Ali Baturay yazdı: Daha çok insan cesaretlenip, yanlışlara karşı durmalıdır…

ads ads ads ads
27/09/2021

ads
ads
ads
Ali Baturay yazdı: Daha çok insan cesaretlenip, yanlışlara karşı durmalıdır…

Mesleğe başladığım 80’li yıllarda, izlediğim haberlerde bazen ihtilaflı tarafları dinler, her ikisini de haklı bulur, haklıyı haksızı ayırmakta zorlanırdım…

   Köyden çıkmış, herkesi kendisi gibi zanneden tecrübesiz gencecik bir insandık sonuçta…

   Yüzde yüz haksız da olsa kişi ağlamaya başladığında, “çocuklarım, ailem var” falan dediğinde etkilenirdim…

   Mahkeme haberlerinden hep hasta olarak dönerdim, orada salona götürülen kelepçeli insanlar, onları dışarıda ağlaşarak bekleyen aileleri yüreğimi dağlardı…

   Siyasilerle yaptığım röportajlarda söylenenler sanki hep yerine gelecekmiş gibi heyecanlanırdım…

   Gazetecilik zannedildiği kadar kolay bir iş değildir, sırası gelir arkadaşlarınızı, yakınlarınızı da olumsuz anlamda haber yapmak zorunda kalırsınız…

   Çok sevdikleriniz, olumsuzluklarıyla karşınıza çıkar şok olursunuz, ne yapacağınızı şaşırırsınız…

   Arkadaşlarınızı, yakınlarınızı eleştirmek zorunda kalırsınız…

   Onlar yaptıklarının kötü ya da yanlış olduğunu göreceği yerde, haberini neden yaptınız diye sizi suçlarlar, neden kendisini eleştirdiniz diye sorgularlar, küserler… Size “hiç mi hatırımız yok?” derler...

    Tanımadığımız insanların haberlerini yaptığımız gibi dostlarımızınkini de yapmak zorunda olduğumuzu söyleriz ama anlamak istemez

    Yıllar içerisinde tecrübelendim, artık ihtilaflı kesimlerden kimin haklı kimin haksız olduğunu daha iyi anlıyordum.  

    Eğer bu mesleği yapacaksam, işin içine duygusallık katılmayacağını anladım…

    Sevdiğim kişiler de olsa eğer suçluysa, hatalıysa, yanlışı varsa haberini yapmanın, köşe yazısında onları eleştirmenin bir görev olduğunu içselleştirdim…

    Yıllar içinde yapığım röportajlarda her söylenene heyecan duyamadım tabii.

    Çünkü edindiğim tecrübe çerçevesinde, etrafta fazlaca “yalan” olduğunu görebiliyor, anlayabiliyordum…

    Yıllar ilerledikçe yığınla yalanı haber yaptığımızı gördüm, sonuca varmayan bir hayli palavra…

    Öyle bir noktaya geldik ki başta bazı siyasiler olmak üzere birçok kesimin çok konuştuğunu ama boş konuştuğunu görüyorduk.

     Yıllar içinde sanki hep aynı haberlerin tekrarlarını yapıyor gibiydik…

     1987’de mesleğe başladım, 87’den 2021’e değişmeyen, çözüm bulunamayan sorunlar var…

     Mesleğimi çok seviyorum ama gazetecilik bir süre sonra aynı şeyleri tekrar tekrar yaşama pratiğine dönüştü.

    Belki başka mesleklerde olanlar KKTC’deki yaşam içindeki tekrarları fark edemeyebilir, ya da bir bölümünü fark eder ama biz bu meslekte sürekli tekrar yaşadığımız için bunalıyoruz.

     Gazeteci kendisi de kendi kendini yenileyemez, farklılıklar deneyemezse bir süre sonra heyecanını kaybeder.

    Heyecanını kaybedenler bu kez de mesleği istismar etmeye başlar, ruhunu da satar, fikrini de çalıştığı iş yerini de… En tehlikelisi de budur…

    Karşına alıp televizyon programı yaptığın kişi yalan söylüyor, sen de bunu fark ediyorsun ve o kişiye açıkça “yalan söylüyorsun” diyemiyorsun, ya nezaketten ya da anlattığı soyut şeylere o an yalan dersen haksız görünebilirsin diye…

    Zor tabii… Artık meslekte tecrübelisin, yalanları, palavraları anlıyorsun… O kadar çok kişiyle konuşuyorsun, röportaj yapıyorsun ki artık karşında oturanın ciğerini biliyorsun…

     Sorunlar aynı, sorunları çözeceğini söyleyenlerin palavraları aynı, kısır bir döngüye dönüşüyor her şey… Konuştuğun kişi, kendinden önce onlarca insanla aynı şeyleri konuştuğunun, duyduğunun farkında değil, size kabak kesip durur…

    Bu tekrarlar, bu yalanlar, bu beceriksizlikler, bu istismarlar içinde mesleği yapmak gerçekten zor… Yazdıklarınıza gücenirler, küserler, şikâyet ederler…

    Halbuki siz yanlıştan dönmelerini beklersiniz ama onların hep mazeretleri vardır… Yalanlar, palavralar, beceriksizlikler, istismarlar; benzer şeyleri tekrar tekrar yaşamak yordu bizi ama mücadele etmeye kararlıyız…

    Her sıkılan, bunalan meydandan çekilirse, durum çok daha kötü olabilir… O nedenle yaşadığımız olumsuzluklara inatla karşı çıkacağız, yazacağız, söyleyeceğiz, mücadele edeceğiz, ne kadar çok insan cesaretlenir ve bu yapılanlara karşı çıkarsa, o oranda iyiye gidebiliriz.

   Zaman zaman karamsarlığa kapıldığımız oluyor ama olumsuzluklar bizi pes ettirmemeli, tam tersine mücadeleyi yükseltmeliyiz. Pasiflik, etkisizlik değil, uyanma, hareket etme, karşı durma, ülkeye sahip çıkma zamanıdır… “Tükeniyoruz” diye söyleneceğimize tükenmemek için mücadele etmeliyiz.

 

27/09/2021 19:16
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Ali Baturay,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.