HABER KIBRIS

Afferin poh poh federasyoncuyuz…

ads
05/05/2018


ads

Hüseyin Ekmekci


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, federasyon görüşme sürecinin akamete uğramasından yana endişeli…

Haklı mı?

Haklı…

Federasyon isteyen, savunan biri olarak yöntemi eleştiriyorum.

Bazı andavallar, yönteme karşı çıkmayı, federasyona karşı çıkmak olarak algılıyor.

 

Kimse kusura bakmasın da;

43 yaşımdan sonra kendimi yeniden kimseye anlatacak da değilim…

Akıncı, Crans Montana süreci sonrasında, kısa sürede iki başarısız girişim yaptı…

Birincisi yemek…

İkincisi de Guterres Çerçevesi imza çağrısı…

Her ikisinde de, döndü bize, “Rumların ne kadar uzlaşmaz olduğunu” anlattı.

Yemekten çıktı, “Rumların pozisyonu aynı. Çözüm niyeti yok” dedi.

Guterres Çerçevesi önerisinin ardından ise, Rum yönetimini yanlış bir algı yapmakla suçladı…

Tam da bu noktadayım ben.

Benim gibi birçok insan da aynı noktada…

Sayın Akıncı, elbette federasyon temelli bir çözüm için görevdedir.

Cumhurbaşkanıdır…

Toplumun görüşmecisidir…

Uluslararası hukukun tanıdığı toplum lideridir.

Ama defa defa başarısız girişim, bizi federasyondan uzaklaştırıyor.

Önce girişim yapıyor, başarısız olunca da Rum tarafını suçluyor.

Ne oldu?

Afferim poh poh federasyon istiyor…

O zaman kötüleme…

Neyi ispat edecek ki Sayın Akıncı?

Crans Montana sürecinde, tek bir laf eden mi oldu?

Başarıyla bu toplumu tensil etti.

Çözüm istencini masaya koydu.

Siyasi eşitlik noktasında…

Harita teatisi sırasında…

Ciddi bir liderlik sergiledi.

Ne siyasi eşitlik konusunda Anastasiadis’ten bir yakınlaşma gördü…,

Ne de toprak konusunda bir yakınlaşma…

Hal böyleyken, defa defa girişim yapmak, Türk tarafına ne kazandırır?

“Efendim onun görevi o…”

Doğrudur…

Ama Sayın Akıncı’nın bir de toplumsal görevi vardır…

Halkı çözüme yakın tutmak…

Defa defa girişim yapıp, başarısız olmak…

Sonra Rum tarafını suçlama yarışına girmek ne kazandırır ki bize?

Benim isyan noktam burasıdır.

E masa nasıl kurulacak…”

Bu sorunun cevabı, defa defa başarısız öneriler, girişimler yapmak değildir.

Crans Montana’da süreci çökertenin Anastasiadis olduğunu herkes biliyor.

BM dahil…

Bu gerçek ortadayken…

Rum liderliğinin, siyasi eşitlik konusunda bir adım atmasını beklemek hakkımız değil mi?

Doğalgaz aramaları bölgeyi geriyor…

“Olanı paylaşan değil, karar sürecinde etkin olmalıyız” diyen Kıbrıslı Türkleri anlamak bu kadar mı zor?

 

Ortam iyice gerildi

Bir başka nokta daha var…

Akıncı bir öneri yaptı…

Türkiye’yi gerdi.

Hükümeti gerdi…

TC- KKTC hükümeti arasındaki ilişkileri gerdi.

“Garantörlük, askeri konular garantör ülkelerin gündemi…”

Yetki onlarda…

Bunu bize defa defa anlatan Akıncı…

Akıncı, siyasi eşitlik, toprak, karar alma mekanizmalarına etkin katılım, yönetim alanında onlarca uzlaşı yaptı…

Türkiye itiraz etti mi?

Türkiye diyor ki: Siz her konuda anlaşın. Biz garantörlük konusunu başbakanlar düzeyinde ele alalım…

Bu anlaşılırdır.

Çünkü, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti anlaşması sadece Türkiye’ye değil…

Yunanistan ve İngiltere’ye de bu yetkiyi veriyor.

Türkiye’nin, “Benim yetki alanımda bırak da ben karar vereyim” demesinde anlaşılmayacak ne var?

Sanki Akıncı- Anastasiadis her konuda anlaştı da, kaldı garantörlük konusu…

Benim bakış açımda bir gerçek daha var…

Kıbrıslı Türklerin hassasiyetlerini ve Türkiye’nin uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını yok sayarak bir çözüme ulaşamazsınız…

Mehmet Ali Talat, Türkiye’ye çapraz oyu kabul ettirdi.

Uzlaşa uzlaşa da gidilecek dünya kadar yol var.

Akıncı, “Beni Kıbrıslı Türklerin çıkarı ilgilendirir” diyerek, kulağımıza ve gönlümüze hitap etmiş olabilir.

Ama yaşamın gerçeği bu değildir.

Sayın Akıncı’ya federasyona olan tüm inancımla bir kez daha aynı cümle ile sesleneceğim:

“Başarısız her girişim, bizi federasyondan uzaklaştırır…”

Akıncı endişelerinde haklıdır.

Ancak “kıra döke” izlediği yöntem yanlıştır.

Önerisine ne Rum tarafı “evet” dedi…

Ne KKTC hükümetinin haberi ve onayı var…

Ne muhalefetin…

Ayrıca Türkiye’nin söz hakkı olan bir alanda, kabul etsek de etmesek de öneriyi ancak uzlaşı ile yapabilirsiniz.

Aksi işte böyle krizdir.

Ve evet…

Afferin poh poh federasyon isteriz…

Kıra döke olmayacağını da bilmemiz gerekiyor…

***

 

 

TDP Civisilli’yi istemedi

Cemaliye Soğancı ismi, dün TDP Genel Merkezi tarafından İskele Belediye Başkan adayı olarak açıklandı.

Soğancı, aynı zamanda son genel seçimde de milletvekili adayıydı…

Ben süreci, “Bu nasıl ittifak” açısından değerlenirdim.

Fikret Civisilli, CTP adayı değil de bağımsız aday olarak çıkarken, burada uzlaşı olmamasını eleştirdim. 

Cemaliye Soğancı aradı dün…

“CTP Fikret Civisilli ismini masaya koyduğu anda biz TDP olarak reddettik” dedi.

Soğancı, uzun süredir de belediye başkan adaylığı için hazırlanıyor.

TDP Genel Sekreterliği görevini yürüten Ercan Hoşkara da, bir çok bölgede CTP ile örnek bir işbirliği sergilediklerini söyledi.

Üstelik, genel sekreterler o kadar hassas çalışmış ki;

Genel başkanlara görev bile kalmamış…

Velhasıl…

İskele’de, hem CTP, hem TDP adayı var.

UBP’li, ki bölgede en büyük güç, iki adayı var…

Burada Cemaliye Soğancı ya da Fikret Civisilli.

Süreç iyi okunsa, iki sol parti bir başarı elde edebilirdi…

Şimdi bu fırsat da kaçtı…

Süreçle ilgili gözlemim budur…

ads
Bu habere tepkiniz:
TAGS: Afferin poh poh federasyoncuyuz…, Hüseyin Ekmekçi
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems