HABER KIBRIS

Umutla umutsuzluk-çözümle çözümsüzlük

03/01/2017


ads

Eşref Çetinel


Yeni yıl temennilerine baktım. Kimseler 2017 için umut dağıtmıyordu. Çok da şaşırmadım çünkü umutlu olabilmek için iki üç neden varsa, dünyalar kadar da umutsuzluğu çakanı var!

Önce Türkiye! Çok sancılı dönemlerden geçiyor. Anayasadaki bazı maddeleri değiştirerek “Başkanlık sistemine” geçecek çalışmalar yapıyor. Bu da önümüzdeki dönemlerde “yeni bir Türkiye, yeni bir politika” demek oluyor. Dolayısıyle “Türkiye’den bize ne” diyemeyecek kadar Türkiye ile kader birliği yapmış olmanın yadsınamaz gerçeğinde, önümüzdeki dönemleri çok merak ediyoruz. Merakımızı da artık müzakerelerle çözümü soluduğumuz yaşamlarımıza katarken hep soruyoruz:

ÇÖZÜM MÜ ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜ? Çözüm Kıbrıs Türk halkı için daha iyi olacaktır.. Daha iyi olacaksa nasıl bir çözüm? Ve daha iyi olacaksa nasıl bir çözüm?

Cevap veremiyoruz! Çünkü bir yıldır devam eden müzakereler dünyada eşi benzeri görülmemiş bir siyasi tutum kamuflajı ile gizlenmiş! Halkın yüzde 64 oyu ile sandıktan çıkmış Sn. Akıncı “gizlilik” politikası sürdürüyor, “tek adam” rolü oynarken, geçen zamanı sadece kendi siyasi kariyeri ölçüsünde kullanıyor. O kadar ki bırakın müzakerelerle ilgili uzlaşılan konuları açıklamasını… Bugüne kadar kendileriyle hangi uzman siyasilerin, hangi anayasa profesörlerinin, hangi uluslar arası bilirkişi hukukçularının çalıştığını da bilmiyoruz! Kıbrıs’ın bütününe yönelik bir çözüm mü yoksa Kuzey’in statüsünün yeniden belirlenmesine yönelik bir müzakere sürecinin gerçekleştirildiğini bilmediğimiz gibi !

Türk halkının adadaki kaderinin saptanmasına yönelik bir çözüm mü yoksa Rum halkının “Kuzey’deki kayıplarının telafisine yönelik bir çözüm arayışı mı?

İki Kurucu devlete dayalı siyasi eşitlik içeren bir çözüm mü yoksa artık arkasından kovalansa da Güney’e dönmeyecek Türkler’e karşın Kuzey’e dönecek Rum halkı için oluşturulmuş bir çözüm mü?

Kısaca 2014 Kuruluş anlaşmalarına uygun bir çözüm mü yoksa AB‘li Güney’e uygun bir çözüm mü?

GERİ SAYIM: Cenevre’ye az kaldı. Ve artık konferansın siyaset gevezeliği haline getirilmiş “dörtlü mü çoklu mu” olacağı konusuna, eğer yarın fikrini değiştirmezse Anastasiadis nihayet noktayı koydu. Ve “garantör ülkelerle birlikte “dörtlü olacak dedi!” Biz de aman diyoruz! Nasıl olursa olsun! Yeter sonucu görelim!

**********

Özgürgün’ün yeni yılın hemen öncesinde “çözüm olsa da olmasa da biz işimize bakacağız” yollarındaki seslendirmesi vardı. Bir politikacı için bu tip söylemler siyasi misyonunun doğasıdır. Kaldı ki çözüm olsa bu kez de o çözümdeki statüye adapte olmak için çalışılacak..

Eksik yanımız da bu! Şöyle ki ille de bir çözüm olasılığında mı kendimize dönüp bakacağız? Yoksa çözüm olmuş gibi mi yolumuzu yürüyeceğiz..

