Ali Baturay: Boşa akan su, ormandaki ağaçların kökünü çürütüp, onları kurutuyor

ads
ads
27/09/2020

ads
Ali Baturay: Boşa akan su, ormandaki ağaçların kökünü çürütüp, onları kurutuyor

   Türkiye’den ülkemize boruyla gelen su projesinde arıza baş gösterip de Kuzey Kıbrıs susuz kalınca, göletlerimizin bakımsız olduğu aklımıza geldi.

   Yağmur sularının denize akıp gittiğini de hatırladık.

   “Neden çağdaş, çevre dostu arıtma tesisleri kurmadık?” diye soruluyor.

   2010 yılında Türkiye ile yapılan uluslararası anlaşmanın şartlarının yerine getirilmediği, su geldikten sonra dahi imzalanan su protokolüne uyulmadığı, su politikasını belirleyip hayata geçmesini sağlayacak “Su İdaresi”nin kurulmadığı eleştirileri yapılıyor.

    Tabii bunları su bittikten ve büyük bir susuzluk çekmeye başladıktan sonra konuşmaya başladık.

    Halbuki Türkiye’den su taşıyan borular aylar önce patlamıştı ama henüz Geçitköy Barajı’nda su olduğu ve suyumuz da aktığı için bunları pek konuşmadık.

    Tek tük konuşanlar vardı ama onları da kimse dinlemedi, “Nasıl olsa ta ki baraj boşalsın borular tamir edilecek” diye düşünüldüğü için.

    Hani derler ya “Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur” diye (kimisi de ‘Teker kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur’ der buna) işte bizimkisi de tam o misal.

    Yol gösteren çok da yolu göremiyor şu anda kimse, ülke susuzluktan kırılıyor.

     Haberler görüyoruz, çeşitli bölgelerde göletler temizleniyor su tutabilsin, su kaybı olmasın diye.

     Buraya göre de bir atasözü var ama argo, biraz değiştirip yazayım, hani “Kocakarı şey olduktan sonra kapıyı kilitlesen ne olur?” diye bir söz var ya, aha bu tedbirler de işte o misal…

     Yine de olsun, hatamızı anladığımıza göre, önümüz kış, umarım biraz olsun işe yarar…

     Tabii bu arada vatandaşlardan çok sayıda “boşa akan su” ihbarları alıyoruz.

     Ülkemizin dört bir tarafından bazı belediyelerin tamirat yapması aylar süren arızaları anlatıyor vatandaşlar, su bol ya anında müdahale edilmiyormuş, akıp gidiyormuş…

     Kronik bir soruna dönüşüp, hiç çözülmeyen başka “boşa akan su” meseleleri de var.

     Bazı vatandaşlarımız aradı beni, 3 yıldan fazla bir süredir akıp giden, biriktiği yeri göle çeviren ve oradaki ağaçların köklerini çürütüp, kurutacak derecede bir savurganlık…

     Yani çift taraflı bir sorun, hem su boşa akıyor, hem de ormanı kurutuyor, ne acı bir durum.

     Üç yıl önce Lefkoşa’dan Girne’ye doğru giderken anayolun sol tarafında, ormanın başladığı yerde birkaç ağacın kurumaya başladığını fark etmiş vatandaşlarımız.

     Daha sonra bakmışlar ki kuruyan ağaç sayısı günden güne artıyor.

     O bölgede yaşayan kişilere durumu sorduklarında, oraya yer altından patlak borulardan su geldiğini ve ağaçların aşırı sudan kuruduğunu öğrenmişler.

      Adeta göl içinde kalan ağaçların kökünü aşırı su çürütmüş…   

      Hemen ilgili şahıslarla iletişime geçmişler…

      Vatandaşların ilgili şahıslar dediği de Dikmen Belediyesi yetkilileri ile Ağırdağ ve Boğazköy muhtarlarıymış…

      Tabii konu Su İşleri Dairesi’nin yani hükümet edenlerin de bilgisindeymiş…

      Vatandaşlar, hem suya hem de ağaçlara yazık olduğunu söylemişler ve patlakların ne zaman onarılacağını sormuşlar.

      Ancak aldıkları cevap karşısında üzüntüden yıkılmışlar.

      Yetkililer, konudan haberdar olduklarını ama maddi yetersizlikler nedeniyle tamiratın yapılamayacağını söylemiş…

      Zormuş bu patlağı onarmak, çünkü patlak borular, çok eskiden şu an anayol ve tali yol arasındaki yağmur suyunun akması için dökülen betonların altında kalmış.

      Konu bütün yetkililerin bilgisindeymiş ama bu betonların kesilip tekrar yeni boru döşenmesinin hem masraflı hem de zor olduğu öne sürülüp bugüne kadar maalesef hiçbir şey yapılmamış.

    Şu an kocaman bir orman arazisinin içinde aşırı sudan dolayı kamışlar türemiş ve oradaki tüm ağaçlar kurumaya başlamış.

   Halen de Lefkoşa’ya taraf olanlar kurumaya devam ediyormuş.

   Bizi arayan vatandaşlar; “Şu an Geçitköy Barajı’ndan su alan insanlar susuzluktan kırılırken bizim dağdan çıkan mis gibi içilebilir suyumuz boşa akıyor. Gerçekten bu durumu anlamakta zorluk çekiyoruz” diyor.

    Evet bunu anlamak mümkün değil, üstelik bu durum bölgede çok az insanın tepkisini çekiyor, birçok kişinin umurunda değil.

   “Tamir etmek pahalı ve zor” gerekçesini kabul etmek mümkün değil.

   O suyun üç yıldır boşa akması ve ormanı kurutması daha az bir masraf mıdır?  

   Bu nasıl bir ekonomik bakış açısıdır, anlayabilmiş değilim.

   Tabii bu gibi konularda, geçmişten bugüne birçok vukuatımız var; vatandaşlar, Gönyeli çemberi ile Hidden Garden Düğün Salonu arasında, sol tarafta yıllarca suyun boşa aktığını ve orada kamışlıklar oluştuğunu da hatırlattı bize, o da medyada defalarca haber olmuştu.

   Yani diyeceğimiz o ki, biz elimizdeki değerlerin, zenginliklerin farkında değiliz, onları korumak için çaba sarf etmiyoruz, umursamaz davranıyoruz.

    Hani birçok konuda “Türkiye gönderir” mantığı var ya, su konusunda da öyle yaptık, bu beklenmedik arızayı ve tamiratın gecikeceğini düşünmedik tabii ki…

    Kendi değerine sahip çıkmayıp başkasından beklemek yüzünden başımıza gelmedik kalmadı ama akıllanmıyoruz.

    Maalesef, çok var bizim böyle sorumsuzluklarımız, ayıp öykülerimiz…

   

27/09/2020 17:40
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Ali baturay, haberkibris, kıbrıs, SU, boğaz boşa su,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.