Akansoy: “Ne yıllarca beklemeye tahammülümüz var ne de statükoya hapsolmaya niyetimiz”
18/06/2026
CTP Milletvekili Asım Akansoy dün katıldığı bir televizyon programda yaptığı açıklamalar sonrası oluşan tartışmalara ilişkin yazılı bir değerlendirme yaptı. Akansoy, tartışmaları “ilgiyle takip ettiğini” belirterek farklı görüşlere saygı duyduğunu ifade etti ve açıklamalarının bağlamından koparılarak tartışma yaratıldığını savundu.
Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Akansoy, kalıcı ve kapsamlı çözümün “hayati bir ihtiyaç” olduğunu vurguladı. Çözümün içeriği kadar zamanlamasının da önemli olduğunu belirten Akansoy, “Çözüm acildir” dedi.
Akansoy, federal çözüm perspektifini kararlılıkla savunmaya devam edeceklerini ifade ederek, karşılıklı saygı, iş birliği ve ortak akıl vurgusu yaptı.
Akansoy’un açıklamasının tam metni şöyle:
“Sevgili Ulaş Barış’ın programında yaptığım açıklamalar üzerine yürüyen tartışmaları ilgiyle takip ediyorum. Programı dinleyerek samimiyetle eleştiri yapanlara da, görüşlerime katılmayanlara da her zaman saygı duyarım. Farklı fikirler demokratik yaşamın zenginliğidir.
Ancak sözlerimin bütününü değil de belirli ifadeleri bağlamından koparıp tartışma yaratmaya çalışanları gördükçe meselenin ne olduğunu daha net anlıyorum.
Birbirimizi yeni tanımıyoruz. Kimin hangi noktada durduğunu, neyi savunduğunu ve hangi hesaplarla hareket ettiğini gayet iyi biliyoruz. Bizim ne düşündüğümüz de, yıllardır neyi anlattığımız da ortadadır. Gerçekler açıktır; onları eğip bükmeye çalışanlar olabilir ama değiştiremezler.
Kıbrıs sorununda farklı görüşler elbette vardır ve olmaya da devam edecektir. Ancak değişmeyen bir gerçek vardır: Kalıcı, kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözüm hayati bir ihtiyaçtır. Çözümün içeriği kadar zamanlaması da önemlidir. Bizim ne onyıllarca yıl daha beklemeye tahammülümüz vardır ne de mevcut statükonun sınırlarına hapsolmaya niyetimiz.
Çözüm acildir.
Bu nedenle sorumluluk almaya, mücadele etmeye ve federal çözüm perspektifini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Çünkü bu ülkenin ve bu halkın geleceği, günü kurtaran hesaplardan çok daha değerlidir.
Tarihin kritik dönemlerinde sonuç üretenler, çatışmayı büyütenler değil, ortak hedefler doğrultusunda kararlılıkla hareket edebilenler olmuştur.
Bu nedenle vurguladığım husus çatışma değil; her bağlamda karşılıklı saygıya dayalı iş birliği, ortak akıl ve güçlü siyasi adımlara duyulan ihtiyaçtır. Kıbrıs Türk halkının geleceği, günübirlik polemiklerle değil, çözüm üretme kapasitesi ve iradesiyle şekillenecektir.
Anlatmak istediğim budur. Mesele aslında son derece açık ve nettir.”
































































































































































































