Ali Baturay: Şinasi Abi ile yakın tarihte biraz gezinti…

ads ads ads ads
10/07/2022

ads

Ali Baturay Ali Baturay


Ali BATURAY

  Meslek büyüklerimizden Şinasi Başaran’ı da kaybettik…

  Şinasi Abiyle birlikte çalışmadım ama basın toplantılarında, bazı davetlerde, yurt dışı görevlerde buluşup, birçok kez sohbet ettim.

   Esprili, şakacı bir abimizdi, onun bulunduğu ortamlar mutlaka keyifli olurdu, özellikle yurt dışı gezilerde ona takılmak oldukça eğlenceliydi.

   Siyasi görüşümüz hiç uyuşmazdı, sendikalara bakış açısı ve Kıbrıs sorununun çözüm yöntemi bakımından da hiç ortak yanımız yoktu.

   Ancak bu durum onu sevmeme engel değildi, çünkü bana göre iyi bir insandı, birçok görüşümüz uyuşmasa da ondan bir yardım isterseniz ve elinden gelirse mutlaka yardım etmeye çalışırdı.

    Ben yaş olarak ondan çok küçüktüm, neredeyse oğlu yaşındaydım ama benim gibi genç meslektaşlarına yakınlık gösterirdi, onlara nasihatlerde bulunur, yardım ederdi.

    Mesleğe yeni başladığım yıllarda bana hep yakın davrandı, birçok anısını anlattı, onun anılarını dinlemek hoşuma giderdi.

    UBP’ye yakınlığıyla bilinen, bunu gizlemeyen, UBP’li başkanların, bakanların, diğer yetkililerin neler yaptığını çok yakından bilen birisiydi. Bu anlamda zaman zaman ketum davransa da ondan yine de çok ilginç hikayeler dinledim. Bunların en meşhuru da “İçi para dolu çantalar” yaşanmış öyküsüydü.

    Zaten Şinasi Başaran dendi mi hep o meşhur “İçi para dolu iki çanta” hikâyesi aklıma gelir.

    “İçi para dolu çantalar” olayını ona ez az üç kez anlattırmışımdır…

    Bu yaşanmış öyküyü yazının ilerleyen bölümünde, Sevgili Mete Tümerkan’ın onunla Ekim 2012’de yaptığı röportajdan alıntı yaparak size hatırlatacağım ama önce Şinasi Abi’den biraz daha bahsetmek isterim size.

    Bir özelliği de ne isterse olsun Türkiyeli yetkililere söz söyletmemesiydi.

    KKTC- Türkiye ilişkilerinde bir sorun varsa, ona göre mutlaka sorun bizim yöneticilerdeydi, Türkiye’deki yetkililere ne isterse olsun söz söyletmezdi; “Sağ ya da sol parti olsun, kim iktidara gelirse Türkiyeli yetkililerle yakın olmak zorundadır” derdi…  

     Kendisi Annan Planı’na şiddetle karşı çıkan birisi olmasına rağmen o dönem Annan Planı’na destek veren AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve diğer AKP’li yetkililere sert sözler söylenmesine yine de karşıydı.

     Bu konuda AKP’li yetkililere sert tepki gösterenleri eleştirirdi. Bu kişilerden birisi olan o dönem Türkiye Başbakanı da dahil AKP’li yetkililerini eleştiren Tahsin Ertuğruloğlu’nun yaptığını da doğru bulmazdı.

     Hatta 2008 yılında Derviş Eroğlu ile Tahsin Ertuğruloğlu’nun başkanlık için yarıştığı dönemde Şinasi Abi, Derviş Eroğlu ile röportaj yapmış ve Tahsin Bey’e, Türkiye Başbakanına yönelik sözü üzerinden vurdurmuştu.  

   24 Kasım 2008’de Kıbrıs Postası’nda çıkan röportajda, Şinasi Abi’nin bana göre biraz da illaki bu cevabı almak için ustalıklı sorduğu bir soru sonrası Derviş Eroğlu, kurultaydaki rakibi Tahsin Ertuğruloğlu için şöyle diyordu:

    “Benim Türkiye ile ve bugünkü hükümetiyle herhangi bir kavgam yok. Olamaz da. Esas olarak, Türkiye Başbakanına ART ekranlarında hakaret yağdıran Sayın Tahsin Ertuğruloğlu idi ve kendisini affettirmek için 15 aylık Genel Başkanlığı süresi içerisinde iki üç defa mektup yazmıştır, randevu alamamıştır. Ancak 16’ncı ayda, araya Sayın Mehmet Ali Talat'ın (dönemin cumhurbaşkanı) ve muteber bir iş adamının girmesi neticesi kendisine randevu verilmiştir. Bu İstanbul'da ‘iş ola’ verilen bir randevu idi. Benim ne Türkiye'nin Sayın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve onun hükümetiyle herhangi bir kavgam yoktur…”

    Şinasi Abi’den söz ederken, bu vesileyle bugün AKP Hükümeti’nin “olmazsa olmazı” olduğu söylenen ve kabineye dışından mutlaka hükümette yer almasını istendiği ifade edilen Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun geçmişte AKP yetkililerine, Türkiye Başbakanına en sert sözleri söyleyen kişilerden birisi olduğunu, yaşı yetmeyenlere veya unutanlara da hatırlatmak istedim. Konjonktür demek ki o gün öyle gerektiriyordu, bugün böyle gerektiriyor.

