HABER KIBRIS

Zenginler ve fakirler…

11/04/2017


ads

Başaran Düzgün


Başbakan Hüseyin Özgürgün “Kıbrıslı diye bir millet yoktur” dedi ya, moda deyim ile “sosyal medya yıkıldı…”

Konunun bir, bilemediniz iki gün gündemde kalacağını sonra da unutulacağını zannettim ama hala sürüp gidiyor.

Birçokları epeyce içerlemiş bu söze.

Geçmişte rahmetli Denktaş’tan tecrübeli olanlar (sol veya çözümcü çevreler)  mantığa dayalı bilimsel yanıtlar vermeye çalışıyorlar Özgürgün’e.

Yeni nesiller adeta isyan halindeler; “Kıprıslıyık be Kıprıslı” diye yırtınıyorlar.

İşi küfre kadar vardıranları saymıyorum ama bu kez farklı çevreler de devreye girmiş gibi görünüyor.

Geleneksel olarak sağcı olarak nitelendirdiğim isimler de tepki içinde.

Hatta bazı sağcı liderler bile açıklama yapmak durumunda kalmışlar.

Tartışmanın içeriğine girecek değilim.

Uzun yıllar önce benzer tartışmaları Rauf Denktaş ile yapmış ve konuyu kapatmıştık.

Ama aşk olsun Hüseyin Özgürgün’e,  ahaliye yine kimlik travması yaşattı ya. (üstelik ne gereği varsaydı.)

 

                                               ***

 

Yılını hatırlamıyorum ama Profesör Doktor Kemal Gürüz’ün YÖK Başkanı olduğu dönemdi.

Bir kokteylde  Serdar Denktaş ile sohbet ediyorduk.

Yanımıza gelmiş ve konu üniversitelerimizin sorunlarına kaymıştı.

Kemal Gürüz döneme hakim olan derin devletin sadık bir elemanıydı.

Türklük dünyasının başkentini Ankara olarak görür ve Ankara’nın her istediğinin emir olarak telaki edilmesi gerektiğini savunurdu.

Katıksız bir Denktaş hayranıydı.

Serdar Denktaş’a dönerek şöyle  bir cümle kurmuştu: “Babanızı niye üzüyorsunuz…”

Serdar Denktaş afallamıştı bu soruya. Tesadüf bu ya  rahmetli Denktaş da yanımıza gelmişti o an.

“Niye babamı üzeyim” demişti Serdar Denktaş.

“Kıbrıs Türk milliyetçisi yoktur Serdar bey, hepimiz Türk milliyetçisiyiz, reisimiz de babanızdır.”

Birkaç saniye süren sessizlikten sonra ciddi bir kavganın çıkacağını zannetmiştim.

Çünkü Serdar Denktaş daha birkaç gün önce “ben Kıbrıs Türk milliyetçisiyim” diye bir açıklama yapmış ve babası Rauf Denktaş çok kızmıştı buna.

“Serdar bunları nerden uyduruyor bilmiyorum ama hepimiz Türk milliyetçisiyiz” diye ağır eleştiriler yapmıştı.

Kemal Gürüz’ün baba ile oğlu birbirine düşürmek için provokatörlük yaptığını düşünmüştüm o an.

Fakat rahmetli Denktaş esprili bir dille “boşuna uğraşma hocam bunlar Kıbrıs Türk milliyetçisidir” diyerek yanımızdan ayrılacaktı.

Ben hayretler içinde “milliyetçi değilim yurtseverim” diyebilecektim sadece.

 

                                               ***

 

Birisi Facebook’ta siyah-beyaz bir fotoğraf paylaştı.

Sanırım bin dokuz yüz kırklı yıllarda çekilmiş.

Geleneksel kıyafetleriyle iki Kıbrıslı köylü. Ama çok fakirler.

Paylaşan fotoğrafın altına “Antartikalılar” diye yazmış.

Hüseyin Özgürgün’e atıfta bulunuyor ve “orijinal Kıbrıslıar’ın fotoğrafını koyup “bunlar Antartikalı mı” diye nazire yapıyor.

Tabi Özgürgün’ü yerden yere vuran yorumlar gırla.

Fotoğrafın altında harkulade güzel bir yorum okudum;

“Fakirlik üzerlerinden akıyor. Üstte yok başta yok, kışın yıkanacak sıcak su ve ılık bir ortam yok. Ortalama 20 günde bir yıkanılırdı. Kısıtlı sayıdaki giyecekleri yıkamak da ayrı sorundu. Çok zor ve çetin bir yaşam. Orak zamanı, üzüm zamanı, zeytin zamanı, keçi-koyun-inek bakımı derken yorgun bedenler ve elbiseler kir ve ter içinde. 80 yıl önceki Kıbrıs köylüleri. Dedem, nenem, annem ve ben 6 yaşıma kadar o günleri yaşadık.”

 

                                               ***

 

Eskiden insanların kimlikleri ikiye ayrılırdı;

Zenginler ve fakirler.

Sömürenler ve sömürülenler.

Türlü türlü kimlik türetme bugünlerin modasıdır…



TAGS: Zenginler ve fakirler…, başaran düzgün
MANŞETLER

HK Başaran Düzgün

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems