HABER KIBRIS

Türk dilimizi baltalamayın!

29/08/2017


ads

Perihan Şahin Bal


Hadi bayyy,

Ohha felan oluyorum,

Volking yapıyorum,

Laykladım seni,

Okey,

Çetleştik!

Gibi abuk sabuk konuşanlara rastlamışsınızdır.

Maalesef yukardaki tüm kelimeleri hepimiz  de  anlıyoruz!

Argo, İngilizce, Türkçe, Arapça karışımı, acayip bir konuşma dili türüyor…

Dilimiz hızla yozlaşıyor!

Sosyal medyada bu durum daha da vahim.

Acayip kısaltmalar, neyi nasıl anlarsanız artık…

Televizyon ve radyolardaki sunucular da Türkçe’yi inanılmaz hor kullanmaktadırlar.

Müzikte özellikle de pop müzikte yapılan Türkçe olmayan sözler ve ahlaki yozlaşmış sözler adeta Türkçenin yavaş yavaş yok olmasına çanak tutuyor.

Bütün bu durumlar ister istemez halka yansıyor ve onları dolaylı olarak da olsa etkileyebiliyor, etkileştiriyor.

Hızla gelişen  dünyada illaki yeni çıkan ürün ve yaşantının getirdiği yeni kelimeler hayatımıza, dilimize girecektir; Eğer varsa bunların Türkçe kelimesini kullanmalıyız.

Örneğin;

Show kelimesi nerdeyse Türkçe gibidir artık. Bunu neden gösteri diye kullanmayız ki?

Neden bizim jenerasyon deriz? bizim kuşak demek varken!

Neden ‘’change’’ ettim deriz? ‘’değiştirdim’’ demek yerine!

‘'Provakatör'' kelimesi yerine ‘'kışkırtıcı'', ‘'Provakasyon'' kelimesi yerine ‘'kışkırtma'' demeliyiz.

Türkçemizde kullanılabilecek güzel kelimeler varken yabancı bir kelimeyle olası bir durumu açıklama gayreti son derece gereksizdir, özentidir.

Çocukluğumuzda bitişik komşumuz ihsan amca ve eşi ifakat  hanım teyze vardı.

Dedem yaşında oldukça bilgili, güngörmüş tecrübeli bir mühendisti.

Elinden kitaplar hiç düşmezdi. Çok güzel İstanbul Türkçesi ile konuşurlardı…

O yaşta fizik problemleri çözerdi.

Düzgün konuşmamıza çok önem verirdi.

‘’Kitap okuyanı konuşmasından anlarım’’ derdi.

O hep kızardı, vedalaşış şeklime.

‘’Bay bay’’ dediğimde, hemen düzeltirdi…

‘’Hoşça kal, Allaha ısmarladık’’ demek varken neden bu acayip kelimeyi kullanırsın be kızım!’’ Derdi.

Mekânları cennet olsun. Ellerinde büyüdük, çok emekleri vardır üstümüzde…

Ortaokulda Türkçe öğretmenimiz Cevdet Bey de düzgün Türkçe konuşmamızın üstünde çok durdu.  Bu sebeple sınıfça çok çektik kendisinden.

Ama hepsi iyi bir neslin yetişmesine katkı içindi. O zamanlar bunu anlayamasak ta!

Okulda Kıbrıs şivesiyle konuşulmasına kızardı.

‘’Böyle konuşacaksınız madem neden okula geliyorsunuz o zaman?’’ Derdi…

‘Kıbrısta bizler; geleceyik gideceyik,

Karadenizliler; cettik cüttük,

Egeliler;gelive gidive,

Adana’da; gelek gidek,

Mersin civarı; gelemecen gidemecen,

Doğu illerimizde ise her dilden konuşanlar var, yarı Türkçe yarı Kürtçe, Arapça, Farsça ve bir dolu yöresel tuhaf diller,

Herkes almış eline bir balta Türk dilini sürekli baltalıyorsunuz. ’Derdi.

Ne de doğru demiş!

Ana diline yok sözüm.

Doğarken dilimizi seçme şansımız yok…

Biz tercih etmedik nerde?  Nasıl? 

Hangi dilde? Hangi coğrafyada? Doğacağımızı!

Dil ve coğrafya bir insan için şanstır…

Yöresel şiveler elbette bizi biz yapanlarımız. Sempatimiz var elbette onlara; Ancak belli eğitimi aldıysak bu eğitimin hakkını vermeliyiz doğru Türkçe kullanarak.

Esas olan; Ana dilimiz yanında, üstünde yaşadığımız toprakların, ülkemizin, hakim olan ortak dilini, güzel Türkçemizi adam gibi bilmek ve konuşmaktır.

Kelimeleri düzgün, anlamında, vurgusunda konuşabilmektir düzgün konuşmak…

Sahip çıkmaktır dilimize.

Onu yaşatmaktır ileriki nesillere.

Hiçbir yabancı dilden esinlenmeden,

Hiçbir yabancı kelime artığı etmeden,

Başka hiçbir dile özenti duymadan…

Farklı dillerle sözcük salatası yapmadan,

’Bir ülkeyi yıkmak istiyorsanız, önce dilini tahrip edin.‘’Der, Konfüçyüs.

Dil gidince arkasından diğer değerlerde tek tek yok olmaya mahkûmdur!

Dil, düşüncelerimizi yansıtan bir araç olduğu gibi düşüncelerimizi geliştiren bir alandır.

Bir insanın bildiği sözcük sayısıyla, düşünce zenginliği doğru orantılıdır.

Dil bizi başkalarına, başkalarını ve başka nesneleri bize yansıtan bir aynadır;

Dili doğru kullanmak,  doğru anlamak bu aynayı mükemmelleştirmek.

Bir başka sorun şimdilerde eski Türkçe kullanmaya özenti doğdu.

Güzel dilimiz yeni Türkçe varken nedir bu eski dile özenti?

Eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı…

Elbette eski Türkçemizi dil uzmanları, dille ilgili okullarda okutulsun bilinsin, arşivler de korunsun.

Bu bizim kültürümüz. Bu kültür yok olmasın!

Her zaman dilimizi, yabancı kelimelerden arındırıp yeni Türkçeyle taçlandıralım!

Türkçemizi niçin doğru kullanmalıyız?

Dili doğru kullandığımızda o iyi bir iletkendir; yanlış kullandığımızda ise kötü bir iletkendir.

Dil bir ülkenin birliğinin ve bağımsızlığının en önemli simgesidir.

Dil düşüncenin evidir; binlerce yıllık insan zekâsı sözcüklerde, deyimlerde, ifade kalıplarında gizlidir.

İnsanlık tarafından bilgilerimizi depolamak için kullanılan ilk araç dil olmuştur.

Ne yazık ki günümüzde gelişen yabancı özentiliği sayesinde ortaya çıkan kültür kirliliği kendini göstermiş ve tıpkı diğer yönlerde olduğu gibi dilimizi de zaman içinde kirletmeye başlamıştır

Maalesef televizyonlarda yapılan kalitesiz programlarda Türkçeyi kirleten en önemli faktörlerin başında gelmektedir.

Sokağa çıktığımızda o kadar çok yabancı dilde tabela var kiii...

Burası Türkiye mi? diye Şaşıp kalıyor insan!

İngilizcemi sorarsınız… Arapçamı sorarsınız… Ne arasanız var.

Özellikle İstanbul da bir sokağa bakıyorsunuz Arabistan gibi olmuş!

Başka sokak İngiltere gibi!

Karşı sokakta İbranice tabelalar, İlanlar, duyurular.

Birileri geldiyse Türkiye’ye bırakında o çabalasın bizi anlamaya, dilimizi öğrenmeye!

Biz yabancı bir şehre giderken hemen o dilin sözlüğünü edinmiyor muyuz?

Bu söylemim milliyetçilik değildir…

Söylemek istediğim; sadece herkes kendi diline sahip çıkmalı, korumalı…

Devlet politikası olmalı. Tabelalar belli kurallara göre ve izine tabii olmalıdır.

Her konuda öngörüsü güçlü olan, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk bakın bu konuda ne demiş:

“Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin milli ve zengin olması milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

Tarih'te de bakacak olursak yıkılan bütün devletler ilk olarak dillerini kaybetmiştirler.

Çünkü dilini kaybeden bir millet;

Milli benliğini, milli değerlerini,

Özünü ve daha da doğrusu her şeyini kaybetmiş, yitirmiş demektir.

Bu yüzden Türkiye'yi Türkiye yapan ve sahip olduğumuz en güzel değerlerden biri olan Türkçeye gereken önemi vermeye özen gösterelim.

Kendini Türk hisseden yaşadığı topraklara vefa hisseden her Türk vatandaşını güzel Türkçemizi doğru düzgün kullanmaya davet ediyorum.

Saygılarımla…



TAGS: Perihan Bal,
MANŞETLER

HK Perihan Şahin Bal

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems