Ali Baturay yazdı: Hiç gerek yokken birçok genç yüksek lisans ve doktora ile eğitimini uzatıyor

ads
ads
29/10/2020

ads
Ali Baturay yazdı: Hiç gerek yokken birçok genç yüksek lisans ve doktora ile eğitimini uzatıyor

   KKTC’de işgücüne dahil olmayan nüfus içerisinde en önemli oranı yüzde 30 civarıyla eğitimine devam edenler oluşturuyormuş.

    Yani çalışmayan kesim arasındaki en yüksek oranı, yüzde 30’la üniversite eğitimi devam gençler oluşturuyor ki ülke nüfusunu göz önünde bulundurduğumuzda oldukça yüksek bir rakam.

    Bu rakamları ben uydurmadım; Digi Veri Araştırma Merkezi’nin Ticaret Odası için hazırladığı “Ekonomi Bülteni”nden alıntı yaptım. Söz konusu bülten bize birçok konuda ışık tutuyor.

    Bültende de belirtildiği gibi, eğitimine devam edenlerin bu kadar yüksek oranda olması, hizmet sektörü ağırlıklı bir ekonomiye sahip KKTC’nin işgücü piyasasıyla uyumsuzluk gösteriyor, özellikle özel sektördeki vasıfsız işgücünün Türkiye’den ve diğer ülkelerden temin edilmesine neden oluyor.

    Üniversite eğitimi almak tabii ki önemlidir, tabii ki herkesin hakkıdır, kimseye “üniversite eğitimi alma” deme hakkımız yoktur ama bu eğitimin planlı olması, hem kişilere hem de ülkeye faydalı hale getirilmesi gerekmektedir.

    Bir ülkede gençlerin üniversite eğitimi alması bir soruna, verimsizliğe, işsizliğe dönüşüyorsa bu konuda bir tedbir almak, planlama yapmak şarttır. Ülkedeki tüm gençler üniversite eğitimi alacak ama bu durum fayda değil de sıkıntı yaratacaksa buraya el atılmalıdır.

     Ülkede “ihtiyaç fazlası olan alanlara” yönelik ilgi düşmek bilmiyor, gençler ısrarla ülkemizde yoğunluğu olan mesleklere yöneliyor ve iş bulma şansını düşürüyor.

     Üniversite eğitimi alacak gençlerin ciddi yönlendirmeye ihtiyacı vardır, ülkede boşluğu bulunan, ihtiyaç duyulan bölümler için cezbedici tedbirler alınmalıdır, hatta iş garantisi yaratılmalıdır ki gençler oraları tercih etsin.

     Fazlalığı bulunan alanlarda iş bulamayan kişiler, eğitimi elverirse başka mesleklere yöneliyor ama çoğunluğu üniversite eğitimi gördükten sonra vasıfsız işçilerin yaptığı işi yapmayı “ayıp” sayıyor, üniversite eğitimi alan kişinin bu tip işler yapamayacağına inanıyor, tabii ki bunun karşılığı da işsizliktir.

    Zaten gençler üniversite eğitim süresini yüksek lisans ve doktora yaparak uzatıyor.

    Lisans, yüksek lisans, doktora derken çok yüklü eğitim ücreti ödeyen gençler ve aileleri bu defa da “maaşı” beğenmiyor. Genç iş bulsa da maaş onu kesmiyor, onca pahalı eğitimden sonra alınan maaş, eğitim karşılığı gibi görülmüyor. “Başlayım, tecrübe kazanayım, maaş sonra yükselsin” demiyor gençler, doktora eğitimini bitirmiş, doktor unvanı almış kişiler işe müdür olarak başlamak, yüksek maaş almak istiyor, halbuki hiçbir işyeri eğitimini yeni bitirmiş kişiye, tecrübe kazanmadan en yüksek makamı da maaşı da vermez. Üstelik ülkemiz iş yaşamındaki maaş politikası hiç de günümüz şartlarına uygun değilken.

    Gençler, üniversitesini bitirip hayata atılacağına, süreyi akademik yükselme için harcıyor.

    Elbette akademik kariyer önemli bir olaydır, kişinin doktor unvanı alması küçümsenecek bir durum değildir ama önce “Ne işime yarayacak?” diye düşünmek lazım.

    Akademisyen olacaksan tamam ama olmayacaksan, önce mesleğine yönlen, orada tecrübe kazan, hiçbir işine yaramayacaksa daha işin başında doktora yapmanın anlamı nedir?

    Hatırlıyorum da KIBRIS Gazetesi’nin rahmetli Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Akpınar, muhabirlik için iş başvurusu yapan kişilerin yüksek lisans ve doktora gibi eğitimlerini pek avantajdan saymazdı, “Bana ne yüksek lisanstan, doktoradan? Haber yazmayı biliyor mu?” diye sorardı.

    Rahmetli Akpınar, “Haber yazmayı bilsin, akıllı, yetenekli, iş bitirici olsun da isterse lise mezunu olsun, haber yazamayan, kendini yetiştiremeyen kişi yüksek lisans, doktora yapsa kaç yazar?” derdi.

    Evet, birçok işyeri için bu durum geçerlidir, önemli olan kalabalık akademik unvanlar değil, kişinin iş yapabilmesidir. Kişinin akademik bilgisini pratiğe ne kadar yansıtabildiği ve verimli olabildiği önemlidir.

     Ülkemizde gözü kapalı, bilinçsiz şekilde üniversite eğitimine yönelme ve fabrikasyon mezuniyetler vardır… Herkes yüksek lisans ve doktora eğitimini çok kolay yapıp, bitirebiliyorsa, bunların bir özelliği kalmayacak duruma geliyorsa, burada bir sorun var demektir, enflasyonu yaratılan her şey kalitesizleşir.

     Birçok iş alanı, üniversite mezunlarından memnun değildir, artık mezun olmak yeterli değil, kendini kanıtlayabilmek önemlidir ki kendini kanıtlamak demek, yüksek lisans ve doktora yapmak demek değil.

     Çalışmayan nüfus içinde yüzde 30 kişinin eğitimine devam edenlerin oluşturması sürpriz değildir çünkü lisans eğitimini yapan gençler, yüksek lisans ve doktora ile eğitim süresini uzatıyor.

     Bu durum hem aileler için ciddi maddi kayba neden oluyor, hem de gençlerin meslek sahibi olma süresini uzatıyor, onlara zaman kaybettiriyor… Üstelik yukarıda da belirttiğim gibi uzun ve pahalı eğitim, gencin iş ve maaş beğenmemesine neden oluyor. Bu arada birçok genç, ihtiyaç fazlası bölümleri seçtiği için işsizlik oranı yükseliyor, üniversiteli işsizler ordusu oluşuyor.

     Dahası; üniversite eğitimi gerektirmeyen iş alanları boş kalıyor, buralarda çalışacak kişiler yurt dışından getiriliyor. Bugün üniversite mezunu olmayan ama iş kurmuş, işyeri ile kendisini kanıtlamış, kariyer edinmiş, başkalarına istihdam sağlayan çok sayıda insan var, bu kişilerin gençlere örnek olması için görünür kılınması da önemlidir. 

    Ülke nüfusu içindeki genç işsizlik oranı ise 2019 yılında yüzde 20’ye yakındır ki bu da ülke nüfusu için ciddi bir rakamdır.

    Yine Ticaret Odası’nın “Ekonomi Bülteni”nden aldığım şu tespite bakın. Bültende deniyor ki; “2018 yılında yaşanan dövizdeki artış, Güney Kıbrıs’ta çalışmayı daha cazip hale getirdi ve son üç yılda güneyde çalışan KKTC vatandaşlarının sayısı yaklaşık 3 kat artış gösterdi.”

     Yukarıda yazdıklarım ile şimdi yazdığım bu güney meselesi bir çelişki yaratıyor gibi gelebilir size ama değil. Evet, Güney Kıbrıs’ta çalışan Kıbrıslı Türklerin çoğunun yaptığı iş, üniversite eğitimi de gerektirmiyor ama maaşın Euro ödenmesi caziptir, alınan maaş Türk Parası’na çevrildiğinde ciddi bir rakama dönüşüyor. Kişi mesleğini yaparken mutluysa, çalışma yaşamında sömürülmüyorsa, özlük hakları veriliyorsa, yaşamını rahat geçirecek bir maaş alıyorsa başka ne isteyebilir ki?

     İşte burada güneyde çalışmaya gidenlerin durumunu yalnızca “Euro maaşa” da bağlamamak lazım, evet etkisi büyüktür ama KKTC’deki çalışma yaşamındaki defolar, hak gaspları, devletin işvereni denetlememesi, devlet çalışanı ile özel sektör çalışanı arasındaki uçurumlar da büyük etkendir.

     Bazı gençlerimizin eğitim gördüğü ülkede çalışmaya başlayıp ülkemize dönmemesi, birer beyin göçüne dönüşmesi de benzer sorunlar nedeniyledir.  Partizanca istihdamlar, girse bile kamudaki verimsizlik, kişinin kamuda körelmesi, özel sektör iş yaşamındaki sorunlar, dış ülkelerde eğitim alan gençlerimizi ülkemizden uzaklaştırıyor.

     Demek istediğim o ki; ülkemiz gençleri için genel bir meslek politikası belirlenmeli, hem üniversite eğitimi almak isteyenleri doğru yola sevk etmek için ciddi çalışmalar, planlamalar, cezbedici yönlendirmeler yapılmalı hem de üniversite eğitimi almayacaklar için… Aksi taktirde “birçok genç için işe yaramayan üniversite eğitimini”, “hayatından memnun olmayan, mutsuz ve işsiz gençleri” konuşmaya, istatistiklerde göstermeye devam ederiz.

29/10/2020 17:27
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: ali baturay, kktc işsizlik, haberkibris, kıbrıs,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.