Ali Baturay yazdı: İnsanları aşılıyoruz kovitten ölmesin diye ama onlar çaresizlikten intihar ediyor...

ads ads ads
23/06/2021

ads
ads
ads
Ali Baturay yazdı: İnsanları aşılıyoruz kovitten ölmesin diye ama onlar çaresizlikten intihar ediyor...

   Demeçler/ basın açıklamaları üzerinden bir hayat biçiyorlar bize.

   Hiç gerçekleşmeyecek bir hayli lâf kalabalığı…

   Olabilecekler de yapılana kadar yedi yerinizden çatlarsınız…

   Vaat dinlemekten, yalan duymaktan bıktık…

   Hele araya yerleştirilen hamaset ya da milliyetçilik dersleri hiç çekilmez.

   Sıkıştılar mı başlarlar vatan- millet- bayrak edebiyatına, duyan da sanır ülkeyi onlar bizden çok sever, onlar sever de biz vatanımızı vatan bilmeyiz…

  O kadar bıktık ki bunlardan, midemiz bulanıyor, yıllardır aynı şeyleri ısıtıp ısıtıp önümüze sürüyorlar.

  Sen her geçen gün artan pahalılığa çare bulamıyorsun, batıp giden iş insanlarına, mahvolan esnafa, işsiz kalan halkına hiçbir şey yapmıyorsun, reel sektör de özel sektör emekçisi de umurunda değil.

   İntiharlar arttı, insanlar arka arkaya intihar ediyor, görmek istemiyorsun.

   Hatırlatırım bugün de intihar vardı…

   40’lı, 50’li yaşlardaki insanlar patır patır ölüp gidiyor, çaresizlik insanları öldürüyor, umurunuzda mı?

   Döviz krizi gündeminizde bile değil ama zam yapabiliyorsunuz halen, tüp gaza, akaryakıta…

   Akaryakıta kısa aralıklarla zam yaptınız, bunun zincirleme pahalılığa yol açacağını bildiğiniz halde.

   Ülkede bir perişanlık var ama göremiyorlar, bütün dert önümüzdeki UBP Kurultayı, yaklaşık iki yıldır bir kurultay meselesidir kurtulamadık gitti.

   Başbakan Ersan Saner, Türkiye’ye gitti, Türkiye Başbakan Yardımcısı Fuat Oktay’la görüştü ve basına yönelik yaptıkları konuşmada, Sayın Saner, “Kıbrıs’ta barış vardır, 1974’te barış sağlanmıştır” dedi.

   Ne alaka şimdi bu? Neden bunları söylüyor Başbakan Saner? Soran mı oldu şimdi ona bunu?

   Kıbrıs sorunu mu konuştular Sayın Fuat Oktay ile?

   Başbakan Saner, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’dan rol mü çalıyor?

   Neden biliyor musunuz? Çünkü söyleyecek sözü yok...

   Zaten diğer sözleri de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür, şükran…

   Türkiye aşı gönderiyor, Türkiye yol yapacak, Türkiye hastane yapacak, Türkiye e-devlet merkez binası yapacak, Türkiye sulama projeleri yapacak, Türkiye TÜK’ün 1.2 milyon borcunu silecek, Türkiye yangın helikopteri gönderecek, şunu yapacak, bunu yapacak ve Başbakan Saner de bunların kendi hanesine yazılacağını sanıyor.

   Neredeyse her şeyi oraya devrettiniz işte, size de müjdesini vermek kalıyor, hatta bazen siz müjdeyi vermeye de yetiştiremiyorsunuz, biz oradan duyuyoruz.

   Çocuklar gibi seviniyorsunuz bunları söylerken, sanki kendiniz yapmış gibi, çünkü kendi hanenize yazılacağını sanıyorsunuz…

   Hade büyük büyük yatırımlar oradan yapılıyor da sizin yapmanız gerekenler? Sizinkiler ne olacak?

   Yol lazım tabii ki, hem de çok lazım ama ya halkın şimdi acil sorunları, yol yenir mi, yol içilir mi, yol işsizliği önler mi, yol borçları öder mi, yol iflası önler mi, yol pahalılığı bitirir mi?

   Yeni bir hastane lazım mı? Tabii ki lazım, hem de çok lazım ama hastane yenir mi, hastane içilir mi, hastane işsizliği önler mi, hastane borçları öder mi, hastane iflası önler mi, hastane pahalılığı bitirir mi?

    e-devlet merkez binasının yapılması, TÜK’ün 1.2 milyonluk borcunun silinmesi, yangın helikopteri gönderilmesi yararlı işler mi? Evet yararlı işler ama bunlar da hükümetin yapması gereken ve yapamadığı işlerin önüne geçemez.

