Ali Baturay yazdı: “Adam kurumda oturuyor, hiçbir işi yok ama terfi istiyor, üstelik bir de yardımcısı var”

Ali Baturay'ın kaleminden

ads
22/02/2020
HK

ads
ads
Ali Baturay yazdı: “Adam kurumda oturuyor,  hiçbir işi yok ama terfi istiyor,  üstelik bir de yardımcısı var”
ads

   Yukarıdaki başlıkta okuduğunuz “kara komedi öykücüğü” bir üst düzey yönetici anlattı ama “off the record” yani “kayıt dışı”, yani yazmamızı istemedi. Size şimdi “off the record” kurallarını fazla ihlal etmeden, oradan damıtarak olayı anlatmak istiyorum. Çünkü bence ülkenin en önemli sorunlarından birisidir anlatacağım…

   Bu anlatılanı tuttum tuttum ama dayanamadım, yazma isteğim depreşti. Bana kimin söylediğini ve bu ülkenin acı gerçeklerinden olan öykücüğün hangi kurumda geçtiğini gizleyerek anlatacağım.

   Bir kurumumuzda terfi sınavları yapılıyormuş. Terfi isteyen çalışanlar tek tek yönetim kurulunun önüne geliyor ve onlara sorulan soruları cevaplandırıyorlarmış. Yönetim kurlunun önüne bir adam gelmiş. Sormuşlar; “kurumda ne iş yapıyorsun?” diye. Adam, “Hiçbir şey yapmıyorum, oturuyorum” demiş. “Nasıl yani? Senin hiçbir görevin yok mu bu kurumda?” diye sormuş yönetim kurulu üyelerinden birisi. Çalışan, “Hayır, hiçbir görevim yok” demiş tekrar. Bu kez nedenini sormuşlar.

    Adam yönetim değişikliği olduğunu, yeni yönetimle siyasi görüşlerinden dolayı ters düştüğünü ve ona görev vermediklerini söylemiş. Bir nevi onu etkisizleştirmişler görev vermeyerek. Uzunca bir süreden beri kuruma geliyor, gidiyor, yalnızca odasında oturuyor ama hiçbir iş yapmıyormuş. “Hiç mi?” diye sorduklarında; “Hiç” demiş…

    Otomatik terfi sistemi var ya, adam; “Hırsızlık yapmadım, yüz kızarıcı hareketim yok, otomatik terfi hakkımı kullanmak istiyorum. İş verdiler de yapmadık mı? Benim sorunum değil” gibilerinden de bir şeyler demiş. Hiçbir iş yapmadığı halde adam terfi istiyormuş…

    Şimdi sıkı durun… Ondan sonra çağrılan adamın durumu bir başka alem. Neyse uzatmayalım; o adam odadan çıkmış, başka bir adamı çağırmışlar. Yeni gelen adama sormuşlar, “Ne iş yapıyorsun?” diye. Ne dese beğenirsiniz? Adam, “Az önce çıkan adamın yardımcısıyım…” demiş.

    Yönetim kurulu üyeleri kahkaha atmamak için kendilerini zor tutmuşlar ama uzun süre kendilerine gelmek, meseleye konsantre olmak için uğraş vermişler. İşe bakın siz… Hiçbir işi olmayan adamın bir de yardımcısı var… Hiçbir iş yapmayan adamın yardımcısının da doğal olarak hiçbir işi yokmuş ama o da terfi istiyormuş. İktidar değişir ve yönetim de değişirse çalışma ihtimallerinin olduğunu söylemiş yardımcı…

    Hade bakayım, güler misiniz ağlar mısınız? Bize bunu anlatan üst düzey yetkiliye, “Şaka yapmıyorsunuz değil mi?” diye sordum. Adam; “Ne şakası, bizzat bu olayı yaşadım. Güldüm ağlanacak halimize” dedi. Evet komik ama gerçekten de ağlanacak halimize gülüyoruz. Ha, bu arada bu iki “yapacak işi ya da görevi olmayan” adamın çok ciddi, yüksek maaşlarının olduğunu söylememe gerek yok sanırım…

   Kamuda, yani devlet daireleri ve kurumlarında böyle meseleler var. “İşe gitmeden maaş çekenler” mi istersiniz, “işe gidip de hiçbir görevi olmayanlar” mı, “çok az çalışıp da özelde iş yapanlar” mı, “yıllarca evde oturarak maaş çekip de dönünce terfi edip müdürlük alanlar” mı? Devlet çiftliğinde ne arasanız var. Bu hikayeyi anlattım ama buna benzer çok acı öykücüklerimiz var kamuda. “Kamu reformu” diye diye canımızı yedik ama öyle bir düzen kuruldu ki kimse reforma yanaşmıyor.

    Biliyorum, bu yazdıklarımız, “kamu çalışanı”/ “özel sektör çalışanı” çatışmasına dönüşüyor. Böyle yazılar yazan bazı gazeteci arkadaşlarımız sevilmiyor, devlet çalışanları tarafından “istenmeyen adam” ilan ediliyor ama lütfen herkes elini vicdanına koysun da bu anlattığım hikayenin nasıl savunulacak yanı olabilir bana anlatsın. Adalet, etik, eşitlik, verimlilik bunun neresinde, söyleyin bana? Bu olsa olsa kepazelik olur, kokuşmuşluk olur, çürümüşlük olur…

    Var öyle kurumlar, BRT de onlardan biridir. Bir parti iktidara gelince, kendi ekibini göreve getirecek, diğer ekip ile çalışmayacak, çalışmadığı ekip de boşa düşecek. Buna da cezalandırma diyecekler. Bu durum iktidardaki parti tarafından da destek görecek. Yok yahu, bu ne bolluk? Bu devlet çalışmayanlara para verecek kadar zengin mi?

    Özel sektörde insanların canı çıkarken, bu fakir devlet, bir hayli insanı boş yere besleyecek ha? Sonra da Türkiye’de her canı sıkılan “Sizi biz besliyoruz” diye bize etmediği lafı, yapmadığı hakareti bırakmayacak. Hayır ben bu hakaretlere maruz kalmak istemiyorum. Türkiye’den ya da bilmem nereden bakanları haklı çıkaracak, bu türlü saçmalıklara son verilmelidir. Ne Türkiye’nin parasıyla, ne de benim vergilerimle devlet kadrolarında, iş yapmayanları besleyemezsiniz. Devlet kadroları artık yatma yeri olmaktan kurtarılmalıdır, bu ayıba artık bir son verilmelidir.

22/02/2020 20:23
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: ali baturay, haber, kıbrıs, kktc, yorum, yazı, kıbrıs haberleri
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.