    Ha, bu arada 2008’deki o kurultayda Derviş Eroğlu, ezici bir farkla UBP Genel Başkanlığını kazanmıştı…

    Bu arada hangi yıldı aklıma gelmedi ama bir yurt dışı gezisinde Şinasi Abi’yi gördüğümde hayret etmiştim, kilo vermişti ve ona yakışmıştı da kilo vermek, sormuştum “Nasıl becerdin abi?” diye. Cevabı ilginçti; “Yüzde 70 başarıyı dondurmayı bırakmakla sağladım. Çok dondurma yiyordum” demişti. O günden sonra dondurmaya bakış açım değişmişti…

     Bir dönem de benzin istasyonu çalıştırmıştı. Benzincilik defterini kapattıktan sonra “Neden vazgeçtin abi?” diye sorduğumda ise; “Herkes bildiği, sevdiği işi yapmalı, bana göre değildi” demişti.

    Şimdi gelelim şu meşhur “para dolu iki çanta” hikayesine. Mete Tümerkan’ın Ekim 2012’de Haber Kıbrıs’ta ve Havadis Gazetesi’nde Şinasi Abi ile yaptığı röportajda, Şinasi Abi o yıllarda cumhurbaşkanı olan Derviş Eroğlu’nu hedef alan sözler sarf etmiş, meşhur para dolu çantalar hikâyesini anlatmıştı.

    Çok iyi dost oldukları Derviş Eroğlu’nu rencide edebilecek, kafalarda bazı soru işaretleri bırakacak, geç de olsa bir tartışma başlatacak böyle bir hikâyeyi neden anlatma ihtiyacı hissetmişti? Bunun cevabı aslında söz konusu röportajın da içinde var.

    Ben bunu şahsen de kendisine sormuştum. Bana, “Evet Eroğlu’na çok yakın biriydim, yardımcı da oldum, dostumdur ama beni iyi takip etmiyorsun galiba, ben geçmişte de onu eleştirdim” demişti. ‘İçi para dolu çantalar’ yaşanmış öyküsünü, Derviş Eroğlu’nun cumhurbaşkanlığı döneminde tarafsız kalması gerekirken bunu yapmaması, tarafsızlığını yitirmesi, hoşuna gitmeyen çıkışlar yapması nedeniyle anlattığını söylemişti. Nitekim söz konusu röportajda da benzer şeyler söylemişti.

     Evet, Şinasi Abi, 19/10/2012 tarihli röportajda olayı şöyle anlatmıştı:

    “1990 seçimlerinde ben Kıbrıs Gazetesi'nde çalışıyordum. O gün saat 01.00- 01.30 dolaylarında sabaha karşı eve geldim, yattım.

    O zaman cep telefonları falan yok. Normal telefon var. Telefon çaldı. Baktım birileri bana 'Seni isteriz gel' dedi. Sabah saatin ikisi. Sordum, 'Ne istersiniz beni?' 'Gel senin araba bize lazımdır' dediler.

 

   Benim de o zaman bir Station Toros marka arabam var. Gittim. Dediler, 'Al bu iki bavulu ve Başbakanlığa götür'.

   Onlara, 'Siz deli misiniz be kardeşim, sabahın ikisinde Başbakanlıkta kimi bulurum' dedim. 'Başbakan seni bekler orada' dediler bana.

    'Bu bavulların içerisinde ne var?' diye sordum. 'Sen soru sorma, bu bavulları oraya kadar götür' diye yanıt verdiler. 'Niye ben' diye sordum, 'Onu da sorma' dediler.

     Bavulları Başbakanlık'a götürdüm, o demir kapı açıldı, girdim içeri arabayı park ettim. Orada bazı arkadaşlar bana yardımcı oldular bavulları indirdik. İlk defa o gün ben Başbakanlık'a çıkarken asansörü kullandım.

    Asansöre o iki bavulla girdim ve yukarıya çıktım. Başbakan'ın makamına girdiğimde birkaç kişi daha vardı ama geçmiş gündür ben onların isimlerini unuttum. Bavulları teslim ettim.

    Sayın Eroğlu bana sordu, 'Bavulda ne var biliyor musun?' 'Hayır bilmiyorum' dedim. Şaka ile karışık bana 'Bilmediğin malı ne taşın o zaman' dedi.

   ‘Vallahi size getirmemi söylediler ben de getirdim' dedim bunun üzerine. Bana 'Aç bakalım bavulu' dedi. 'Ben nasıl açayım bunları' diye sordum. 'Aç da açılır' dedi bana.

   Ben dokunur dokunmaz bavul açıldı. Bir baktım deste deste Türk Lirası...

   Diğerini de açmamı istedi. Onu da açtım. Onda da aynı şekilde deste deste Türk Liraları vardı. Deste deste paralar karşımda duruyordu.

    Dönemin Başbakanı Derviş Eroğlu'na döndüm ve bir espri yaparak ona 'Üstünden birer sıra ben alayım' dedim. 'Yok olmaz. Yolda alaydın sesimi çıkarmazdım ama şimdi olmaz' dedi bana…

     Zamanında verilen paralar, iş adamlarından toplanan paralar da var. 300-500 milyar liralar... Ben bunlara hep şahidim. Niye bunlara şahidim. Çünkü ben UBP'ye yakın bir gazeteci idim ve UBP'yi desteklerdim diye benden bir şey saklamazlardı. Muazzam paralar alındı..."

     Şinasi Abi, 1990’da yaşanan bu olayı yıllar sonra 2012’de anlatmış olsa ve konu zaman aşımına uğramış gibi görünse de 1990 seçimlerini anlamak bakımından önemli bir ifşaattı bana göre…

    1990 seçimleri, UBP’ye karşı CTP, TKP, YKP ve DHP’nin seçim ittifakıyla oluşan Demokratik Mücadele Partisi’nin (DMP) yarışıydı. Muhalefetin bu işbirliğine rağmen UBP, yüzde 54,67 oy oranıyla 34 milletvekili, DMP ise yüzde 44,47 oy oranıyla 16 milletvekili çıkarmıştı.

    DMP’yle büyük bir mücadele verilmesine rağmen çıkan sonuç, “Ne yapılsa UBP’yi geçmek mümkün değil” hissi de yaratmıştı, hayal kırıklığına neden olmuştu ama bu seçim normal bir seçim değildi, demokratik bir ortamda, eşit şartlarda yapılmamıştı, müdahalenin, baskıların çok olduğu, korkunç bir seçimdi.

     Şinasi Abi’nin anlattığı “içi para dolu çantalar” ve sözünü ettiği diğer maddi destekler de aslında bu seçimin nasıl kazanıldığının göstergelerinden biriydi. O nedenle ben “içi para dolu çantalar” ifşaatını hep önemsemişimdir.

    Söz konusu röportajın yayımlandığı dönemde, o içi para dolu çantaları UBP’ye ya da Derviş Eroğlu’na, işadamı Asil Nadir’in gönderdiği iddia edilmişti. Zaten röportajda da bunun şifreleri vardı bir anlamda…

    Tabii unutmadan söyleyeyim, Derviş Eroğlu, Şinasi Abi'ye bu açıklamalarından dolayı dava açmıştı ama durumu yumuşatan bir açıklamanın ardından onu affetmiş ve dava ileri götürülmemişti. 

   Şinasi Abimizi anarken, yakın tarihimizde gezintiler de yaptık. Keşke hayata gözlerini kapamadan anılarını yazsaydın be Şinasi Abi, çünkü senin geçmişteki çok önemli olaylara tanıklığın vardı. Eğer Şinasi Abi’nin yazdığı ve yayınlanmayan anıları varsa, sevgili oğulları mutlaka bunları kitaplaştırsın… Olası bu kitap, hem Şinasi Abi’nin anısını yaşatması hem de o tanıklıkların yeni neslin eski olayları anlaması açısından çok faydası olacaktır.

     Nur içinde yat Şinasi Abim… Seni her zaman o güler yüzünle, şakalarınla, nasihatlerinle ve heyecanlı film izler gibi senden dinlediğimiz anlattığın o anılarla anımsayacağım, unutmayacağım…  

Not: Mete Tümerkan’ın 2012’de Şinasi Başaran ile yaptığı “içi para dolu çantalar” konusundaki röportajı; ‘https://haberkibris.com/erogluna-parayi-ben-teslim-ettim--2012-10-19.html’ linkten,

   Şinasi Başaran’ın 2008’de Derviş Eroğlu ile yaptığı röportajı da ‘https://www.kibrispostasi.com/c35-KIBRIS_HABERLERI/n17378-eroglu-ubpyi-iktidara-tasirim’ linkten okuyabilirsiniz.

 

 

DİĞER YAZILARI
10/07/2022 16:35
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: ali baturay, yazar, şinasi başaran
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.