HABER KIBRIS

Yönetmen Uygar ERDİM ile ülkemizdeki sinemanın durumunu konuştuk

ERDİM: Önce içsel barışımızı sağlamaya teşvik edecek konuları çekmek isterdim, barış gibi

09/07/2017

Yönetmen Uygar ERDİM ile ülkemizdeki sinemanın durumunu konuştuk
ads

HK Ajans

Biliyorsunuz geçtiğimiz on gün içerisinde Kıbrıs adına Cenevre’’nin Crans Montana kasabasında önemli görüşmeler gerçekleşti. Ancak sonuç Kıbrıs halkı adına hüsran oldu. Yönetmen Uygar Erdim ülke adına önemli sanatsal yapımlar yapma arzusunda olan genç bir birey. Gönlünü sinemaya kaptıran Erdim, İtalya’da da bu konuda eğitim almış . Erdim, ülkede sanat adına çok şeyler yapılacağına işaret ederek, bütçesel manada sanatçıların desteklenmesini arzuluyor. Adada bir barış sağlanması adına sadece liderlerin beklenmemesi gerektiğine işaret eden Erdim, tek tek Kıbrıslıların toplumlar arasındaki iletişimi artırıp, barış adına imza atabileceklerine işaret ediyor. İşte detaylar....

Sinema sektör haline gelemedi

SORU: Bize kendinizi  anlatabilir misiniz?

ERDİM: Küçük yaşımdan bu yana sinema meraklısıyım. Büyüdükten sonra ( ki halen daha küçük bir çocuk gibi hissederim) da bu sektörde çalışmaya devam başladım. Her ne kadar ülkemizde sinema sektör haline gelmese de, hatta sinema olmasa bile biz, varlığımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Ben de, benim gibi arkadaşlar da.

RD-TV sinema eğitimi

SORU: Bu sektörle ilgili herhangi bir eğitim aldınız mı?

ERDİM: Ben DAÜ’de Rd-TV Sinema eğitimi aldım. Okulu bitirdikten sonra yaklaşık bir 10 yıl kadar televizyonculuk deneyimim oldu. Hemen hemen her alanına dahil oldum televizyonculuğun. Daha sonra YDÜ’de televizyon üzerine master yaptım. Hem pratik, hem teorinin beraber devam etmesi iyidir her zaman.

Hayal dünyası

SORU: Neden sinema?

ERDİM: Bu sorunun cevabı hem zor, hem kolay. Sinema salonu bile yoktu ben çocukken ama, çocukluk yıllarımdan merak saldım sinemacılığa. Filimlere, film yapmaya. Çocukken kafamda hikayeler uydururdum. Şimdi onlar komik gelir ama, ta o zamanlardan yazar, çizer oynardım. Bu ülkede kolay değil bu işlerle uğraşmak. Çok güzeldir birşeyler üretmek, yartmak. Kafamızdaki şeyler büyülü gibi gelir bana. Zaten, sinemanın diğer adı, “büyülü perdedir”.

Sinemacı bakışı

SORU: Çok mu hayal kurarsınız?

ERDİM: Evet, hatta yani hayal dünyasında yaşadığım dahi söylenebilir. Sırtımızı dönmeden, görmemezlikten gelmeden gerçekleri. Sinemacının görevi politik olmaktır, uzak kalmamaktır gerçeklere. Onu sarsıcı bir şekilde de dile getirmektir. Politik bir sanattır sinema.

İtalya’da sinema eğitimi

SORU: İtalya’da aldığınız sinema eğitiminden de bize biraz söz edebilir misiniz?

ERDİM: Benim içimde hep bir yurt dışına gitme arzusu vardı. Kısmet geçen seneye idi. Birkaç obsiyon vardı ve bunlardan biri İtalya idi. AB burslarından yararlanarak İtalya’ya gittim. Ama herşeyi kendim ayarladım orada. Eğitim aldığım okul daha çok sanat okulu değebileceğimiz bir özel enstitü idi. İçinde video, prodüksiyon ve fotoğraf dalı da vardı. Çok güzel bir tecrübe idi. İtalya  sinema açısından geçmişi çok zengin bir ülke. Dolayısıyla, çok doğru bir tercih yaptığımı da düşünüyorum. Artık bir ayağım  da orada diyebilirim. Her fırsatta geri dönüp orada da iş bakımından da veya sinema bakımından da bir görü dönme isteğim vardır.

