Ali Baturay yazdı: Hiçbir alanda can güvenliği ön planda değil, hiç olmadı…

ads ads ads
23/05/2022

ads
ads
Ali Baturay yazdı: Hiçbir alanda can güvenliği ön planda değil, hiç olmadı…

  Bu ülkede insan yaşamının hiçbir önemi yoktur…

  Hem de hemen hemen hiçbir alanda…

  Ne yediğimiz içtiğimiz denetleniyor, ne soluduğumuz hava…

  Ne denizde, ne trafikte güvenliğimiz var ne de çalışma yaşamında…

  Hiçbir alanda can güvenliği ön planda değil, hiç olmadı.

  Bu ülkede yaşıyor olmak bile bir rastlantı ya da şanstır artık.

   İş kazalarıyla ilgili onlarca haber yaptık, onlarca köşe yazısı yazdık, TV programlarımıza onlarca uzmanı konuk ettik, ilgili sivil toplum örgütleri de onlarca açıklama yaptı, basın toplantısı düzenledi ama nafile…

   Bu ülkede hiçbir şey değişmiyor, çünkü yönetenler sorunları dikkate almıyor, çare üretmiyor, bu çerçevede çalışma güvenliği de önemsenmiyor.

   Birçok iş kazası meydana geliyor, insanlar ölünce haberimiz oluyor, ölmediğinde birileri duymuyor.

  Geçtiğimiz gün 69 yaşındaki bir kadın, bir fabrikadaki iş kazasında yaşamını yitirdi.

  Dikkatinizi çekerim, 69 yaşında, yani emeklilik yaşında ama bu ülkede insanlar emekli olamıyor ki…

   Ya geçim sıkıntısı nedeniyle, ya geçinemeyen/ maddi zorluk çeken çocuğuna, torununa katkı yapabilmek için insanlar 75- 80 yaşlarında bile çalışmak zorunda kalıyor.

   Ülke şartları insanlarımıza emekli olma, hayatının son bölümünü rahat geçirme şansı vermiyor.

   İnsanlar eli ayağı tutarsa ölene kadar çalışıyor, çalışmak zorunda kalıyor.

   Bakın işte, 69 yaşındaki bir kadın, bir pazar günü çalışıyordu.

   Çalışması bir yana güvenli bir ortamda da çalışmıyordu.

   Sakın gene bana, “kazdır yahu”, “görünmez kazadır”, “kim isterdi ki böyle şey olsun?” gibi, hafifletici şeyler söylemeyin kabul edemem.

   Hiçbir işyerinde böyle mazeretler kabul edilemez.

   Tüm işyerlerinde muhtemel tüm kazalar hesaba katılarak, tüm tedbirler çok ciddi bir şekilde alınmalıdır.

   Bu işin uzmanları vardır, birçok şirket bu uzmanlardan hizmet almaktadır, hedef iş kazası riskini sıfıra indirmektir.

   En tehlikeli/riskli mesleklerde bile iş kazası riski sıfıra indirilmelidir, çünkü insan yaşamı söz konusudur ama bizim ülkemizde insan yaşamının önemi olmadığı için, işte böyle emeklilik yaşındaki bir kadın bir pazar günü iş kazasında hayatını kaybedebiliyor.

  Çalışma yaşamı bu ülkede hiç iyi olmadı, her dönem sorunlu oldu…

  İşçiler ne özlük haklarına tam anlamıyla sahip olabildi ne de güvenli ortamlarda çalışabildi.

   Sağlıksız ortamda çalıştı, tehlikeli ortamda canı burnunda görev yaptı, çok uzun süreler çalıştırıldı, sosyal sigorta/ ihtiyat sandığı yatırımları yapılmadı, maaşı geç ödendi, bazen ödenmedi de… Mobbinge de uğradı tacize de…

   Çalışma yaşamı eziyet doludur, çile doludur, birçok işyerinde insanlar işçi değil adeta esir gibi çalıştırılmaktadır ama kimin umurunda?

    Ölenin ardından “vah vah” çekmek, ailesine başsağlığı dilemek, cenazesine gitmek, ülkeyi yönetenlerin suçunu hafifletmez.

    Son dönemlerde iş kazalarına yoğun olarak ülkemizde çalışan yabancılar maruz kalmaktadır…

    Maalesef yabancıların ölümü, yerli halktan birisinin ölümü kadar ses getirmiyor, ailesi bile buralarda olmayan insanların cansız bedenini ülkesine göndermek bile sorun oluyor.

   İnsan hayatının yerlisi, yabancısı mı olur? Can candır, ne zorluklarla bu ülkeye gelen, ailesine, yakınlarına iki, kuruş göndersin diye emek veren insanların ülkemizde can vermesi, bizim için bir utançtır…

   Zaten iş kazaları da yerli yabancı, tanımıyor, tedbir alınmayan her yerde herkesi içine çekiyor…

   Ha bu arada yeni ekonomik protokolde iş yaşamıyla ilgili birkaç madde var; birisi “Toplu iş Sözleşmelerinin süresi bitiminden sonra otomatik olarak uzamayacak olması” diğeri de “Emeklilik sisteminin gözden geçirilecek olması, ‘Emeklilik Reform Planı’ hazırlanması” meselesi…

   Çalışanların koşullarını daha iyi noktaya getirmek, hem özlük haklarını korumak, hem çalışma güvenliğini sağlamak gibi bir dert yok. Aksine niyet, hak budama, sanki haklarını alabiliyorlarmış gibi…

   “Emeklilik Reform Planı” ile muhtemelen emeklilik yaşı 65’e çıkarılacak, yani işçinin lehine değil aleyhine bir şeyler çıkacak oradan, çünkü bu ülkede emekçinin başı göğe erdi.

    Bir de diyecekler ki “birçok Avrupa ülkesinde emekli yaşı budur, hatta üstü de var…”

    Peki, o Avrupa ülkelerindeki yaşam seviyesi, refah düzeyi, işçi hakları, iş güvenliği ve emeklilik sonrası yaşlıların devlet tarafından korunması uygulaması bu ülkede var mıdır?

    Hayır, yoktur, hele özel sektör çalışanın hiçbir avantajı yoktur, eğer şansı varsa ve bir şekilde iş kazasında ölmemişse, öyle zor şartlarda çalışmıştır ki 60 yaşında emekli olan bir çalışan zaten 80 yaşındaki insanın yorgunluğundadır.

   Ha bu arada 60 da olsa, 69 da, 80 de zaten yine çalışmak zorunda kalıyor emekliler son nefesine kadar, ya kendisi geçinemediği için ya da geçim sıkıntısı çeken çocuğuna- torununa bakmak için.

    O Avrupa ülkelerinde olduğu gibi sağlık hizmetleri bizim emeklimizin ayağına gelmiyor, tam tersine bizdekiler ne doktora ne de ilaca ulaşabiliyor…

    Bizim ülkemizde emekliler- yaşlılar, bakımevlerinde sefalete sürükleniyor, ölüme terk ediliyor, akıl almaz dramlar yaşatılıyor onlara, çok kısa süre önce yaşadık, gördük bunları.

    Çağdaş ülkelerde olanların milimi dahi bizde yok, bu nedenle oraları örnek göstererek çalışan haklarını budamaya çalışmayın, örnek alacağınız yerin önce iyi taraflarını uygulayın, aklınız hep vermeden almakta olmasın…

23/05/2022 19:16
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Ali Baturay yazdı: Hiçbir alanda can güvenliği ön planda değil, hiç olmadı…
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.