Ali Baturay yazdı: Bu pasaporta sahip olmanın özgüveni başıma iş açmıştı...

ads ads ads ads
13/05/2021

ads
ads
ads
Ali Baturay yazdı: Bu pasaporta sahip olmanın özgüveni başıma iş açmıştı...

 

 Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportları tartışılıyor kaç zamandır, herkes bir şeyler yazıyor, geçmişten bazı olayları anımsatıyor, bazıları da bununla ilgili anılarını anlatıyor.

  Daha önce bu konuda bir yazı yazmıştım, bu kez eleştiri yapacak ya da geçmişten bazı tartışmaları anlatacak değilim, yalnızca birkaç anımdan söz edeceğim.

  Bugün bayram, fazla derin konulara girmeyelim, Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik kartı/ pasaportu anılarımdan söz edelim… Bu konu yıllardır bir şekilde gündemimizdedir…

  Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik kartı/ pasaportu edinme isteği yıllardır sürüyor…

  KKTC kurulduktan, Kıbrıs Türk halkına ambargolar uygulandıktan, yığınla kısıtlama geldikten sonra Kıbrıs Türk halkı dünyaca kabul gören pasaporta sahip olmanın önemini anladı.

  O günlerde sınır kapıları kapalı olsa da Kıbrıs Cumhuriyeti henüz Avrupa Birliği üyesi olmasa da Kıbrıslı Türkler 1960’da kurulan cumhuriyetten elde ettiği bu hakka hep sahip olmak istedi.

  Evet sınır kapıları kapalıyken, güneye geçiş yokken, güneydeki havaalanları kullanılamıyorken, dolayısıyla bugünkü gibi ulaşım kolaylığı elde edememişken de revaçtaydı, Kıbrıs Cumhuriyeti yaş kağıdı, kimlik kartı ve pasaportu.

    Kıbrıs Cumhuriyeti Avrupa Birliği’ne girmeden ve AB vatandaşlığından kaynaklanan bazı avantajlar elde edilmeden, örneğin Kıbrıslı Türk gençlerin Avrupa üniversitelerinde yüksek ücret ödemeden eğitim görme olanağı elde etmeden önce de, Avrupa ülkelerine vizesiz yolculuk etme avantajına sahip olmadan önce de bu kimlik kartlarını, pasaportları almak istiyordu Kıbrıslı Türkler…

    Kıbrıslı Türkler için ister “uzağı yani bugünleri gördü” deyin, ister “dünyaca yasal kabul edileni bir şekilde cebine koymak istedi” deyin hep istedi bu pasaportu…

    Hatta KKTC kurulmadan ve ambargolar gelmeden önce bile bir şekilde doğan çocuklarına yaş kağıdı, kimlik kartı çıkarma derdine düşenler, bir şekilde bunu yapanlar olduğu biliniyor.

   Neyse “anı yazacağız” dedik ama yine uzattık meseleyi…

   90’lı yıllarda bazı kişiler yüksek ücretler karşılığı bir şekilde Kıbrıslı Türklere yaş kağıdı, kimlik kartı, pasaport temin ediyordu. “Bas parayı al pasaportu” diyordu bu kişiler… Bu şekilde alanlar olmuştu yaş kağıdı, kimlik kartı, pasaport...

   1998- 1999 yılları, KIBRIS Gazetesi’nde çalışıyorum, birlikte çalıştığım Ali Cansu ile Hasan Çakmak, bu şekilde bizim de kimlik kartı, pasaport alabileceğimizi, bazı bağlantılar kurduklarını söylediler. Sonra aramıza Emine Davut da katıldı. Biz bu pasaport alma işine bir de isim taktık o günlerde.

    Hasan Çakmak’ın önerisiyle “Bondigo operasyonu” dedik bu pasaport alma girişimine. Bondigo babamın akrabalarından gelen bir lakaptı. Neredeyse soy adı kadar geçerli bir lakap. Hatta bunu soy isim olarak almak istemişler ama Rumca bir kelime olduğu için kabul görmemiş. Bondigo kelimesinin anlamı faredir. Hasan Çakmak ve Ali Cansu bu “Bondigo” sözünü sevdiler, bizim bu pasaport alma işine “Bondigo operasyonu” dediler.

     İşte Hasan Çakmak, Ali Cansu, Emine Davut ve ben “Bondigo Operasyonu” ile biraz fazla para ödeyip, kimlik kartlarımıza, pasaportlarımıza ulaşacaktık. Bunun için gerekli tüm evrakları da toplamıştık ama aksilikler oldu. Bir türlü o bağlantıyı tam kuramadık, kurar gibi olduk kesintiler oldu. O günlerde bu işi yapan bazı kişiler bazılarının paralarını toplayıp ortadan kaybolunca korktuk da dolandırılmamak için ve “Bondigo operasyonu” gerçekleşemedi ama biz halen bir araya geldiğimizde bu olayı anlatır güleriz….

    2003’te sınır kapıları açılınca operasyona ve fazla para ödemeye gerek kalmadan kimlik kartlarımızı, pasaportlarımızı aldık…

    Artık yaş kağıdımız da kimlik kartımız da pasaportumuz da vardı ancak çalıştığım gazete beni iki kez Turizm Bakanları ile fuarlara gönderdi, birisi 2005’te Almanya’ya, diğeri de 2006’da İngiltere’ye… İkisinde de bakanlık Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu kullanmamıza izin vermedi, “TC pasaportu ve vize çıkaracaksınız, aksi takdirde heyette yer alamazsınız” dediler.

     Güneydeki Alman Büyükelçiliği’ne gittim Schengen vizesi almak için. Görevli beni soru yağmuruna tuttu, kendimi kötü hissettim, bir soru, bir soru daha, bir soru daha, bitmek bilmiyor. Sıkıldım, çıkardım Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik kartını önüne koydum.

      Şaşırdı, “Sen bu kartın bir AB serbest geçiş belgesi olduğunu bilmiyor musun? Pasaportun da var mı?” dedi. Çıkardım pasaportu da gösterdim; “Siz vizeyle niye uğraşıyorsunuz ki? Bilgi eksikliğiniz mi var?” diye sordu. Ona durumu anlattım, başını eğdi, vizenin bir bedeli varmış, onu da almadı, vizeyi verdi. Ayrılırken arkamdan, “Uçaktan inince bir AB giriş bölümü var bir de diğer ülkeler. Göreceksin diğer ülkelerde kuyruk var, sen yine de bu kartı gösterip AB tarafından gir, boşuna bekleme kuyrukta” dedi. Gerçekten de öyleydi, hem Almanya’ya hem de İngiltere’ye girerken öyle yaptım, AB tarafından rahatça girdim ama İngiltere’de başıma bir iş geldi.

    Ben yine kuyruğa girmemek ve girerken görevli polisin soru yağmuruna tutulmamak için İngiltere’de AB giriş tarafından geçtim. Geçtim geçmesine de bizim ekibin neredeyse tamamı TC pasaportuyla geldi, onların kocaman bir kuyruğu ve girişte soru yağmuru olduğu için yaklaşık bir saat onları bekledim.

     Bir ara baktım polisin sorularını yanıtlayan Akay Camal Abim çağırdı beni. Akay Abi, “Yahu bu adam hangi otelde kalacağımızı soruyor” dedi. Ona otelin adını söyledim. Akay Abi, “Ben de biliyorum, bu ismi söyledim ama bu otelden Londra’da 7 tane varmış, tutturdu hangisi diye” dedi sitem de ederek.

Nereden bilecektim ki, ilk defa geliyordum Londra’ya…

    Ansızın aklıma geldi, BRT muhabirinin elinde gideceğimiz otelin broşürü ve bilgileri vardı. Polis Akay Abi’yi bekletti, “Alıp geliyorum” dedim polise… BRT muhabiri bavullarını almış dışarı çıkmış, yani artık İngiltere’ye girmişti. Ben de saf saf çıktım, broşürü aldım, geri döndüğümde polis; “Nereye gidiyorsun?” dedi. Ona anlattım broşürü diğer polise göstereceğim diye. Güldü; “Siz çıktınız artık bu kapıdan İngiltere’ye girdiniz. Bir daha geri dönemezsiniz. O salona gelecekte bir kez daha Londra’ya geldiğinizde girebilirsiniz, şimdi asla” dedi.

    “Ama bavullarım içeride kaldı” dedim telaşla… Polis, “Ya telefon edin bir arkadaşınız alsın ya da kayıp bürosundan alırsınız, zaten biraz sonra sahipsiz olduğunu anlayınca bavullarınıza el konulacak” demez mi? Akay Abi beni bekliyor, bavullarım kaldı, üstelik Akay Abinin telefon numarası da telefonumdan silinmiş bir şekilde.

    Kıbrıs’ı Halkın Sesi’ni aradım Akay Abi’nin telefon numarasını aldım ve telefonunun açık olması için dua ettim. Akay Abi telefona cevap verdi, derin bir nefes aldım, ona bavullarımın yerini gösterdim, sonra da görevliye telefondan otelin adresini okudum. Polis Akay Abi’ye geçiş izni verdi, Akay Abi bavullarımı alıp geldi.

    Tabii yarı ömrüm geri gitti. Ne tecrübesizlik. Kapıdan Londra’ya girdik, bir de geri dönmek istedik… Hep bunlar Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu taşımanın özgüveninden başıma gelmişti. Ekibe bay bay yapıp kuyruğa girmemiş, hava atmıştım ama günahları tutmuştu beni. Orada kaldığımız sürece ekip benimle dalga geçmiş, espri yapmıştı… Kabahat pasaportta değil bendeydi, tecrübesiz kişinin özgüvenlisinin başına hep dert gelir, o da bana ders olmuştu…

 

13/05/2021 23:25
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Ali Baturay
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.