   “Ha, bak aşı gönderilmesini aynı kefeye koyma o hayati konudur” diyeceksiniz. Evet hayati, evet çok önemli, evet hayatın devam etmesi için önemli, turizm için önemli, eğitim için önemli, insan sağlığı için önemli, evet çok önemli... Teşekkür ederiz Türkiye’ye ama aşıya ulaşmakla da hükümetin işi bitmiyor.

    Bakın aşılıyoruz insanları ama diğer çaresizliklerini çözemediğiniz için intihar ediyorlar.

    Bakın aşılıyoruz insanları ama baş edemedikleri sorunlardan dolayı ani ölümlerle aramızdan ayrılıyorlar…

    Sen insanının sorunlarına çare bulamazsan, sen evine ekmek götüremeyen insanları göremiyorsan, sen iflas edenleri görmezden geliyorsan, borcundan dolayı hapse gidenleri/ gidecek olanları göz ardı ediyorsan, sen işsiz kalanları ya da iki kuruşa canını yiyenleri görmemekte diretiyorsan ve tam tersi zam yapıyor, hak budamakla uğraşıyorsan, antidemokratik şeyleri dayatmaya çalışıyorsan övünmek senin neyine?

 Şükranla, Türkiye’den yapılacak yardımları müjdelemekle, hükümet ettiğinizi mi sanıyorsunuz?

 Sayın Fuat Oktay ise “kendi ayakları üzerinde duran, haklarını koruyabilen, güçlü, bağımsız, üreten bir KKTC için çalıştıklarını” söyledi.

 Maalesef bunların hiçbiri olmayacak, kendi ayakları üzerinde duran bir devlet için reel sektörün güçlendirilmesi gerekir.

 Halbuki pandemi sürecinde Kuzey Kıbrıs’ta reel sektör perişan oldu, bitti…

 Pandemi döneminde hükümet reel sektörü görmezden geldi, Türkiye’den yapılacak yardımlarda, reel sektörü ayağa kaldıracak proje yaratılmadı, o kadar da “yapın” diye çağrılara rağmen...

  Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde ve sonrasında partizanca istihdamlar yapılması, devlet olanaklarının peşkeş çekilmesi, kamunun özendirilmesi, adeta kamuya istihdamın rüşvet gibi sunulması ayakları üzerinde durmak isteyen bir zihniyet midir?

  “İstenmediğiniz” bir adayın kaybetmesi, “istediğiniz” bir adayın kazanması için bunlar mubahsa, “istenen bir hükümet” devam etsin diye gereksiz atamalara, gereksiz danışmanlara, zoraki yaratılan istihdamlara göz yumulursa, KKTC nasıl kendi ayakları üzerinde duracağının sinyalini versin?

    “Üreten bir KKTC” diyorsunuz ama üretenin perişanlık yaşadığı, battığı, kamunun özendirildiği, erken genel seçim yatırımı olarak şimdiden insanlara istihdam ve diğer devlet olanaklarının sözünün verildiği bir devlette üreten değer mi görür, üreten üretebilir mi, üretenin elektriği ve diğer girdileri onu her geçen gün aşağıya çekerse, Türkiye’deki ve dünyadaki rakipleri karşısında nasıl durabilir?

    Akıl almaz işler yapan, ekonomik akıldan yoksun, halkının faydasına iş yapamayan, reel sektörü koruyup, güçlendiremeyen, turizmde açılım yapamayan, eğitimi batıran bir hükümet varsa ortada ve bunları yaparken size güveniyorsa, KKTC güçlü olamaz.

    “Bağımsız bir devlet” diyorsunuz ya, hayır ortada size “bağımlı” hem de çok sıkı bağımlı hem de o kadar ki “siz yapın onlar müjde versin” derecesinde bir “bağımlı” hükümet ve devlet var ortada…

    Keşke her şey demeçlerdeki, güzel, yaldızlı sözlerdeki kadar gerçek olsa, keşke bu konuşulanlardaki kadar güzel ve yaşanır bir ülkeye sahip olsak. Maalesef söylenenlerle yaşananlar çelişiyor.

    Her gün intihar var, her gün ani ölümler var bu ülkede, dün de vardı, bugün de var, yarın da olacak muhtemelen, bugüne kadar hiç olmadığı kadar... Perişanlık var, felaket durumda bu ülke ve bu akılla daha da olacak… Güzel demeçler, hamaset, milliyetçi söylemler bunları engelleyemiyor maalesef…

23/06/2021 22:41
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Ali baturay, haberkibris, kıbrıs, korona virüs,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.