Ali BATURAY: Yapanın yanına kalır cumhuriyeti

ads
26/10/2020

ads
Ali BATURAY: Yapanın yanına  kalır cumhuriyeti

Bu ülkenin en önemli sorunlarından birisi de yapanın yanına kalmasıdır.

 Hem hesap sorma mekanizması yok hem de halkın çoğunluğu bu gibi konulara alıştırılmış sanki.

 Olumsuzluklar sanki normal karşılanıyor, kısa süre gürültü çıksa, tepki ortaya konulsa da arkası gelmiyor.

 Eğer yasaları ihlal eden, yolsuzluk yapan, görevini istismar eden bir siyasiyse, bir ülke yöneticisi ise sanki de onların bunları yapması normalmiş gibi davranılıyor.

  “Normaldir, bal tutan parmağını yalar”, “Şimdi de bunların zamanı, biraz yerlerse ne olur?” diyebiliyor insanlar, gerçekten çıldırmamak elde değil.

  “Başkaları geçmişte yaptı, o da yaparsa ne olur?” diyen kişilerin nasıl bir ruh hali içinde olduğunu merak ediyorum.

    Geçmişi örnek göstererek, bugün yapılan yanlışları haklı çıkarma davranışı anlamsızdır, çok sakıncalı bir davranıştır.

    Kabulleniştir, yenilgidir, istismara davetiye çıkarmaktır.

    Geçmişte yolsuzluk yapılmış ve bu durum cezalandırılmamışsa, bugün yapılan da mı cezalandırılmayacak? Yasa dışı işler sırası gelenin yaptığı bir iş midir? Böyle bir saçmalık olabilir mi?

    Mesela sıcak bir konu; Cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale olduğu kabul ediliyor ama “Eskiden de yapılmıştı” deniliyor.

    Tarih tarih müdahaleler sıralanıyor ve “onlar kadar yapıldı” deniliyor.

    Halbuki denilmesi gereken, “Ne eskiden seçimlere müdahale yapılmalıydı ne de bundan sonra yapılmalı… Ne sağcıların lehine müdahale yapılmalı ne de solcuların…”

    Bunu demek, bunu talep etmek lazım…

    Yanlış yapılan veya yapılamayan icraatlar konusunda da hükümetlere yönelik eleştirilerde cevap hep aynı, “Geçmişteki hükümetler de yapamadı…”

    Sana ne geçmişteki hükümetlerden? Sen doğrusunu yap, başkasının hataları ya da beceriksizlikleri üzerinden kendi hatalarını ve beceriksizliklerini haklı çıkarmaya çalışma…

    Tabii vatandaşların çoğunluğu bu gibi olayları kanıksadığı, normal karşıladığı için ülke yöneticileri itinalı davranmıyor, istismara yöneliyor ya da umursamaz oluyor.

    Yapılan tüm yanlışlıklar ve saçmalıkların hesabı da sorulmuyor, normal zamanda hesap soramayan halkımız, seçim dönemlerinde de bunu beceremiyor.

    Sanki görevde olduğu dönemde siyasilerin yaptıkları ayrı bir şey, seçim ayrı bir şeymiş gibi…

    Seçim sadece kendi içinde bir seçim değildir, seçim siyasetçinin hesap verme zamanıdır, yapmadıklarının, yanlış yaptıklarının, istismarlarının, beceriksizliklerinin karşılığını görme zamandır…

    Peki bunlar yapılıyor mu? Hayır, yapılmıyor, seçim bambaşka bir yarışma mecrasıymış gibi davranılıyor, o zaman da hatasının cezasını görmeyen siyasiler yeniden göreve geldiğinde hiçbir şey yapmamaya ya da istismara devam ediyor.

    Bir bakıyorsunuz bazıları kaybedip sahneden çekiliyor ama onların çoğu da yaptıklarının cezasını çektiği için değil, parti içi hesaplaşma, başka birileri tarafından ekarte edilme sonucu defteri kapatıyor.

    Bu durumda kaybetmesini istediğin kişinin kaybedişine bile sevinemiyorsun, çünkü aslında halk tarafından cezalandırılmıyor, içteki kavganın kurbanı oluyor.

     Canı sıkıldığında, kendini mağdur hissettiğinde demediğini bırakmayan, ağzına geleni söyleyen, isyan eden kişilerin seçim zamanı “Partimdir vermek zorundayım” deyip gidip kızdığı kişiye oy vermesi tam bir kaybediştir, suçluyu değil, kendi kendini cezalandırmaktır.

     İşte size bir örnek; hesabına yatan paraların hesabını veremeyen, mal varlığıyla ilgili meclisi yanılttığı iddia edilen, bir yılı aşkın süredir meclise gelmeyip Türkiye’de tatil hayatı yaşayan, gününü gün eden, birtakım bulgular nedeniyle hakkında savcılık raporu bulunan ve yaptığı iddia edilen yasadışı iş nedeniyle hakkında açılan davanın duruşmalarına katılmayan Hüseyin Özgürgün’e bir grup partilisi halen ilah muamelesi yapıyor, “aday olsa oyum onundur” diyebiliyor.

    Akıl alır gibi değil, en azından mahkemenin sonuçlanması beklenmeli, eğer orada aklanırsa böyle davranmalı…

    Bu bir örnek, daha böyle yığınla örnek sayabiliriz… Mesela hükümeti sallayan, bir bakanın görevden alınmasına neden olan “Özel Jet Krizi” unutuldu, bu olayda bir oteldeki kamera görüntüleri neden silindi, o görüntülerde olduğu söylenen bakan kimdi? Bunlar önemsiz mi? Birkaç gazeteciden başka kimse de raporu sormuyor, ısrarcı olunmayınca da rapor hasıraltı ediliyor. Gel de buna anlam ver…

    Kişilerin geçmişte yaptıkları unutuluyor… Adının bir olaya karışması da yaptığı gaflar da kusurlar da beceriksizlikler de halk tarafından cezalandırılmıyor.

    Seçimler geçiyor söylenmeye başlıyorlar, ne söyleniyorsunuz ki? Kim dinleyecek sizi?

    Nedeni ne olursa olsun, cezalandırmayı beceremezsen, cezasını sen çekersin.

   Öyle bayrağı kapıp, takımı final maçı kazanmış gibi seçim zaferi yaşamak güzeldir de ertesi gün hayatına döndüğünde sorunlarınla, şikayetlerinle baş başa kaldığında, bayrağını salladıkların sana çare olabiliyor mu acaba?

     Siz böyle yaptıkça kaybedenler kulübünde olmaya devam edeceksiniz, belki küçük bir kesim istediğini alacak ama çoğunluk hep kaybedecek.

 

26/10/2020 21:52
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Ali BATURAY
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.