Ali Baturay yazdı: Hem kaybedenlerin hem de kazananların alacağı dersler vardır

ads
ads
20/10/2020

ads
Ali Baturay yazdı: Hem kaybedenlerin hem de kazananların alacağı dersler vardır

   Bir cumhurbaşkanlığı seçimi değerlendirmesi yapacağım için öncelikle kazananı tebrik etmeliyim, bu nedenle Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Ersin Tatar’ı kutlar, yeni görevinde başarılar dilerim.

    Sayın Tatar’ı cumhurbaşkanlığına taşıyan nedenleri tek tek irdeleyebiliriz ama bir gerçek var ki seçimi kazandı ve beş yıl boyunca o görevde kalacak…

     Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan sonra hiçbir aday iki kez seçilemedi.

     İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Üçüncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Dördüncü Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, ikinci kez seçilmeyi başaramadı.

     Sırasıyla bir sağ görüşlü, bir sol görüşlü adaylar ipi göğüsledi ve sıra sağ görüşlü Ersin Tatar’a geldi.

     Bu bir rastlantı olabilir ama ikinci kez kazanamayanların kimisi müzakereler sonrası başarıya ulaşılamaması ve bir tepki ya da bıkkınlık sonucu sorumlu tutuldu, kimisi partisindeki sorunlar nedeniyle ilişkilendirildi cezalandırıldı, kimisi parti içindeki sorunlar nedeniyle tabanını ve diğer seçmeni motive edemedi.

    Seçim sonuçları aslında hem kaybedenler hem de kazananlar tarafından iyi irdelenmelidir.

    Tüm kaybeden adaylar neden kaybettiğine iyi bakmalıdır…

    Elbette kazanan tarafın lehine birçok etken vardı, elbette seçim “eşit rekabet” ortamı içinde olmadı ama tüm bunlara rağmen yapılabilecekler yok muydu, ya da durum neden bu noktaya geldi, karşı tarafın adımlarına karşı daha stratejik adımlar atılabilir miydi?

    Kaybeden adayların ve partilerinin tüm bunları uzun uzun konuşmaları, gerektiği yerde özeleştiri de yapabilmeleri gerekir…

    Gerekçeler bularak ardına sığınmak kolaydır, gerçekten de ciddi gerekçeler olabilir ama sırf gerekçelere sığınırsanız ve hiçbir şey yapmazsınız, kendi hatalarınızı, ihmallerinizi, stratejik adım atamamama zaafınızı göremezseniz yeniden mağlubiyete maruz kalırsınız.

    Aynen bir futbol maçında olduğu gibi, hakem rakip lehine haksız penaltı verse de, hak ettiğiniz penaltıyı sizin lehinize vermese de, rakibin futbolcusuna vermesi gereken kırmızı kartı vermese de, size hak etmediğiniz kırımızı kart çıksa da maçı kazanmanın yollarını bulmak şarttır, kaçırdığınız gollere yanmanız değil, neden atamadığınızın cevabını bulmanız gerekir. 

    Elbette hayat bir futbol maçı değildir, seçim de futbol maçı değildir, kazanan adayın hükümette olmanın ya da Türkiye’nin desteğini almanın avantajını kullanması elbette ciddi bir katkıdır ama kaybeden kazanmak için, buna rağmen galip gelmenin yolları bulunmalıdır.

    Hakeme rağmen maç kazanmak daha anlamlıdır.

    Hayat bir satranç da değildir ama satranç oynar gibi hamleler iyi yapılmalıdır.

    Soldaki partiler ve soldaki adayları dikkate alacaksak, ortada konjonktür bakımından önemli bir dönüşüm, stratejik bir gelişme olmadığı sürece seçimler onlar için hep zor geçmiştir.

    Ülkede sağ seçmen, sol seçmenden hep daha fazla olmuştur ve solun kendini tüm halka ve seçmene anlatması daima daha zahmetli olagelmiştir.

    Bakın ilk turda sağda kaybedenlerin bir aday üzerinde birleşmesi, solda ilk turda kaybedenlerin bir aday üzerinde birleşmesinden az farkla da olsa daha fazla oldu.

    Üstelik ikinci turda seçimi kaybedene oy verenler içinde sağ seçmenler olduğunu da söyleyebiliriz.

     Demek ki seçimde “dengesiz rekabet” olduğunu ve kazananın lehine olan etkenlerin fazlalığını kabul etmekle birlikte kaybedenlerin de yalnızca “mağdur edildik” üzerinden gitmemesi ve durumu iyice irdelemesi şarttır.

    Demek ki kaybeden için bu ülke seçmeni üzerinde seçim zamanı değil de normal zamanda durması ve onu hazırlaması gerekir.

   Parti içi sorunlar da sol partilerin sağ partilere göre seçimlerden hep daha yaralı çıkmasına neden olmuştur, bu nedenle iç sorunların “gerçekten” giderilmesi gerekmektedir, öyle görüntüde değil, öyle dost görünüp, fırsat bulduğunda diğerini kuyuya itecek gibi değil… 

    Kaybeden tüm adayların seçmene küsmemesi, neden kendini tercih etmediğini anlamaya çalışması şarttır, “denedik ama anlatamadık” deyip bırakmamak, mücadeleyi sürdürmek lazımdır.

    “Olmadı, hade bana eyvallah” deyip de sahneden çekilmek, temsil ettiğiniz kitlenin mücadele gücünü kırar, motivasyonunu yok eder ve gelecek planlarını bitirir.

    Siyasi yaşam bir mücadeleyse ve bu iş toplum için yapılıyorsa, mücadeleden vazgeçmemek gerekir.

    Dersler çıkarıp, yeniden denenmelidir, siyaset böyle bir şeydir, inişleri çıkışları vardır.

    İkinci tur seçimi ele alacak olursak, sonuç yakın çıktı ve neredeyse kaybeden taraftaki seçmenin yarısı kazanan adaya ve ona destek verenlere bir mesaj vermiştir, bu mesajın da kazanan taraftan alınması gerekmektedir.

    Kazanan da kazanırken neden bunu kıl payı elde ettiğine, neden ülkenin yarısının diğer adayı tercih ettiğine, çok sayıda insanın neden seçim sürecinde ona tepki gösterdiğine ve eleştiri yaptığına iyi bakmalıdır. Kazanan kişi, yani sayın Ersin Tatar, bu saatten sonra herkesi gerçekten kucaklayabilmenin yollarını bulmalı, ayrışmanın, cepheleşmenin en azından kendi tarafından sonlandırıldığını göstermelidir.

     Seçim bitti, şimdi herkes üzerine düşen dersi almalı, özeleştiri yapmalı, çalışmalı ve geleceği inşa etmeye başlamalı, kaybeden taraf, tüm camiasıyla ve bu camiayı büyüterek, bu kez kazanabilmek için mücadele vermeli, ülke menfaati için kazanan kişiyi de yanlışa düşmemesi için markaja almalıdır.

    Kazanan da dersler alarak başarılı olmanın yollarını bulmalı, “ardında hiçbir şey bırakmadan gitti” dedirtmemeli, başarı sağlayamadığı zaman ikinci kez kazanabilmenin ilki kadar kolay olmadığını iyi bilmeli ve geçmiş üç adayın yaşadıklarına bakarak bunun ne kadar zor olduğunu görebilmelidir…

20/10/2020 18:43
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: ali baturay, korona virüs, kıbrıs, hükümet,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.