(Tıpkı Türkiye’nin AB karşısındaki pozisyonu gibi. AB diyor ki “AB’li olmak için müktesebatı uygulayıp başlıkları bir bir onaylattırmalısınız…” Türkiye de “al bizi AB’ye uygulamaya başlayalım” diyor!..) KKTC’nin de uzun yıllardır yaşadığı sorundur bu! Nitekim TC-KKTC mali ve ekonomik protokol da bu nedenle uygulanamıyor dolayısıyle reformlar da! Hükümet programlarında vardır ama uygulamada yokturlar!

SİBER’İN YAKINMASI: Yılın son günü yaptığı bir röportajda, “halkın beklediği verim Meclis’te yok” dediydi! Niçin olmadığının nedenini de (kısaca) şöyle vurguladıydı:

“Milletvekillerinin Meclis Komitelerinde siyasi iradeyi yansıtma görevi vardır. Halbuki bir “yasama uzmanı” gibi yasa çalışmak zorunda kalıyorlar! Çünkü Bakanlıklardan gelen birçok yasa teklifi, yasa tekniği ile hazırlanmıyor! Bu da Komitelerde zaman kaybına yol açıyor! (Nitekim sorunu aşmak için Barolar Birliği de devreye girmiş gönüllü çalışıyor!)

SORUNU ANLADIK MI? Demek istiyor ki Sn. Meclis Başkanı Sibel Siber “maalesef Bakanlıklarımızda yasa tasarıları hazırlayacak ehil görevliler yoktur!”

Eee! Yıllardır tartışması yapılan müşavirler, müsteşarlar, müdürler, her birine ayrı ayrı tahsis edilmiş “makamlar,” makamlarda danışmanlar, memurlar… Tüm Bakanlık kademeleri ile dairelerini dolduran bu yüksek baremli görevliler ne yapıyorlar? Eğer Meclis’i çalıştırmak yerine tıkıyor, atıl duruma sokuyorlarsa!

İŞTE PARTİZANLIK! Neden bu ülkede istediğimiz yere gelemediğimizi, plan programları uygulayamadığımızı anlayabiliyor muyuz? Artık her yıl bir erken seçim yaparken sadece parti iktidarlarını değil, kendileriyle birlikte partilileri ile kuyrukçularını da taşıyoruz iktidara! Bu nedenle her yıl kadrolar değişiyor yeniden kuruluyor!

OYSA: Ne diyorduk! Mesela ingiltere’de hükümetler gelir gider ama “bürokrasi” hep kalıcılığını sürdürür. Devleti kanun ve kurallarıyla yöneten de o ehil bürokratlardır!

Bizde ise yazmaya gerek yok siyasi partilerle seçmenleri arasında adeta bir akit imzalanmıştır: “Seçimlerde ben seni destekleyip oylayacağım, iktidar olursan sen de beni göreceksin ama!” Görürler zaten! Mal meydanda!

KISACA TAKILDIĞIM: BU ÜLKENİN KAÇ BELASI VARDIR?)

Uyuşturucu? İçki sigara? Yolsuzluk rüşvet? Çarpık imar iskân? Yağmalanan topraklar sahiller? Trafik? Kaçakçılık?..

Tutun ki KKTC sorunlar cennetidir! Fakat bir tanesini yeni keşfediyorum: “Kumar!” Hiç anlamadığım bir olaydı! Bildiklerim, işittiklerimle filmlerde gördüklerimdi! Sonuçta parası olan oynar derdim! Hayır! Parası olmayan da oynar! Kimin parasıyla? Babasının, anasının, işyerinin parasıyla!

Ve bir soru: Girişler yasak olmasına karşın kumarhane kapıları neden işi gücü olmayan gencecik insanlara her zaman açıktır?

Ve bir soru daha: Kumarhanelerin olmazsa olmazı “korumaları” hangi meslekten yetişerek bu göreve gelmişler ki uçan sineğin bile geçemeyeceği o kumarhane kapılarından geçmemesi gereken insanlar, sayelerinde dingonun ahırı gibi sere serpe geçmektedirler?..

Kumar büyük illet! Kelli felli işinsanlarını mahvettiği de gerçek, gençleri felâkete sürüklediği de… Fakat bu küçücük ülkede tek bir kişi kanun dışı kumar oynadığı için cezalandırıldı” haberi işitilmemekte! Hayrettt! 



TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems