Ali Baturay: İkinci dalgaya koşar adım giderken seçim mi düşüneceğiz?

İkinci dalgaya doğru koşar adım gidiyoruz, bu hızla giderse hükümetin yeterli hazırlığı gösterememesi bizi yeniden kapatabilir, şimdi bu durumda önceliğimiz seçim mi olur?

ads
ads
15/08/2020

ads
Ali Baturay: İkinci dalgaya  koşar adım giderken  seçim mi düşüneceğiz?

Gazete almak için bu sabah markete girdim…

   (Artık dijital medyada çalışıyorum ama eski alışkanlık işte, kağıda basılı gazete okumadan rahat edemiyorum.)

   Gazete standının önünde bir adam hem gazete okuyor hem söyleniyordu.

   Adam iriyarı, standın önünü kaplamış, uzanıp gazete almamı engelliyor.

   “Af edersiniz, geçebilir miyim?” dedim; bana doğru döndü ama yüzüme değil gazeteye bakarak bir şeyler söyledi.

   Baktım, Yenidüzen Gazetesi’nin manşetindeki; “Elçiden UBP’nin küslerine yemek” başlıklı haberin spotlarını okuyor.

   “Size ne kardeşim? Büyükelçi bir grup UBP milletvekiliyle yemek yemiş, derdi bunları tuttu. Size ne? Size mi soracak büyükelçi kiminle yemek yediğini?” diyordu adam öfkeli bir şekilde.

   Kafasını kaldırıp beni görünce, “Tanıdım seni, gazetecisin… Sen de bunlarla aynı şeyi düşünüyorsun değil mi? Büyükelçi istediğiyle yemek yiyemez mi?” diye sordu bana.

   Fazla muhatap olmak istemiyordum, eşim ve çocukların dışarıda, otomobilde beni bekliyordu, zaten adım “sohbetçiye” çıktı, beni beklerken isyan etmesinler diye acele ediyordum.

   Kısa bir cevap vererek, “yiyebilir” dedim ve standın önündeki adamdan sıyrılarak, stanttan birkaç gazete aldım.

   Adamın peşimi bırakmaya niyeti yoktu; “Çok isteksiz ‘yiyebilir’ dedin, tasvip etmiyorsun değil mi? Türkiye’ye giden milletvekilleriyle ilgili yazını okudum, beni kandırma” dedi.   

   “Af edersiniz acele ediyorum, sizin görüşünüze de saygım var ama bence zamanlaması doğru değildi” deyip yürüdüm.

   Adam arkamdan, “Siz gazeteciler s…..te kemik aramaya bayılırsınız” diye bağırdı, etraftaki insanlar ona fena fena bakınca da “Özür dilerim ağzımdan kaçtı” dedi.

   Yenidüzen’in manşetine taşıdığı haber aslında dijital gazete Kıbrıs Postası’nın haberi.

   Yenidüzen kaynak göstererek haberi iktibas etti ve küçük bir araştırma yaparak biraz da geliştirdi.

   Bu habere göre, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, bazı UBP milletvekilleri ile Girne'de bulunan Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'na ait ‘Beyaz Ev'de öğlen yemeği yemiş.

   Yemekte, UBP Girne Milletvekili İzlem Gürçağ, Girne Milletvekili Ünal Üstel, Mağusa Milletvekili Resmiye Canaltay, Mağusa Milletvekili Sunat Atun, Lefkoşa Milletvekili - Ekonomi Bakanı Hasan Taçoy, Lefkoşa Milletvekili - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faiz Sucuoğlu yer almış.

    Gazete, siyasi kulislerde davete katılan milletvekillerinin parti içerisinde Başbakan Ersin Tatar'a muhalif olan isimler olduğu yorumunun yapıldığını ve yemeğin düzenlenme sebebinin de bununla alakalı olabileceğinin konuşulduğunu da yazdı…

    Şimdi tekrar marketteki adama dönelim; adam bunun normal olduğunu, büyükelçinin milletvekilleriyle yemek yiyebileceğini, bunun kimseyi ilgilendirmediğini, hatta haber değerinin de olmadığını söyleyip gazetecilere kızıyordu.

    Elbette normal zamanda büyükelçi kiminle isterse yemek yiyebilir, tabii ki kimsenin ona karışma hakkı yoktur.

    Ancak yemeğin zamanlamasına ve yemeğe davet ettiği kişilere baktığımız zaman, bunu doğru bulmak mümkün değil.

    O adamın dediğinin tersine, böyle bir zamanda böyle bir yemeğin haber değeri de vardır…

    Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın daveti ile Başbakan ve UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’ın, DP Genel Başkanı Fikri Ataoğlu’nun ve YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın Ankara’ya davet edilmesi ve orada “sağda çatı aday” ile “hükümetin bozulması” konularının konuşulmasının ve konunun birçok eleştiri almasının üzerinden kısa bir süre geçmişken şimdi de bu yemek haberi gelmesi birkaç şeyi gösteriyor.

    Birincisi şu; Türkiyeli yetkililer, gelen eleştirilerden hiç rahatsız değil, bunları dikkate almıyor ve aslında kötü bir şey yaptıklarına inanmıyor, yapılanları seçime müdahale değil, bir hak olarak görüyorlar.  

    Biri görecek de eleştirecek, falan fazla umurlarında değil…

    UBP’nin Başbakan Tatar’la arasının çok iyi olmadığı milletvekillerini büyükelçinin çağırıp yemek yemesini, “masum bir yemek” olarak görmek fazlaca saflık olur.

    Peki nasıl değerlendirelim? Ne demiş olabilir onlara büyükelçi; “Durum kritik, seçimde fire vermeyin, desteğinizi esirgemeyin, kırgın da olsanız Tatar’ın kazanması için çalışın” demiş olabilir mi?

    Milletvekilleri ne demiş olabilir? “Merak etmeyin, biz tamamız, genel başkanımız kazanacak” mı dediler?

   Ben bu milletvekillerinden bazılarını televizyonda izledim; zaten seçimi UBP’nin kazanacağını, Tatar’ın cumhurbaşkanı olacağını söylüyorlar, zaten bu kişilerin hiçbirinin uluorta “Tatar’a destek vermeyeceğiz” dediğini duymadım.

   Muhtemelen de seçim bitene kadar hiçbiri televizyon ekranlarında ya da gazetelere verdikleri demeçlerde “Tatar’ı desteklemeyeceğiz, aleyhine çalışacağız” demeyeceklerdir.

   Doğal olarak büyükelçiye de “UBP’nin seçimi kazanması için çalışacağız” demişlerdir.

   Bu milletvekillerinin hiçbiri çocuk değildir, tam aksine aralarında politikada çok tecrübeli kişiler vardır, bu kişilerin ikisi hariç tümü de bakanlık yaptı, ülke yöneticisi oldu, politikanın inceliklerini de iyi bilen, seçimde birini kesmeyi de desteklemeyi de iyi beceren isimlerdirler.

    Akılları da var fikirleri de… Yani büyükelçi ne derse desin bildiklerini yaparlar bana göre ama bu yemek haberinin başka etkileri olur…

     Markette gördüğüm, bu habere tepki gösterip, gazetecileri suçlayan adam gibi “Ne olmuş yani?” diyenler de var ama toplumun büyük bir kesimi de bu müdahalelere tepki gösteriyor.

     Şimdi Türkiyeli yetkililerin bu çabalarından, Türkiye’nin UBP adayı Ersin Tatar’ı desteklediğini mi anlamamız gerekiyor? Ya da başka bir aday kazanmasın diye mi uğraşıyorlar?

     Son birkaç seçimdir, Türkiye’nin destek verdiği ya da öyle sunulmaya çalışılan kişilerin seçimi kazanamadığını düşünecek olursak, bu işlerin uluorta yapılmasının aslında ters tepeceği düşünülemiyor mi?

    YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, geçen perşembe günü BRT’de, “Türkiye, hep müdahil oldu, bundan sonra da olacak” mealinde bir şeyler söyledi ama bana göre bir şekilde artık bu müdahil olma işleri bitmeli.

    Bırakın bu ülkenin halkı kimi seçecekse seçsin de bitsin bu iş…

    Covid 19 pozitif vakaları gittikçe artıyor, yine endişeler yükseldi, seçim zaten pek umurumuzda değil, dikkati seçimde olan ülke yöneticileri ise gerekli tedbirleri almadı…

    İkinci dalgaya doğru koşar adım gidiyoruz, bu hızla giderse hükümetin yeterli hazırlığı gösterememesi bizi yeniden kapatabilir, şimdi bu durumda önceliğimiz seçim mi olur?

    Kim bilir böyle giderse, seçimi yeniden erteleyebiliriz...

    Sağlığımızı kaybedeceksek seçimin ne önemi var?

15/08/2020 21:53
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: ali baturay, ersin tatar, koronavirüs
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.