Ali Baturay yazdı: Elektrik hatları hep böyle yangın çıkarmaya devam mı edecek?

ads ads ads ads
02/10/2022

ads

Ali Baturay Ali Baturay


   Bir yangın klasiği yaşandı yine Ağırdağ- Boğaz bölgesinde…

   Yine korkunç bir yangın ve yaklaşık 350 dönümlük alan içerisinde bulunan çam ağaçları, maki bitki örtüsü yandı.

    Laden Sokak ve Yasemin Sokak üzerinde bulunan beş ev ve dört otomobil, zarar gördü.

    Bölge halkının yaşadığı çok büyük korku ve panik, ömürlerinden ömür aldı.

    Bir anda alevler arasında kalmak, canını, malını kaybetme ihtimaliyle burun buruna gelmek en az yangının verdiği zarar kadar yıkıcı, korkunç bir travmadır.

    Yangınla ilgili haberler verirken, geçmiş yangın haberlerinde okumaya ya da duymaya alıştığımız şu ifadelere rastlarsınız mutlaka. O da şu; “İtfaiye ekipleri, Sivil Savunma ekipleri, askeri birliklerden askerler, belediye ekipleri ve bölge halkı yangına müdahale etti.”

   Buna böyle klişeleşmiş cümle gibi bakar birçok kimse ama o kadar basit değildir o mücadele…

   Orada o ekiplerin verdiği mücadeleyi çıplak gözle görmeniz gerekir ki ne kadar zor ve takdir edilesi bir iş yaptıklarını anlayabilesiniz…

   Elbette İtfaiyenin ve Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığının asli görevlerindendir bu yangınlara müdahale, yangın çıkan bölgeye göre de o bölgede belediyenin, askerlerin ve bölge halkın katkıları eklenir buna.

   Takdir edilesi tüm çabalarına rağmen, bu ekiplerin her yangına müdahalesinin sonuç veremediğini biliyoruz, bazı yangınların dış destek alınmasına rağmen sönmediğini yakın tarihte yaşadık ve gördük. Yani önemli olan yangınların çıkmamasıdır.

   Peki yangınların engellenmesi, en aza indirilmesi ve daha erken müdahale etme yollarının bulunması için ülkemizde tedbir alınıyor mu? Kesinlikle hayır…  

   Defalarca benzer yangınlara maruz kaldığımız halde ders çıkarmıyoruz, yangınlara ve diğer felaketlere karşı kaderci bir yaklaşım içindeyiz, hiç olmaması için çaba sarf edeceğimize ne yaşarsak yaşayalım sonuçta “Yine de ucuz kurtulduk”, “Allah acıdı”, “yaraları saracağız” diyoruz, tüm yetkililer olay yerine koşar, sözde bölge halkını kucaklarlar, sonra da neden- sonuç ilişkileri unutulur gider…

   Birçok kez o yaralar sarılmaz da… Mağdur olanlar, sonraları açıklamalar, hatta eylem yapmak zorunda bile kalırlar kimi zaman…

   Şimdi Ağırdağ- Boğaz bölgesindeki yangının nedenine bakalım, çünkü bu konuda açıklama yapıldı ve “elektrik hatlarının rüzgârın etkisiyle birbirine temas etmesinden çıkan kıvılcımlar yangına neden oldu” denildi.

    Yani yine elektrik telleri… Onlarca yangının nedeni olarak açıklandı elektrik tellerinin birbirine temas edip kıvılcım yayması…

    Peki böyle bir durumda ne beklersiniz? Doğal olarak ormanlık alanlardaki elektrik tellerini gündemimize alıp, tedbirler üretmemiz değil mi? Ancak böyle bir şey olmuyor…

     Peki başka ülkeler ne yapıyormuş ve ne tavsiye ediyormuş bu konuda bir bakalım isterseniz.

     Öncelikle enerji nakil hatları tesis edilirken, ormanlık alanların dışında olacak veya yeraltından geçecek şekilde projelendiriliyormuş…

     Ülkeler, orman bölgelerinden geçecek enerji nakil hatları için tedbirler içeren çağdaş yönetmelikler hazırlar ve buna uyulmasını sağlarmış…

    Buna göre illaki buralardan direk geçecekse, başka teknolojik imkân yoksa, o zaman direkler ve iletkenler arası mesafeler gözden geçirilerek güvenlik sınırları yeniden belirlenirmiş…

    Orman bölgesinden geçen enerji nakil hatlarının yıl içinde birkaç kez periyodik bakımları zorunlu hale getirilirmiş…

    Hattın altındaki ağaçlar budanırmış ve altındaki otlar temizlenirmiş.

    Enerji nakil hatlarının sebep olduğu yangınlardan ilgili enerji dağıtım şirketi sorumlu olur, ondan hesap sorulur ve ona ciddi yaptırımlar uygulanırmış…

    Peki bizim bunları yapmamız o kadar zor mu? Bu ülke yönetenleri için zordur, en basiti olan hatların altındaki ağaçları budama ve altındaki otları temizlemeyi bile yapmıyorlar.

     Nereyi temizlediler ki? Yol kenarlarındaki otların temizlenmesi ve yangınların önlenmesi ihalesi bile koca yaz geçtikten sonra eylül ayının ortasında tamamlandı ve ekipler işe koyuldu.

     Yol kenarlarında onlarca yangın çıktıktan, neredeyse yeniden yeşil ot çıkmaya başladıktan sonra kuru ot temizliği yapıyorlar. Ha, ona da temizlik denirse tabii… Lefkoşa- Mağusa anayolu üzerinde yapılan kuru ot temizliği tam bir “dostlar alışverişte görsün” çalışması, göstermelikten öteye gidemiyor. O kadar özensiz, o kadar kalitesiz bir temizlik çalışması…

     Kimi kuru otları kesmişler, kimisini bırakmışlar… Hemen yolun kenarını göstermelik ama çok çirkin kesmişler ama bir adım ötede banketin tarlaya bakan bölümleri kalmış. Bariyerlerin etrafındaki otlar temizlenmemiş. İncecik saza benzer otları kesememiş nasıl olmuşsa bu ekiplerin aletleri. Kestiklerini iyi temizlememişler, tam bir rezalet…

     Yani biz bu ülkedeki yönetenlerden neler bekliyoruz ama onlar en basitini yapamıyor.

     Tabii orman yangınları konusunda Orman Dairesi’ne de çok büyük görevler düşüyor ama yokluklar, imkansızlıklar içindeki daireden çare beklemek, ölü gözünden yaş beklemek kadar imkânsız.

   Orman Dairesi, yangınları önlemek için yangın çıkma olasılığı yüksek yerleri tespit edip ciddi önlemler alıyor mu? Ormanlardaki yangın gözetleme kuleleri, özel kişilere kiralanması skandallarıyla karşınıza çıkması dışında esas misyonuyla kullanılabiliyor mu?

    Ha sahi, özele kiralanan gözetleme kulesiyle ilgili soruşturma ne oldu? O konuda sorumlu olan kişilerle ilgili soruşturma ileri götürülecek mi? O kişilerin davaları ne olmuştu sahi? Unutuluyor, unutturuluyor mu?

    Yangın çıkma riskinin yüksek olduğu yaz aylarında, ormanlarda yangınla mücadele

konusunda istihdam edilen mevsimlik işçiler yeterli eğitim aldı mı? Nerede? Bırakın eğitimlerini, o işçiler yasal çalışma sürelerinden fazla çalıştırılıyor, bu konudaki çabaları sonuç vermiyor ve bu mutsuz işçilerden kusursuz hizmet bekleniyor. Bu işçi sistemi de çare olsun diye değil, “olsun diye yapılan” bir organizasyondan öteye gidemiyor.  

    Ormanlara giriş- çıkışlar kontrol altında mı? Tabii ki hayır…

    Ormanlara ve aslında tüm arazilere yangına yol açan cam şişeler ve diğer camdan eşyalar, cam kırıklarının bırakılmaması için tedbir var mı, oralara bırakılanları toplamak gibi bir seferberlik var mı? Tabii ki yok…

    Benim de sorduğum soru mu yani? Ülkenin her tarafı çöplüğe dönüşmüş, çöplük ülkede cam şişeler, cam eşyalar, cam kırıkları olmaz mı?

    Peki ya insan hataları için tedbirler, cezalar ve eğitim var mı? Ormanlık alanlara yakın, ağaçlarla çevrili alanlarda evleri olanların, buralarda yangın çıkmaması için nasıl davranacaklarına dair eğitim, farkındalık çalışmaları var mı? Tabii ki yok…

     Piknik veya benzeri amaçlı yakılan ama iyi söndürülmeyen ateşler, izmaritlerin arazilere fırlatılması, orman alanlarında iş makinalarının risk yaratması, ısrarla tarlalarda anız yakılması ve tüm bunlara benzer, yangınlara yol açılmasına ibretlik cezalar var mı?

  Orman alanlarını ve orman alanları içindeki konutları, kulelerin peşkeş çekenlerden hesap sorulacak mı? İsteyerek yangın çıkaranların bu yaptığı cinayetle eş tutulacak mı?

   Çok fantastik şeyler yazıyor, olmayacak şeyler mi istiyorum? Hiç de değil. İstedikten sonra bunların tümü de yapılabilir. Çağdaş ülkeler ormanlarını korumak için bunları yapıyor. Yapılmak istendikten sonra, niyet olduktan sonra yapılıyor ama bizimkilerde bunu yapacak niyet de irade de yok.

    Ancak da yanan bölgelere gidip fotoğraf çektiriler, “vah vah” çekerler, halka “yanınızdayız” derler, üzgün yüz ifadeleri takınırlar, yanan zenginliklerimiz için duygusal ifadeler kullanırlar, yok “ciğerimiz yanmış”, yok “kalbimiz kül olmuş” gibi kötü edebiyat yaparlar ama neye yarar bunlar, her şey yanıp kül olduktan sonra?  Bilimsellikle, çalışmayla, projeyle, tedbirle değil de kadercilikle devam ettikçe daha çok yangınlar olur, çok şeyler kaybederiz…

02/10/2022 18:14
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Ali Baturay yazdı: Elektrik hatları hep böyle yangın çıkarmaya devam mı edecek?
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.