Ali Baturay yazdı: Gazeteci camiası, birbirini sevmeyen insanlar topluluğudur

ads ads ads ads
01/03/2021

ads
ads
Ali Baturay yazdı: Gazeteci camiası, birbirini sevmeyen insanlar topluluğudur

   Gazeteciler Birliği ile Basın Emekçileri Sendikası’nın birlikte organize ettiği gazetecilere yönelik sözlü saldırılarla ilgili protesto yürüyüşüne ben de katıldım.

   Bir arkadaşım telefon etti, canlı yayın yapan bir web TV’den beni eylemde gördüğünü söyledi.

   Arkadaşım; “Siz misiniz yalnızca saldırıya uğrayan, kimsenin kimseye saygısı kalmadı, sürekli birileri birilerine saldırıyor. Sosyal medya saldırılarla dolu” dedi.

   Öfkeli arkadaşım, “Üstelik medyada o kadar çok yanlı, birilerine çakma amaçlı, güdümlü haber görüyorum ki şu anda size yapılan saldırılara bile tepki koyamıyorum. Siz gazeteci olduğunuz için kendinize yapılan saldırıda sesinizi duyurdunuz ama sesini duyuramayan mağdurlar da var” diye de ekledi.

   Yürüyüşte telefona bakarken durakladım, “Moralimi bozmaya mı çalışıyorsun?” diye sordum ve beni sonra aramasını söyleyip, telefonu kapadım.

   Aslında haksız da sayılmazdı, evet ülkede kimsenin kimseye saygısı kalmadı gerçekten, kimisi rahatlıktan, kimisi pandeminin yarattığı çaresizlikten, herkes saldıracak birini arıyor.

   En fazla birlikteliğe ihtiyaç duyduğumuz zamanda, esas suçluları göremeyerek, sürekli suçlu arayıp birbirimize saldırıyoruz.

   Pandemi dönemi onlarca saçmalıkla uğraştık durduk, emin olun daha da uğraşacağız.

   Evet gerçekten mağdur olup sesini yeterince duyuramayan çok sayıda insan var.

   Gerçekten de medya mensuplarının özeleştiri yapması, hatalarını görmesi gerekmektedir ki daha iyi bir medyaya ulaşabilelim…

    Bir belgeselde görüp çok şaşırmıştım, yılana benzer bir sürüngen, sanki başka bir canlıya saldırır gibi kendi kuyruğunu kavramış yutmaya çalışıyordu, yani kendi kendini yemek yutmak istiyordu, tuhaf bir şekilde.

    Medyayı zaman zaman kendi kuyruğunu kavrayıp, kendi vücudunu yutmaya çalışan o sürüngene benzetiyorum.

    Medyada yolunda gitmeyen şeyler var, sanki yörüngeden çıkmış gibi, üstelik medya mensuplarının, gazetecilerin çoğu birbirini sevmiyor, bir kaşık suda boğacak kadar birbirlerinden nefret ediyorlar.

    Bu durum nereye kadar gider, nerede durur bilemem ama gerçek olan bir şey var ki; bu bölük pörçük haliyle bile halkımızın medyaya ihtiyacı var.

    Her şeye rağmen medya, gazeteciler bu ülkeye lazımdır, bugün çoğunun cesaretlerini yetersiz, değinemedikleri konuları fazla bulsanız da tümüne ihtiyacımız var.

   Bu dağınıklık içinde bile parça parça değinilen, haber yapılan, ön plana çekilen haberler ülkeyi baştan başa değiştiremiyorsa da bazı kesimleri frenleyebiliyor.

    Zaman zaman atılan bir manşet, bir dosya haber, bir web TV’den bıkmadan usanmadan irdelenen bir konu deşifre ediyorsa bazı yolsuzlukları, istismarları, beceriksizlikleri ve halkın gözünü açmasına vesile oluyorsa fena mı olur?

    Atılan bir manşetle, yazılan bir köşe yazısıyla, “söylenilemez” sanılan şeyin söylenmesi, irdelenmesi topluma cesaret verebiliyor.

    Bugün kızdığınız medya organlarına, gazetecilere yarın hepinizin ihtiyacı olabilir, o nedenle medya susmamalıdır, susmaması, kısıtlanmaması için elden gelen yapılmalıdır.

    Bugünkü eylemde birbirini hiç sevmeyen birçok gazeteci, aynı uğurda yürümüştür, bu bir anlamda iyiydi…

    Çoğu kez ucu kendisine dokunduğunda sesini çıkaran, başkalarına yapıldığında susmayı tercih eden bir yapı da var bu medyada.

    Kendisi başkaları mağdur olurken susanlar, kendilerine bir şey yapıldığında herkesin bağırmasını isterler...

    Bir meslektaşımız bir haksızlığa uğradığında, onu sevsek de sevmesek de ona yapılanın yanlış olduğunu söyleyebilmeliyiz, çünkü bugün ona yapılan yarın bize yapılabilir.

    Mesela Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın, kendisini eleştirdi diye gazeteci Esra Aygın’a sosyal medyada “ucuz ve onursuz” gibi ağır ifadeler kullanması eleştirilmeyecek bir şey midir, bir devlet adamının kullanacağı ifadeler midir?

     Tatar’ın “Avrupa Birliği, Covid-19 aşılarını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinden değil de Rum hükümeti üzerinden gönderirse kabul etmem” gibisinden sözlerini ben de eleştirmiştim, aslında Esra Aygın’a yapılan hakaret, benzer eleştirileri yapan herkese gitmiştir. İşin ilginç tarafı Tatar, öyle demesine rağmen aşıları kabul etmiştir…

     Yine meslektaşlarımızın aleyhine Türkiye’den dava açılıp, orada yargılanmak istenmesini de doğru bulmuyorum… “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyebiliriz ama yarın sıranın bize gelmeyeceğini kim söyleyebilir ki?

     Meselelere “kişisel rakiplerimiz” ya da “sevdiğimiz- sevmediğimiz” üzerinden bakmamalıyız. Medyanın ya da gazeteciliğin zarar görmemesini istiyorsak, birbirimizi savunabilmeliyiz. Uğraşacak o kadar şey varken birbirimizle uğraşmamalıyız.

01/03/2021 22:59
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Ali Baturay yazdı: Gazeteci camiası, birbirini sevmeyen insanlar topluluğudur, haberkibris,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.