İtalya sanatın beşiği

SORU: Yurt dışında geçirdiğiniz zamanlarda neler keşfettiniz?

ERDİM: En başta ilk etkisi, Kıbrıs’tan uzaklaşmak iyi geldi. En azından Kıbrıs sorununun konuşulmadığı bir yere gittim ve bu yaratıcılığıma iyi geldi. Çünkü burada kaldıkça insan biraz içine kapanmaya başlar. Her zaman bir yere gidip geri gelmek iyi gelir insana. Orada ilk başta böyle bir etkisi oldu, sonra İtalya rönesansın çıktığı yer. Ben Floransa’da kaldım. Sanat ve tarih bakımından çok zengin bir yer. Her yerde estetiği görebilirsiniz. Sanatla iç içe geçmiştir estetik. İnsanların davranışına bile yansımıştır hatta. En basiti, köşe başı kahvecisinde dahi o estetiği yakalamak mümkündür. O yüzden üretmek bağlamında İtalya’nın sizi daha da teşvik ettiğini söyleyebilirim.Piyasa zaten daha iyi. Roma, Milan gibi şehirlerde sinema daha iyi.

Bağımsız çalışıyorum

SORU: İtalya’da eğitiminizi de tamamlayıp geldikten sonra Kıbrıs’ta neler yapıyorsunuz?

ERDİM: Ben gitmeden önce bağımsız çalışıyordum, şimdi de öyle çalışıyorum. 3 yıl oldu tamamen bağımsız çalışmaktayım. İlersi için ne olur bilemem ama şu an mutluyum. Tanıtım etkinliklerinin videoları, reklam filmleri, müzik kliplerini çekiyorum ama tabii asıl isteğim bir sinema filmi veya kısa film çekmektir. Veya destek bulduğum taktirde, çeşitli belgeseller yapmaktır. Ki en son “Karşılama” isimli bir belgesel yaptım. İki seneye yayıldı kurgusunu da İtalya’da tamamladım.İki toplumlu bir belgeseldi. İki toplumlu folklör guruplarının  bir araya gelerek ortaklaşa bir tarih keşfine giriştikleri bir belgesel oldu. Fırsat çıktıkça da bunları yapmaya çalışıyorum.

Hayat senaryo

SORU: Hedefinizde nasıl bir senaryo ile film çekmek var?

ERDİM: Günlük yaşadığımız sıkıntılara ben savaş sonrası travmalar diyorum. Savaşın üzerinden uzun yıllar geçti ama bu bir travmadır. Biz günlük travmanın içinde uğraşan, yaşamaya çalışan insanlarız. Herkese farklı etkisini gösterir. Hani bu çaresizliğimiz, bu günlük sıkıntımız , insanların çaresizliği, kimlik sıkıntımız, insanların samimiyetsizliği, iletişimde yaşadığımız sorunlar. Bunlar hep bir senaryodur bence. Ve etrafımızda da çok güzel örnekler vardır. 70 yaşında bir insanın yaşadığı şeylerle, 30 yaşında bir insanın yaşadığı şeyler farklı farklı içerikler barındırır. Her ikisi de farklı farklı konular barındırabilecek öyküler olabilir. Hani,Kıbrıs denince illa ki geçmiş, 1960-74’ler falan. Ama hayır,o tarihlere gitmeye gerek yok. Dönem filmi yapmak isteyenler yapsın tabii ki ama yaşadığımız zaman bile bir deneydir. Sanki birşey yokmuş gibi algılanır ama esas herşey şimdi oluyor. Acayip bir iletişimsizlik var insanlar arasında. Bu bile anlatmaya değer birşeydir.

Güzel yaşamaktan vazgeçmemeli

SORU: Toplum olarak bu iletişimsizlik bizi nereye götürür? Bir yönetmen gözü ile baktığınız zaman bunu nasıl değerlendirirsiniz?

