Ali Baturay: İktidar partisinde tanıdıklarım vardır, ver parayı halledelim işini

ads
ads
21/11/2020

ads
Ali Baturay: İktidar partisinde  tanıdıklarım vardır, ver  parayı halledelim işini

Ali BATURAY

  Bazen bazı olaylar, bazı haberler aslında içinde çok mesaj barındırır…

  Günlük hayatımız içinde pek üzerinde durmayız ama sıradan gibi görünen bazı olaylar aslında memleketin kötü taraflarının, çirkin hallerinin bir yansımasıdır.

   Ekim ayının son günlerinde gazetelerde ve dijital gazetelerde bir mahkeme haberi gözüme ilişmişti, oturup o konuyu yazacaktım ama daha güncel bir meseleyi yazmış, o konuyu başka güne bırakmıştım.

   Tabii ki daha sonra da unuttum ama dün evde biriken gazeteleri dışarı çıkarmaya çalışırken, gözüme o haber ilişti ve üzerinden günler geçse de yazmak istedim.

   Haber şuydu; 3 kişi düşük fiyata devlet arazisi ve bina kapatmak istiyormuş, bunu fırsat bilen bir açıkgöz de “UBP’de tanıdıklarım var hemen hallederim” diyerek, bu kişilerden 163 bin TL koparmış…

   Tabii o kişi, söz verdiği gibi, 3 kişiye düşük fiyata arazi veya ev ayarlayamamış, daha doğrusu hiçbir şey ayarlamamış…

   Dolandırıcılıkla suçlanan kişi mahkemede, “Onları dolandırma niyetim yoktu” demiş.

   Yani halen söz verdiği meseleyi yapabileceğini düşünüyormuş…

   Dolandırılan kişiler de şikayetçi oldukları kişinin ikna kabiliyetinin güçlü olduğunu söylemiş…

   Kim bilir bu kişi iddia ettiği gibi UBP’de ya da hükümette birisini tanımıyordur ama ikna etmek için kullandığı yalan işe yaradı, çünkü bu ülkede böyle şeyler oluyor.

   Kim bilir belki de bu adamın UBP içinden veya hükümetteki yetkililerden gerçekten tanıdıkları vardı, bu işi yapabilecek güce de sahipti ama ona zaman yetmemiş olabilir. Kim bilir belki de hükümetin bozulmuş olması, bu adamın da işini bozdu.

   Dolandırılan kişiler, devletten nasıl ve ne kadar arazi ve ev kiralamak istiyordu ki gözlerini kırpmadan aracıya 163 bin TL’yi verebilmişler?

   Demek ki elde edebilecekleri kazanç, aracıya 163 bin TL vermeye değerdi…

   İş bağlama sözü veren ama yapamayan kişi “dolandırıcılıktan” tutuklandı. Peki elde edecekleri menfaat karşılığında bir tür rüşvet veren, devlete ait mal veya malları değerinin çok altında elde etmeye çalışan, yasal yoldan değil de “torpille” kapatmaya çalışan suçsuz mudur? Bence onlar da suçludur…

   Burada üzerinde durmak istediğim; ne dolandırıcı kişidir ne de dolandırılanlardır…

   Torpille iş bağlanması için para teklif etmek de almak da hem yasal değil hem de etik değildir, bence buradaki herkes suçludur ama kişileri yargılamak bana düşmediği için, o kişilerle ilgili söyleyeceğim o kadardır.

    Burada üzerinde durulması gereken, olayın kendisidir, yani “bir partideki nüfuzlu, sözü geçen kişilerin iş takip edip bağlaması” ya da “bağladığına inanılması” ve bunun için para verilmesi…

    Şimdi bu adam bu işi bağlasaydı, aldığı 163 bin TL yalnızca kendisine kalmayacaktı, içeride bunu yapacak olan kişi veya kişilerle paylaşacaktı. Bunun adı rüşvettir.

    Sözlükte rüşvet için; “Yaptırılmak istenen bir işte yasadışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar…” denmektedir.

    Bu 3 kişi de yasadışı kolaylık ve çabukluk istediği için UBP’de tanıdıkları olduğunu söyleyen kişiye 163 bin TL vermiştir, yani rüşvet vermiştir.

    Ülkemiz yasalarına göre, rüşvet vermenin de almanın da hapislik cezası vardır ama bugüne kadar çok az kişi rüşvetten yakalanmıştır. “Rüşvetin belgesi mi olur?” düşüncesinden veya ilkesinden hareket edildiği için değil, bunun üzerine gidilmediği veya gidilmek istenmediği için…

    Bu ülkede rüşvetin olduğu çok iyi bilinmektedir, kimlerin rüşvet verdiği de aracıların kim olduğu da kimlerin rüşvet aldığı da biliniyor ama herkesin bildiği bu şey yasal bir sonuca ya da cezalandırmaya dönüşemiyor.

    Bazı siyasiler, hatta bakanlık yapmış kişiler için “en fazla rüşvet yiyen kişi” denir, hatta dost sohbetlerinde bazı kişiler ona ne kadar para saydığını anlatır ama hiçbir zaman o kişinin yakalanması ve ceza yemesi için kimse şikayetçi olmaz.

    Bazı bürokratlar için de “rüşvetçi” derler, herkes bilir, bu nedenle o kişilerin lüks içinde yaşadığı, evleri ve başka taşınmazları olduğu söylenir, en iyi yerden en iyi arazileri hem kendisine hem yakınlarına ayarladığı konuşulur ama konuşulmakla kalır…

    Partilerin içinde sözü geçen, etkili olan ve ona bakanların, başbakanların bile “hayır” diyemeyeceği kişiler olduğu da bir gerçektir. Bunlar bakanlık da basabilir, bakanı makamında tehdit de edebilir, “Bakan oluşunu bana borçlusun” da diyebilir, bakan telefonuna çıkmadığında dünyayı başına yıkabilir… Bu da siyasetin çirkin yüzlerinden ya da taraflarından birisidir.

   Gazete sayfalarındaki bu sözünü ettiğim dolandırıcılık olayı öyle sıradan masum bir dolandırıcılık olayı değildir, bir KKTC gerçeğidir. KKTC’nin bir utancıdır…

   O kişi, bu gibi işler ülkemizde olduğu için diğer 3 kişiye bu sözü vermiş ve dolandırmıştır. Dolandırılan kişiler de böyle şeylerin bu ülkede olduğunu bildiği için 163 bin TL’yi gözünü kırpmadan vermiştir.

   Bu ülkede rüşvet teklif eden de var, rüşvete aracı olan da var, rüşveti alan da var… Bunlar olduğu için o polisiye olay yaşanmış ve mahkemeye taşınmıştır.

   Gayrı yasal olmasına da gerek yok, bu ülkede bazen en doğal hakkınız olan ve o kadar uzamaması gereken işinizin gerçekleşmesi için bir parti içinde, hükümette ya da dairelerde tanıdığınızın olmasının gerekmesi de acı bir ülke gerçeğidir.  

    Hakkınız olanı, hak ettiğiniz süre içinde, adaletli bir şekilde elde etmek varken, birini tanımak zorunda olmak kötü bir durum. Hakkımız olanı elde etmek için neden tanıdık arayalım ki?  İşte böyle yöntemler, rüşvete de yol açar, ahbap çavuş işleriyle başkasının hakkının yenmesine de neden olur.

    Bunlar da ciddi sorunlarımızdandır ama ne gözler görür ne kulaklar duyar bunları, normal muamelesi yaparız, kanıksadık çünkü…

    Hatta 3 kişi gafil muhbir gibi rüşvet verdikleri kişiyi gider polise şikayet ederler, rüşveti veren suçlu bulunmaz ama polis parayı alıp işi yapmayan kişiyi “dolandırıcılıktan” mahkemeye çıkarır, mahkeme bu kişi için 3 gün tutukluluk emri verir.

    Peki rüşvet bunun neresinde? Hiçbir yerinde, mesele “dolandırıcılık” olarak değerlendirilir. Neden? Çünkü bu ülkede “rüşvet” yok sayılıyor da ondan… “Yoktur” dediğimizde olmazmış gibi. “Rüşvet yiyenlerle ilgili anlatılanlar da zaten şehir efsanesinden başka bir şey değildir” değil mi?

21/11/2020 20:49
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Ali Baturay:
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.