşturacak bir toplumsal uzlaşı oluşturamazsa, taraflar kendi balonlarını şişirmeye ve haklılıklarını ispata çalışmaya devam  edeceklerdir.

Böylece kamplaşma derinleşecek, toplumsal fayda önemini yitirecek, günün sonunda toplum kaybedecektir.

İhtiyaç kamplaşma ya da kampların kendi balonlarını şişirebilecekleri gelişmelerin yaşanması değildir.

İhtiyaç toplumsal bir değişimin, kültürel devrimin yaşanması ve toplumsal faydanın öne çıkmasıdır.

Doğrular kampların algılamak istediği gibi değildir.



TAGS: mete tümerkan
MANŞETLER

HK Mete Tümerkan

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems