Ali Baturay yazdı: Eskiden çok duyar az inanırdık, şimdi hiç inanamıyoruz…

ads ads ads ads
17/08/2022

ads
ads
Ali Baturay yazdı: Eskiden çok duyar az inanırdık, şimdi hiç inanamıyoruz…

   Annem söylenen şeylere inanmadığında ya da söylenen şeylerin tam tersinin çıkacağını tahmin ettiğinde, elini de başının etrafında dolandırarak, “çok duy az inan” derdi.

    Bu sözü tatlı dilli, konuşmasıyla sizi etkileyebilecek ve başınızı belaya sokabilecek kişiler için de söyler, dikkatli olmamız için bu sözle nasihat ederdi.

    Onun inanmayacağını tahmin ettiğim bazı konuları sırf o sözü duyayım diye anneme söylerdim, beklediğim cevabı da alırdım: “Çok duy az inan…”

    Yani her şeyi dinle ama her duyduğuna inanma anlamına gelen bir söz…

    Küçük yaşlarımdan beri duyduğum “Çok duy az inan” sözünü gazeteci olduktan sonra da uyguladım.

    Hatta mesleğe atıldığımda anneme, “Anne tam dediğin gibi yapıyorum, çok duyuyorum az inanıyorum. Aslında tam da mesleğimize uygun bir söz. Mesleğimiz şüpheci olmamızı gerektiriyor” demiştim…

    Ancak meslekte öyle bir yere geldik ki; çok duyup neredeyse hiç inanmamaya başladık…

    Çünkü bu ülke “tutulmayan sözler cennetine” dönüştü… Hatta buna cennet demek de doğru değil, “tutulmayan sözler cehennemi” desek daha iyi olur…

     Seçim bildirgelerinde yazılanlar, seçim meydanlarında söylenenler, hükümet programlarına sıralananlar maalesef gerçeğe dönüşmüyor, suya yazılmış sanki de…

     Yalnızca onlar değil, süreç içerisinde de ülke yöneticileri birçok sözler verirler, “şunu yapacağız,  bunu yapacağız” diye ama ya bunlar hiç gerçekleşmez ya da bir miktarı olana kadar bekleye bekleye yedi yerinizden çatlarsınız…

     Bırakın sözleri, vaatleri, yapmaları gerekeni bile yapamayarak halkını mağdur ederler.

     Size bazı şeyler söylenirken, aptal yerine konulduğunuz hissine kapılırsınız.

     “Buna inanmamı mı bekliyorsun?” diye bağırmak geliyor insanın içinden…

    Bunlar nerden mi aklıma geldi? Nerden olacak, Başbakan Ünal Üstel’in “Devlet dairelerine personel alımında eğitime önem verilecek, terfilerde de liyakat için yasal düzenlemeler yapılacak” sözleri aklıma getirdi bu “çok duy az inan” sözünü…

     Başbakan “Kamu Reformu” ipuçları vermiş, eğitime ve liyakate önem verme yanında, kamu çalışanlarının yer değiştirmesi konusunda da yasal düzenleme gerekmesi halinde yapılacakmış, keyfi yer değiştirmelerin önüne geçilecekmiş…

   Dahası da var; bakanlıkların kurumsal yapıya kavuşturulması için de yasal çalışma başlatılacakmış ve bundan sonra koalisyon pazarlıklarında bakanlıklar altındaki daireler değişmeyecekmiş…

    Başbakan diyor ki; personel fazlası olan dairelerden ihtiyaç olan dairelere personel kaydırılması konusunu da hükümet ortaklarıyla ele alacaklarmış…

    Siz inanıyor musunuz bunların olacağına? Siz inanıyor musunuz UBP’nin böyle düzenlemeler istediğine? Ben inanmıyorum, hem de hiç inanmıyorum…

    UBP, istihdam yapamayacağı bir düzenleme getirecek ha? Partizanca istihdam yapamayacağı, mevcut sistemi delemeyeceği bir düzenleme? Bu durum UBP’nin varoluş nedenine terstir?

    UBP, terfilerde liyakate önem verecek ha? İşini iyi yapan ama UBP’li olmayan bir yöneticinin, bir müdürün görevde kalmasını isteyecek? Başbakan için, bakanlar için, yani UBP için seçimlerde koşturan kişiler atanmayacak da başka bir parti üyesi kişi liyakat gereği görevde kalacak ha?

    Hah, dünyanın ters dönmesi lazımdır bunun için… Böyle bir şey istemezler ama hade Başbakan ve kabinesi bunu istiyor diyelim, partilileri partiyi başlarına yıkar. Çünkü öyle alıştırılmadılar…

    Partiyi yönetenler partizanca istihdam yapmasın, niye halen yapıyorlar, her fırsatı değerlendiriyorlar, yapmamaları gerekir zaten ama yapıyorlar.

    İsteseler liyakati de bozmazlar ama bozuyorlar. Hatta bırakın başka partilerden kişilerin görevden alınmasını, parti içinde bile “onun adamı, bunun adamı, o daha çok koşturdu, onun arkası daha kalın” diye liyakati bozuyorlar, hak etmeyeni göreve getiriyorlar. Yapmasınlar… Bunun için yasa yapmaya gerek yok, ilke belirlesinler, yapmasınlar ama olur mu? Parti dengelerini nasıl kuracaklar? Lanet olası parti dengesini?

   Bazı bakanlar da emekliliğinde partilisi daha fazla kıdem tazminatı alsın, emeklilik maaşı daha yüksek olsun diye nöbetleşe müdür atarlar. Hem etik olmayan hem de devleti zarara uğratan bu atamaları neden yaparlar?

   Kamu çalışanlarının yer değiştirmesi konusunda da yasal düzenleme istersiniz ha? O zaman “Burası zor bir yer” diyen, bakan, milletvekili abisini arayıp kendini başka yere aldırtan kişilere bu torpilin yapmasını engelleyin. Şımartmayın partililerinizi, yüz vermeyin, bunu yapmamak elinizde ala yapıyorsunuz…

    Personel ihtiyacı olan ama orada çok iş var diye kimsenin gitmek istemediği ya da oradan kaçtığı sistemi siz yarattınız. Bakın personel sıkıntısı nedeniyle Trafik Dairesi’nde grev var, ne el atmıyorsunuz, bu kadar çok meraklıysanız?

    Siz Bakanlar Kurulu toplantısını İskele’de yaptınız ve toplantı sonrası, tüm ilçelerde bu şekilde Bakanlar Kurulu toplantıları yapacağınızı söyledikten sonra, “partililerimizle bir araya geleceğiz” dediniz. Diliniz sizi ele verdi. Akılınızda ne varsa dilinize de o geliyor.

    Ne demek ilçelerde Bakanlar Kurulu toplantısı yapacaksınız da UBP’lilerle bir araya geleceksiniz? Hükümet yalnızca UBP’lilerin hükümeti midir? Koalisyonda DP ve YDP olduğunu bile düşünmeden söylenen bir söz. Hükümet ya da Bakanlar Kurulu, UBP’lilerin, DP’lilerin, YDP’lilerin değil, tüm halkındır. Bakanlar Kurulu partiniz için değil tüm toplum için toplanır ama diliniz sizi ele veriyor, ilçelerde toplantı sonrası partililerinizle buluşacağınızı söylüyorsunuz.

   Partililerin Ekonomi Bakanı üzerinde baskı kurup, Ekonomi Bakanlığı’nda bakanla toplantı yapması ve orada kişisel taleplerini iletmesi de partinizin söylediğiniz konularda radikal kararlar veya yasalar yapamayacağının bir göstergedir.

    Zaman zaman medyaya yansır, “Falan bakan örgüt başkanlarını kabul etmediği için ona tepki gösteriyorlar” diye. Aslında örgüt başkanlarını bakanlıkta kabul etmeyen bakan doğrusunu yapar ama böyle yapmakla kendisini riske atar, çünkü onlar öyle alıştırılmış, parti işleri memleket işlerinden önce gelir.

   Üstelik Başbakanın söylediği şeylerin bir bölümü geçmişteki “Kamu reformu” çalışmasında vardı ama UBP o kamu reformunu beğenmedi, çünkü orada örneğin “üçlü kararname ile görevden alma- atama” sistemi kaldırılacaktı. UBP, üçlü kararnameden vazgeçemez ki… Bir müsteşar bir de özel kalem müdürü ile gelmek, müdürlüklere dokunamamak işlerine gelmez çünkü…

   Ben bu söylenenlere hiç inanmıyorum, bence bunları aslında Başbakan istemiyor ama hoşluk olsun diye söylüyor. “Bak ne güzel şeyler yapmak istiyor” desinler diye bu sözleri sarf ediyor. Dedim ya eskiden çok duyar az inanırdık, şimdi hiç inanamıyoruz…

 

 

17/08/2022 19:53
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Ali Baturay yazdı: Eskiden çok duyar az inanırdık, şimdi hiç inanamıyoruz…
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.