ERDİM: Daha da kötü hale götürür tabii ki. Ama bizim yapmamız gereken şey birincisi güzel yaşamaktan vazgeçmemek. Bu birinci ideal olmalıdır. İkincisi en azından sanata ilgi duyan birisi, bir yönetmen olarak, bir sinemacı olarak bu konuları ele alıp işlemeliyiz. Ülkede ganimet kültürü ve partizancılık kökenli davranışların olduğu olguların da üzerine gidebilmek lazım.Böyle samimi bir sinema yapmak lazım. Ben sinemacı olduğum için sinemadan bahsediyorum ama bu tüm sanat dalları için geçerlidir bence. Bunun üzerine gidip bu şekilde savaşmak lazım. Herşeyi ortaya çıkarmak lazım, bu şekilde irade göstermek lazım. Liderlerden artık birşey beklememek lazım. Belli ki olmayacak. Artık onların da gereken gücü bizden almaları gerekir herhalde. Toplumsal ivme kazandıracak nitelikte yapımlar ortaya çıkarmak gerekir. İşin üzücü tarafı biz bunu yaparken en azından Kuzey’deki devletten sinema adına katkı beklemek hata olur. Yapılacak katkının içeriği da muhtemelen tartışılır olacaktır. O yüzden kendi yağımızda kavrulacağımız bir sinema sistemi ortaya çıkarmamız gerekir. Güney ile ortaklıklar olabilir. Barışı bence en büyük şekilde destekleyecek olan sanatlardır . Ben en azından bir yönetmen olarak bu çaba içerisinde olacağım.

Ülkede sektör yok

SORU: Ülkemizdeki sinema sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

ERDİM: Bizde bir sinema sektörü yok ne yazık ki. Kendi yağımızda kendimiz kavrulan insanlarız. Çok küçük bütçeler buluruk bazen, bulmazsak da borçlanıp yaparız. Ekip ve ekipmanı bir şekilde ödemeye çalışırız. Ancak bu sektöre katkı anlamında biraz daha destek verilmelidir. İlginç konulu filmler çıkarıp, kaliteli yapımlar ortaya konulabilir. Ama bizde malesef sektör yok. Sektörün olmaması sadece ekonomik değil. Bilinçsizlikten de kaynaklanan şeyler var. Bütçelere sahip kurumlar daha kaliteli katkılar yapabilir.

Kısa film ödülü

SORU: Bir de bu sektörde ödülünüz var sanırım?

ERDİM: İki toplumlu bir kısa film yarışması olmuştu. Kıbrıs’a iklim ve iklim değişikliği konulu, enerji üzerine. Orada kısa filmim birinci gelmişti. Bu bana bir ivem kazandırdı. Her ödül bir motivedir. Önemli olan üretmenin sürekli hale gelmesidir.

Barış

SORU: Hayalindeki senaryoyu hayata geçirmek için neler talep ederdin?

ERDİM: Önce içsel barışımızı sağlamaya teşvik edecek konuları çekmek isterdim. Barış mesela. İki toplumu bir birine yakınlaştıracak projelerde çalışırdım. Hangi kamera ile çektiğimizin önemi yoktur. Ben yaptığım filmle ortaya koyduğum fikir ile var olmak isterim. Senaryonun güçlü olmasını ve oynayacak oyuncuların kaliteli olmasını isterdim. Yeter ki görev aşkında olup o karakter ile bütünleşecek oyuncular olsunlar. Süreli iletişim her zaman önemlidir ne kadar üretirsek, o kadar varız.

İki toplum daha çok kaynaşsın

SORU: Son olarak ne söylersiniz?

ERDİM: Son olarak, çok olumsuz bir sonuç çıktı Kıbrıs görüşmelerinde. Barış illa ki iki liderin bir araya gelip kağıt üzerinde birşey imzalaması değildir. Eğer Güney’de arkadaşınız yoksa veya az sayıda varsa gidin daha fazla arkadaş edinin, onların bakış açısını değiştirmeye çalışın. Bunu zorla yapmayın, içinizden gelerek yapın. Güney’deki arkadaşlar için de geçerlidir bu. Kırsınlar artık ön yargılarını, geçmişi geride bırakalım artık. Önce kendimizi değiştirmeliyiz. Al ve süreci ile barış ne kadar iyi olacaktır, tartışılır. Demek ki başka bir zamana kısmetmiş. Barış kültürünü kazandırmak çok önemli. Barış kültürünü kazandıracak eylemler yapmalı. Eylemden kasıt sokağa çıkmak değil. İnsanlarla ilişkilerimzde bunu sağlamalıyız.      



TAGS: uygar erdim
MANŞETLER

HK SİNEMA

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems