HABER KIBRIS

Yarmadılar mı?

17/12/2016

ads

ads

Ahmet Okan


 Masıracı vardı.

Gelir sokak ortasında durur, “Masıracı geldi gaçıyor hanımlar” diye sloganını atardı.

Bunu duyan hanımlar hemen masıracıya koşar, el arabasının çevresinde toplanır,

O haldeyken herkes bir şey alırdı.

Masıra, yüksük, makas, iğne, iplik, fermuar…



Masıracı uyarır gibi bağırırdı.

“Geldim ama kaçıyorum …”

Geldi geldi, gelmedi kaçardı doğrusu…



BM Kıbrıs temsilcileri gibi.

Onlar da geleceklerinde uyarırlar.

Falan tarihte geliyorum derler.

Ama kaçacaklar, gidecekler ve gene geleceklerdi.

Masıracı gibi…



Kıbrıs meselesi hep bu minvalde sürüp gitmedi mi?



Bir zamanlar bıçak ve makas bileyicisi vardı.

Bileyici bisikleti ile gelir, yolun orta yerinde durur, bisikletinin kendi başına durması için ayaklığını yere yerleştirirdi.

Bilenecek makası ve bıçağı olanlar, makasını ve bıçağını bileyicinin bisikleti üzerinde duran bileme mekanizmasından geçirirdi…



Bu ahaliyi Kıbrıs sorununda kaç kez bilediler?

Kütleştiğinde gene bileyecekler…



Karpuzcular vardı.

Bunlar köfünlere yerleştirdikleri karpuzlarını sokak sokak gezer satarlardı.

Köyden şehere inerlerdi.

Sloganları da meşhurdu:

“Yarar yırtar da veririm…”

Karpuzcu, karpuzuna güvenirdi ama her zaman güvendiği gibi olmazdı.

Elinde bir bıçak, karpuzu yarar, bakar, eğerlim kıpkırmızı değilse, o karpuzu müşterinin gözü önünde atardı.

Başka karpuzu alır, onu da bıçaklayıp yarardı.

Ta ki kıpkırmızı karpuzu bulsun.

Kıpkırmızı karpuz bulununca, büyük bir gurur içinde müşterisine satardı…



Sorunun çözümü aranıyor ya,

İstenilen tadı bulana kadar.

Yaracak, yırtacak.

İki tarafın müşterilerini memnun edecek.

Öyle verecek…



16 Ağustos 1960 tarihinde son İngiliz Valisi Sir Foot sabahın 7.30’undan kalkmış,

Makarios ve Dr. Küçük’le vedalaşmıştı.

Hükümet Konağı (Vali Konağı) artık Kıbrıslılara emanetti.

Onca çatışma ve görüşmeden sonra mesele kıvamına getirilmiş,

Adeta istenilen karpuzun rengi bulunmuş,

Cumhuriyet kurulup ada Kıbrıslılara devredilmiş,

Vali Konağı da Cumhurbaşkanlığı Sarayı olmuştu…



Tan ki Kıbrıslılar tekrardan kavgaya tutuşana kadar…



Bir çocuk arabasını sürükleyerek sokaklarda dolaşan şişeciler gelirdi evlerin kapısına.

“Şişe alırıım…” diye çığırtkanlık yaptıktan sonra, şişelerini biriktirenler şişeciye para karşılığında bunları satardı.

Herkes şişesini önceden biriktirirdi ve şişecinin geleceğinden emindi…



Eskiden çocukların oyuncakları, kağıttan ve tahtadandı.

Tahtadan tabanca ve kılıç yapılırdı.

Kağıttan gemicik ve şapka.

Mukavvadan evcik.

Çok mutlu olurlardı.

Küçük dere yataklarında kağıttan gemicikleri yüzdürmek heyecanlandırırdı çocukları.

Mukavvadan evcikler geleceğin hayallerini süslerdi…



Şimdi de aynı şeyler süslüyor hayalleri.

Ha mukavvadan ev, ha betondan,

Ha tahtadan tabanca, ha demirden, baruttan,

Ha kağıttan gemicik, ha çelikten…



Kıbrıs sorunu mu hayatımızı şekillendiriyor, biz mi sorunu şekillendiriyoruz?

Doğrusu bilinmiyor…



Nasıl bağırıyordu karpuzcu?

“Yarar yırtar da veririm!”



Yarmadılar mı?

 



TAGS: Yarmadılar mı?, ahmet okan
MANŞETLER

HK Ahmet Okan

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems