HABER KIBRIS

Evvel Zaman içinde, bir büyükelçi: Emin Dırvana(2)

16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilan edilmesiyle, Kıbrıs Cumhuriyet nezdinde ilk Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi olan emekli Yarbay Emin Dırvana, 17 Ağustos 1960’ta göreve başladı.

ads
09/05/2011
Poli Dergi-Serdar Saydam

Evvel Zaman içinde, bir büyükelçi: Emin Dırvana(2)

Türkiye Şehbenderliği (Konsolosluğu) TC Londra Büyükelçiliği’ne bağlı olarak 1925 yılı Haziran ayında Lefkoşa’da açılmış, Lefkoşa’da hizmet binası oluşturulana kadar Larnaka’da Şehbender-Konsolos Asaf Bey, Kançılar Zühdü Bey ve Katip Mustafa Kamil Bey vasıtasıyla hizmet vermiştir. Türkiye Şehbenderliği 1927 yılı Temmuz ayında kapatılmış; bir yıl sonra tekrar 1928 yılı Temmuz ayında Larnaka’da açılmış, 1939 yılında Lefkoşa’ya taşınmıştır.

16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilan edilmesiyle, Kıbrıs Cumhuriyet nezdinde ilk Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi olan emekli Yarbay Emin Dırvana, 17 Ağustos 1960’ta göreve başladı.

Kıbrıs’a ilk TC Büyükelçisi olarak gönderilmesi sadece Kıbrıs kökenli olmasından dolayı değildi. Yine bir Kıbrıs doğumlu olan ve 27 Mayıs 1960 ihtilalinin başını çeken Albay Alparslan Türkeş tarafından bizzat bu göreve atandığı söylenmektedir.

Görev süresince Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yaşaması için gayret sarf etmiş, öldürülen gazeteci-avukat Ayhan Hikmet ve Ahmet Muzaffer Gürkan’la da sık sık görüşmeler yapan evli olmayan bekar bir kişidir. Gazeteci-yazar Hikmet Afif Mapolar’a göre ise elçilik görevine hiç uygun olmayan kaba biriydi. Mapolar anılarında avukatların öldürülmesine de bir yerde Dırvana’nın sebep olduğunu söyler. Çünkü Dırvana onları yüreklendirmiş, “Korkmayın arkanızda ben varım” demiş, der.

TC Lefkoşa Büyükelçiliği’nin web sayfasındaki bilgilere göre Emin Dırvana 1.1.1962'de görevden ayrılmış yerine Faruk Şahinbaş (1962-1964) ondan sonra Mazhar Özkol (1964-1966), Özdemir Benler (1966-1967), Ercüment Yavuzalp (1967-72) ve Asaf İnhan (1972-1976) görev yapmıştır. Buna göre 1960 ile 1974 yılları arasında Kıbrıs'ta altı Büyükelçi görev yaptı.


Dayakçı Büyükelçi
Emin Dırvana’yı, “Dayakçı Bir Büyükelçi” olarak nitelendiren Hikmet Afif Mapolar’ın birkaç gazeteci arkadaşıyla birlikte yaşadıkları ilginç bir olay var. Böyle bir olay herhalde ne dünyada görüldü ne de duyuldu.

TC Büyükelçiliği’nde yaşanan bu ilginç olayı araştırmacı yazar arkadaşımız Bülent Fevzioğlu’nun, “Kıbrıs Türk Basın Tarihinden 100 Yıllık Basın Davaları...” adlı kitabından öğreniyoruz.
Mopolar başından geçen bu olayı kitapta şöyle anlatıyor:

“... Alithia Gazetesi’nin sahibi Farmakidis gazeteciydi ama ahlaksızın tekiydi. Hem de hasta ahlaksızdı. Dayanamadım, kalemime sarıldım ve bütün gücümle saldırdım Farmakidis’e. Onu şahsen de tanıdığım için, kapalı yönünü bırakmadan veryansın ettim ona. Ağırdı yazı. Onun yazdıkları kadar çirkindi galiba. Yazım Halkın Sesi’nde çıkmıştı. Aynı gün Elçilik’ten bir çağrı geldi ve gittim. Tüm gazeteciler oradaydı. Emin Dırvana az sonra geldi. Ayağa kalktık ve selamladık onu. İntikam alırcasına bana bakıyor ve beni hedef alarak durmadan konuşuyordu. Oturduğu yerden ayağa kalktı ve parmağıyla beni göstererek bağırmaya başladı. ‘Farmakidis hakkında yazdığın dünkü yazın çok çirkindi’... ‘Olabilir efendim, fakat birkaç gün önce onun da Türklere ve Türklüğe saldırısı çok çirkin...’ ‘Ahlaksız diyorsun bir yazara. Hasta ahlaksız diyorsun, ne demek istiyorsun sözlerinle?’, ‘Açıklamamı istiyorsanız açıklayayım efendim... Hastadır efendim dedim Farmakidis için, sizin anlayacağınız ibnedir.’

