Ali Baturay yazdı: Milletvekilleri devlet hastanesinden kaçarsa, vatandaş ne düşünür?

ads
ads
15/09/2020

ads
Ali Baturay yazdı: Milletvekilleri devlet hastanesinden kaçarsa, vatandaş ne düşünür?

    YDP’li yetkililerin Lefkoşa Dr. Burhan Nalbatoğlu Devlet Hastanesi’ndeki pandemi merkezinde yaşadığını iddia ettiği sorunlarla ilgili hekim ve hemşirelere dönük ifadelerini doğru bulmamış, eleştirmiştim.

    Bu yazıdan sonra pek çok kişinin, “Sen devlet hastanesinde yattın mı ki öyle konuşuyorsun?”, “Sen devlet hastanesindeki ortamları biliyor musun?” diye sorularına muhatap oldum.

    Evet biliyorum… Son yıllarda birkaç sağlık sorunum oldu, ameliyat olmam gerekti, tümünü de Lefkoşa Dr. Burhan Nalbatoğlu Devlet Hastanesi’nde oldum.

    Daha iki ay önce orada kasık fıtığı ameliyatı oldum, bir aksilik çıkmazsa kasım veya aralık ayında da tiroit nodülü ameliyatı olacağım…

     Lefkoşa Dr. Burhan Nalbatoğlu Devlet Hastanesi’ndeki hekimlere ve diğer sağlık ekibine güveniyorum.

     Evet orası dört- beş yıldızlı otel konforunda değil, evet bazı aksaklıklar var.

     Zaman zaman haber servisimize devlet hastaneleriyle ilgili şikayetler de geliyor ama bunlar, bu hastanenin hepimiz için çok önemli olduğu gerçeğini değiştirmez.

      Mesela iki ay önce ameliyat olmak için pazar günü hastaneye yattım.

      Yatmadan önce, iki hemşire öğleden sonra serviste tek tek hastalarla ilgileniyor, ilaçlarını veriyor, iğnelerini yapıyordu, başka personel olmadığı için yarım saate yakın bu işlemlerin bitmesini bekledim.

      Sinir olmadım, of puf çekmedim, sınırlı personel hastalara bakıyordu, işlerinin bitmesini bekledim, biraz beklesem ölmezdim ki, ölmedim de…

      Sonra yatağım hazır değildi, biraz da görevlilerin çarşafları değiştirmesini bekledim.

      “Beni niye bekletiyorsunuz?” diye bağırıp çağırmadım.

      Zaten oraya yatmaya gitmiştim, ha şimdi yattım ha yarım saat sonra, ha 15 dakika sonra, ne fark eder ki?

      Yine beni bekleyen başka bir sürpriz vardı, koğuştaki erkek tuvaletlerini su bastığı için kapısı kapatılmıştı, kapatılmasa da girmek mümkün değildi, çünkü adeta havuz gibiydi.

      O gün, günlerden pazar olduğu için tamir edecek kişi bulunamadı, tüm pazar öyle geçti, mecburen engelli tuvaletini kullanmak zorunda kaldık, yine sinir olmadım, öfkelenmedim.

      Tümüne de çok rahat ulaşabileceğim, bakanı, müsteşarı, başhekimi ya da başhekim yardımcılarını aramadım.

      Pazartesi tamir edildi, her şey normale döndü, tuvaletlere girebildik artık…

      Altı kişilik bir koğuşta başka vatandaşlarla birlikte yattım, “Ben özelim, beni özel odaya alın” demedim.

      Hastaneden ayrılana kadar orada yatan ve ben taburcu olana kadar sonradan gelen toplamda altı kişiyle dostluk kurdum, sohbet ettim…

      Hastaneye gelmeden önce de üç aşağıya, beş yukarıya bunlarla karşılaşacağımı biliyordum, çünkü daha önce de bu hastanede tedavi veya ameliyat oldum, yakınlarım yattı, imkanları da imkansızlıkları da biliyorum.

     Özel bir hastanede ya da klinikte kasık fıtığı ameliyatı olacak kadar param var, olabilirdim yani.

     Ancak ben özel sektör çalışanı bir sigortalıyım, çalıştığım yerler kesintisiz 28 yıldır Sosyal Sigortalara yatırım yapıyor, ilk çalışmaya başladığım günlerde yatırımlarımı yapsalardı, aksatmasalardı, yatırımlarım 30 yılı aşacaktı.

     Ben sigortalıyım ve sigortalı olmanın gereği olarak hastanede ameliyat oluyorum, “devlet hastanesi dar gelirlilerindir”, “özel hastane/ özel klinik varlıklı kişilerindir” zihniyetine karşıyım. 

     Hastanedeki bazı aksaklıkların, yersizliklerin farkındayım ama hekimlere, hemşirelere güveniyorum, yaşadıkları tüm sorunlara rağmen görevlerini, layıkıyla yaptıklarını biliyorum ve her defasında da memnun ayrıldım.

     İnsan insandır, hekimler “dar gelirliyi” farklı, “geliri iyi olanı” farklı ameliyat etmiyor ki, onlar için önemli olan bir insanı iyileştirmektir, yaptıkları yemin bunun içindir.

     Özel insan kimdir ki? “Ben özelim, özel ihtimam isterim” ne demektir?

     Bana göre bütün insanlar özeldir, bulunduğu nokta ne isterse olsun insanlar arasında ayrım olmamalıdır, kişiler de kendini başkalarından üstün ve özel görmemelidir.

     Elbette yalnız, tek başına, özel bir odada olmak daha rahattır, tüm dünyada artık koğuş sisteminden vazgeçiliyor, altı kişi bir odada yatmak, acısı, ağrısı olan kişinin bütün gece ah, vah çekmesi, inilti sesi gelmesi uykunuzu kaçırıyor, sizi daha huzursuz edebiliyor, biliyorum kolay değil ama zaten hastane ortamı kolay değil.

     Geçmişte aynı koğuşta birlikte yattığım, sohbet ettiğim yaşlı bir amca bir gece yaşamını yitirmişti, günlerce etkisinde kalmıştım… Yani koğuşun zorlukları vardır ama ne yapalım amiral gemisi hastanemizi öyle inşa etmişler, inşallah yenisinde koğuş sistemi olmayacak.  

    Ancak hastane dediğin şey, beş yıldızlı da olsa hastanedir, hastaneye eğlenceye değil, tedaviye gidilir.

    En kolay ameliyatı olmak için bile ruh haliniz bozulur, küçük da olsa içinizde endişe olur, oraya dinlenmeye veya başka bir şey yapmaya değil, tedaviye gidiyorsunuz ve imkanlar ölçüsünde orada en iyisini yapmaya çalışırlar.

    Altı kişilik odada yattım da bana bir şey mi oldu, özelliğim mi kayboldu, bir şey mi kaybettim kişiliğimden?

     Yok, hiçbir şey olmadı, aynı kişi girdim, aynı kişi çıktım, hiçbir şeyden de şikayetim yok.

     Muzırlık etmeye niyetim olsa yapardım, çünkü istedikten sonra çok bulursunuz ama nereye geldiğimin ve imkanların farkında olduğum için, memnun girdim, memnun çıktım.

     Hem ben az mı gördüm özel kliniklerde ağırlaşan hastaların devlet hastanesine kaldırıldığını?

     Hepimizin zorda kaldığında geleceği yer orası olduğuna göre baştan gitmek daha iyi olmaz mı?

      Bakan da insandır, milletvekili de insandır, müdür de insandır, paralı işadamı da insandır, sokaktaki Mehmet Dayı da insandır, Pakistan’dan, Sri Lanka ’dan gelen işçi de insandır, Nijerya’dan, Ürdün’den gelen öğrenci de insandır…

      Makamlar ve para insanlığınızda bir yükselme yapmaz, belki size öyle gelir, belki siz yükseldiğinizi sanırsınız, makam sahibi olmak, size “özel ilgi görme isteği” uyandırabilir ama anatomik olarak hiçbirimizin birbirimizden farkımız yok.

     Bugünün Sağlık Bakanlığı birçok hata yapsa da aslında sağlıktaki sorunlar ya da sağlıktaki sistemsizlik bugünün sorunu değil, yıllardır birçok sıkıntı yaşanıyor.

     Zaten bugün yaşadığımız tıkanıklığın nedeni de geçmişteki sorunların bugüne yansımasıdır, geçmişten gelen sorunlara bugünün beceriksizlikleri ve yetersizliklerini ekleyince endişeleniyoruz, hastanelerde hizmette yetersizlikler yaşanıyor.

      TIP-İŞ, Tabipler Birliği ve Hemşireler ve Ebeler Sendikası zaten uzun zamandan beridir uyarı yapıyor, sorunların çözülmesi için talepte bulunuyor, geçtiğimiz günlerde pandemi ekibi de “yeter artık” deyip takviye istedi.

      Ülkeyi yönetenlerin ve parlamentodaki milletvekillerinin, tüm siyasilerin, bu sorunların çözülmesi için çaba sarf etmesi gerekir…

     Yok da Covid-19 gibi ciddi bir hastalığa yakalanıp hastaneye gitmişken orada kişisel kapris ya da siyasi hesap yapasınız…

     Yok da aylardır özverili bir şekilde hizmet veren pandemi ekibine, haksız suçlamalarda bulunasınız…

     Yok da normal vatandaşın uyduğu kurallara uymayıp kendi sağlığınızı da riske atasınız ve sonra da sizinle ilgilenmiyorlarmış gibi biriniz Türkiye’ye diğeriniz özel hastaneye kaçasınız…

     Bakanlar, milletvekilleri, hastaneye güvenmez, yatmazsa, devletin pandemi sistemi içinden kaçmak için fırsat ararsa, vatandaşta nasıl bir izlenim doğar sizce?  

     Halkçı olmak, milletin vekili olmak, milletten kaçarak ayrıcalık istemekle bağdaşır mı acaba?

     Eleştirmek kolaydır, önemli olan eleştirdiklerinizle yaşam tazınızın, yaptıklarınızın uyuşabilmesidir, çelişmesi değil.

     

15/09/2020 19:09
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: ali baturay, erha arıklı, bertan zaroğlu, kıbrıs korona virüs haberkibris,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.