Ali Baturay yazdı: Ne ülkeyi yönetenler çevreye sahip çıkıyor ne de halk…

ads
ads
05/06/2020

ads ads
Ali Baturay yazdı: Ne ülkeyi yönetenler çevreye sahip çıkıyor ne de halk…

    Bu ülkede hiç önem verilmeyen şeylerden birisi de çevredir…

    Üzüntü verici olan şey, halk da çevreye sahip çıkmıyor.

    Yani her konuda yönetenleri eleştiriyoruz, çevre konusunda da büyük günahları var ama ya halk?

    Halk çevre konusunda üzerine düşeni yapıyor mu?

    Kıbrıs Türk halkının büyük bir bölümünün eleştirilecek en önemli zaaflarından birisi de çevreye duyarsızlığıdır.

    Hatta duyarsızlık kelimesi hafif gelir, Kıbrıs Türk halkının büyük bir bölümü çevrenin, doğal değerlerin katilidir.

    Bir toplum bu kadar mı tüketir kendi ülkesini?

    Bir toplum bu kadar mı ihanet eder ülkesine?

    Bu kadar mı umursamaz olur?

   Çevresine saygılı olmayan bir toplumun kendisine de saygısı yok demektir.

   Çevreyi, doğal değerleri yok etmek, geleceğimizi karartmakla eşdeğerdir.

   Doğaya verdiğimiz tahribatın acısını son yıllarda fazlasıyla çekiyoruz ama bundan ders almıyoruz.

   Ne halk çevreye sahip çıkıyor ne de ülkeyi yönetenler…

   Bu ülkede Çevre Bakanlığı, Çevre Dairesi hep üvey evlat muamelesi gördü.

   “Olsa da olur olmasa da” düşüncesi hakim oldu.

   Çevre Bakanlığı’nı hep başka bakanlıkların kuyruğuna bağladılar, son yıllarda da Turizm Bakanlığı’nın…

   Gelmiş geçmiş tüm bakanlar ağırlığı turizme verdi, çevreyi hep ikinci planda tuttu.

   Bakanlar, çevreyi “eh işte uyduğunda bakarız” moduyla yönetti.

   O bakanları takdim ederken çevre bile anılmadı, direkt “Turizm Bakanı” dediler onlara…

   Turizm tabii ki ülkemiz için çok önemlidir ama katledilmiş bir çevreyle nasıl turizm yapacaksınız ki?

   Çevre Dairesi, yıllardır olanaksızlıklar, yetersizliklerle boğuşuyor.

   Ne personeli yeterli ne araç gereci yeterli ne de mevcut yasaları uygulayabiliyorlar.

   Bu güzel adanın en fazla ihtiyacı olan bakanlık ve daire; Çevre Bakanlığı ile Çevre Dairesi’dir ama ne yazık ki onlar da göstermelik olmaktan öteye gidemiyor.

   Çevre Dairesi, bazen bir yerden çöp kaldırmaktan bile aciz kalıyor.

   Çevreye çöp dökenler ya da çevreyi katledenler için caydırıcı cezalar yok.

   Hatta mevcut cezalar bile uygulanamıyor…

   Bu ülkede geçmişte “Cezasını öderim noro suyunu (hellim altı suyu) ovaya dökerim” diyen iş insanları çıkmıştır ve döktükleri noro sularıyla çevreyi katletmiştir.

    Ne ağaçları katledenler, ne çevreye lağım dökenler, ne vahşi hayvanları öldürenler, ne dereleri yok edenler, ne dereleri çöplüğe dönüştürenler, ne çöpünü gelişigüzel arazilere bırakanlar, ne göletleri/ barajları çöpe çevirenler, ne çöplükleri ateşe verenler, ne kentleri egzoz dumanına boğanlar, ne fabrikasından çıkan dumanı filtrelemeyenler ceza görebiliyor…

    Hiçbiri ama hiçbiri yaptığının cezasını çekmiyor.

    Çevreyi kim katlederse yanına kalıyor…

    Devlet bile duyarlı değil, yıllardır Teknecik Elektrik Santrali bacasından bölge halkının üzerine kül yağıyor ama yıllardır buna bir çare bulunamıyor.

    Yıllardır sahillerin gasp edilmesi, denizlerin içine kadar girilip doldurulması engellenemiyor.

    Yıllardır caretta caretta kaplumbağalarının yuvalama alanları darmadağın ediliyor.

    Yıllardır denizlerimiz kirletiliyor…

    Yıllardır ovalar, araziler, ağaçlık alanlar naylonların, plastiklerin ve diğer çöplerin istilası altında.

    Yıllardır Girne Belediyesi’ne ait arıtma tesisinin yetersiz kalıp denize taşmasının çaresi bulunamıyor.

    Yıllardır derelerin ihlal edilip, üzerine bina yapılmasının önüne geçilemiyor, çok büyük sel baskınlarına uğradığımız ve bu baskınlarda 4 de can kaybı olduğu halde.

    Yıllardır inşaat alanında bir plan yok, verimli topraklar, yeşil alan her geçen yıl yok ediliyor ve yıllardır imar planı bile yapamıyoruz, plan yapmaya çalışırken bile kimi çevreler rant derdine düşüyor.

    Bırakın ovalardaki, ormanlardaki ağaçları, kent içlerinde de ağaç görmeye dayanamıyoruz, saçma gerekçelerle ağaçları katlediyoruz, yeşil alanları daraltıyor, yok ediyoruz.

     Kent içlerinde asırlık ağaçları budama gerekçesiyle kel ediyor, 6 yıl, 7 yıl, 10 yıl geriye atıyoruz; “yeniden açacak” diyoruz ama ne zaman, neden onları ağaç halinden çıkarıyoruz da 10 yıl sonra, eski haline gelmesi için bekliyoruz?

     Çevreye değer vermediğimiz ve tedbirsizliğimiz nedeniyle her yaz başka bir ormanımızı yakıyor, kül ediyoruz.

    Gözümüz gibi bakmamız gereken, bin yaşına yaklaşan, bu ülkenin anıt ağaçlarını bile yaktık…

    Önümüzde Lefke’deki CMC madeni gibi bir çevre felaketi enkazı varken, her fırsatta ülkeye kirli yatırımları getirmeye çalışıyoruz.

     Öte yandan CMC enkazını da kaldırmayı başaramadık, o bölgedeki kanser hastalıklarının fazlalığı nedeniyle insanlar büyük korku yaşıyor.

     Yani demek istediğimiz çevre konusunda bilinç de yok, eğitim de yok, ciddi tedbirler de yok.

     Evet tüm dünyada çevreye yönelik müdahaleler büyük sorundur ama yine de birçok ülke doğal değerlerine sahip çıkıyor, çevresini temiz tutuyor, hem doğal güzelliklerini gelecek nesillere taşıyor hem de bunları turizm zenginliğine çeviriyor ama biz birçok ülkenin arayıp da bulamayacağı doğal güzelliklerimizi, tarihi değerlerimizi yok etmek için elimizden geleni yapıyoruz.

     “5 Haziran Çevre Günü”nü kutluyorlarmış, bir de ülke yöneticileri bir hayli güzel sözü yan yana getirip açıklama yapıyor. İnanın bunları okuyunca beni sinir basıyor.

    Sen çevreye olumlu anlamda ne yapıyorsun ki çevrenin gününü kutluyorsun?

    İnanmadığınız şeyi niye kutlarsınız ki?

    Çevre anlamında berbat durumda olan bir ülke, çöp içine gömülmüş bir ülke, hangi yüzle çevre gününü kutlar ki?

05/06/2020 19:35
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.