İşte o zaman atladı üzerime ve yumruklarıyla saldırdı bana. Bağırıyordu; ‘İbneyse ibnedir, ne ilgilendirir sizi?’, ‘Karşılığını burada size verirdim ama sizden korktuğumdan değil, makamınıza karşı saygılı olduğumdan yapmıyorum bunu... Biz kalıcıyız efendim siz gidicisiniz. Bu gidiş; çok daha erken olacak sizin için...’

Uçağa atlayınca Ankara’ya gittim. Gerekli temasları yaptım. Her şeye açıklık getirdim ve uzun sürmedi Emin Dırvana görevinden alınarak Ankara’ya götürüldü. Bu yüzdendi ki on beş yıl kalemimi kırdım ve on beş yıl sustum...”

Emin Dırvana’nın cevabı
Emin Dırvan’a Kıbrıs’tan ayrıldıktan sonra Milliyet Gazetesi’nde Ömer Sami Coşar imzasıyla “İfşa Ediyorum” başlığı altında Kıbrıs ile ilgili bir yazı serisi yayımlanır. Bu yazı serisinin ardından 16 Nisan (1964) tarihli Milliyet Gazetesi’nde bu kez “Düşünenlerin Düşünceleri” köşesinde yine Dırvana’yı suçlayan “Kıbrıs’ta İşlenen Hatalar” başlığı altında Rauf Raif Denktaş’ın yazısı yayımlanır.
Bu yayımlar üzerine Emin Dırvana Milliyet’e yazılı açıklama gönderir. Kıbrıs Cumhuriyeti'nde ilk TC Büyükelçisi olarak görev yapan Emin Dırvana'nın, kendisine yönelik suçlamalarla ilgili olarak Milliyet Gazetesi'ne gönderdiği 15 Mayıs 1964 tarihli "Denktaş Gerçekleri Tahrif Ediyor" başlıklı bu tarihi yazılı açıklamasının tam metnini aşağıda sunuyoruz. Yazıdaki ara başlıklar tarafımızdan konulmuştur.

"Denktaş gerçekleri tahrif ediyor"
“Bundan bir müddet evvel gazetenizde Ömer Sami Coşar imzasıyla ve ‘İfşa Ediyorum’ başlığı altında Kıbrıs konusunda bir seri yazı neşredilmiş ve bunlarda bilhassa benim Büyükelçilik devrime ait olmak üzere hakikate uymayan birtakım itham edici iddia ve isnatlar ileri sürülmüştü.
Ben Kıbrıs’taki görevimden ayrılmadan ancak kısa bir müddet evvel Türk Cemaat Meclisi’nce basın işlerinde çalıştırılmak üzere Kıbrıs’a getirilen ve bu vesile ile Büyükelçiliğe yaptığı beş on dakikalık nezaket ziyareti yegane tanışma ve görüşmemizi teşkil eden bu gazetecinin bizzat bilmesine imkan olmayan hususlar hakkında ancak bu kadarcık tanıdığı sabık bir Büyükelçiyi ‘İfşa Ediyorum’ garip başlığı altında böyle ulu orta ithama kalkışmasını pek şayan-ı esef bulmakla beraber, Kıbrıs davamızın içinde bulunduğu şu nazik anlarda görevimden ayrıldıktan bir buçuk sene sonra zuhur eden hadiseler üzerinde bu kabil sorumsuz kimselerle aleni tartışmalarda bulunmayı milli menfaatlerimize uygun görmediğimden, Dışişleri Bakanlığı’nın meseleye nazarını çekmekle yetinmiştim.
Gazetenizin 11 Nisan (1964) tarihli nüshasında da neşredilen Dışişleri Bakanlığı’nın bu husustaki sarih açıklamasından sonra artık bu meseleye tekrar dönülmemesi gerekirdi.
Ne acıdır ki Türkiye Hükümeti’nin bu resmi açıklamasının neşrinden beş gün sonra, bu defa Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi Başkanı Rauf Denktaş gibi, işgal ettiği mevkinin ve Kıbrıs Türklerine olduğu kadar Anavatan hükümetlerine karşı da olan sorumluluğunu müdrik olması gereken bir şahıs, hakikate uymadıkları bu hükümetçe resmen açıklanmış iddia ve isnatları, gazetenizin 16 Nisan (1964) tarihli nüshasında ‘Kıbrıs’ta İşlenen Hatalar’ başlığı altında neşredilen yazısında tekrarlamaktadır. (Birkaç hafta süren bir Anadolu gezisinden yeni döndüğümden, bu yazının neşrinden ancak 4 Mayıs tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde İlhan Selçuk’un bir yazısı üzerine haberdar oldum.)
Denktaş’ın bu yazısı üzerine susmaya devamımın milli menfaatlerimize faydadan ziyade zarar verebileceğine kaniim. Çünkü bence önemli olan husus şahsımın kötülenmesi değil, Türk umumi efkarının Kıbrıs’ta takip edilen siyaset üzerinde kasten yanıltılmaya çalışılmasıdır.
Denktaş’ın mahalle kahvehanesi dedikodularını andıran ‘Rumların Cumhuriyeti yıkma gayretlerine inanmazmışım da Girit hadisesi ile karşılaşacağız demişler de ben şöyle demişim, böyle demişim’ şeklindeki bir sürü iddialarının teferruatına saplanacak değilim. Topluca bir cevap vereceğim:

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yaşatılması
“Ben mes’ul olduğum hiçbir işte inisiyatifi başkalarına bırakacak yaradılışta bir insan değilim. Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ben kurmadım, statüsünü de ben hazırlamadım. Bana kalsa idi başka türlü hazırlardım. Bunu hükümetim de bilir.
Ama devletimin müttefikleri ile birlikte imzaladığı ve garanti ettiği statüye göre yaşatılmasını kollamak görevlerim meyanındaydı.
Rum’undan olsun, başkalarından olsun bu düzeni bozmayı kimler ve ne şekilde akıllarından geçirir, bunu ben de hükümetlerim de pekala bilirdik. Buna göre Kıbrıs’ta herkese davranışına göre muamele anında yapılarak bu görev yerine getirilmiş, zihinler ve hisler böyle yıkıcılıklar yerine yapıcı istikametlere yöneltilmeye çalışılmıştır.
Ben orada bulunduğum süre zarfında ne bir Türk’ün Rum ateşi ile burnu kanamış, ne Türk evleri yakılıp yıkılmış ne de Türkiye’nin Kıbrıs’taki hakları tanınmazlık edilmiştir.
Bilakis, Denktaş’ın da bileceği gibi, bugün Türkiye’nin notalarını geri çevirme cür’etini kendinde gören Makarios, kendisini ziyarete giden Türk sefirinin tavsiye ve tenkitlerini can kulağı ile dinler veya hiç olmazsa böyle görünür, sefirin otomobili kapısından ayrılana kadar binek taşında esas vaziyetinde beklerdi.”

Yorgacis’in şikayetleri
“Bugün Rum çetecilerinin başında Türk mevzilerine saldıran Yorgacis gibi eski bir EOKA’cı bile Türk sefirini ziyaret ederek kendi Polis Komutanı Rum’u şikayet eder, bazı müfrit EOKA’cıların Yunan adalarından gizlice Kıbrıs’a silah soktuklarından bahisle önlenmesi için Türkiye ve Yunanistan’dan yardım ve Kıbrıs polisini müfritlerin nüfuzundan kurtarmak için Türkiye ve Yunanistan’dan tecrübeli emniyet amirleri gönderilmesini rica ederdi.
Bugün birbirleriyle kanlı bıçaklı olan karma Türk-Rum köylerinden birinin sakinleri, müşterek bir Türk-Rum köylü heyeti halinde Türkiye Büyükelçiliği’ne gelerek kendi hükümetlerinin köyleri ile ilgili bir tedbirine karşı Türk sefirinden yardım talep ederler ve Büyükelçi’nin ‘Ben böyle işlere nasıl karışırım, niye kendi büyüklerinize müracaat etmiyorsunuz?’ demesi üzerine Türk’ü Rum’u hep bir ağızdan ‘Müracaat ettik bizi dinlemediler bile, hiçbirine itimadımız yok, sen onlardan büyüksün, senin sözünü dinlerler’ derlerdi. Türkiye’nin ve Türkiye Büyükelçiliği’nin Kıbrıs’taki itibarı buydu.”

Kıbrıs’tan ayrılmamı istemediler
“Daha uzaklara gitmeye lüzum yok, bizzat kendisinden misal getireyim: Ben Kıbrıs’tan kat’i olarak ayrılmaya karar verdikten ve bunu Ankara’ya da bildirdikten sonra Dr. Küçük ve diğer bir iki cemaat temsilcisi ile beraber Büyükelçiliğe gelerek benden ayrılmamamı ısrarla rica edenlerden biri de bizzat Denktaş değil midir? Bunu o zaman mürailikle yaptıysa, bence kabahati daha da büyüktür.
(Devamı haftaya)

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Evvel zaman içinde, Evvel Zaman İçinde, Serdar Saydam
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.